GRANİT TARİHÇESİ NEDİR.....? MERMER TARİHÇESİ NEDİR ......? ( MERDİVENLER & MUTFAK TEZGAHLARI ) UYGULAMALARI NASIL OLMALIDIR.......?

 

 

Granit

nedir?

 

Doğal granit dünyamızın milyonlarca yıl süren jeolojik oluşum dönemlerinde yer kürenin derinliklerinde kuvars,

feldspat, mika ve başka bir takım kayaç ve yapıcı minerallerin birleşmeleri ve daha sonra değişik sebeplerle yeryüzüne yükselmeleriyle oluşmuş kayalardır.

Doğadaki en sert minerallerden biri olan kuvars ve türevlerini uygun olarak içlerinde bulundurması sebebiyle aşınma ve çizilmeye dayanıklı çok sert bir yapı kazanan granit,

aynı zamanda değişik minerallerin oluşturduğu bir renk harmonisine sahip dokusu itibariyle dekoratif, uzun ömürlü ve sağlam bir yapı malzemesi olarak kullanıma imkân vermektedir.

Granit doğadaki en sert yapı malzemesi olması nedeniyle diğer yapay malzemelerde görülebilecek dezavantajlara sahip olmadığı gibi, sağlıklı ve uzun ömürlüdür.

Son zamanlarda seramiklere de GRANİT adı verilmektedir.

Asıl adı, yapay bir malzeme seramik olduğu halde,reklamlarda kısaca GRANİT seramik ifadesi kullanılmaktadır.

GRANİT doğadaki en sert yapı malzemesi olduğundan, sert ve dayanıklı imajını vurgulamak için seramiğin başına eklenmekte, bu da tüketiciyi yanıltmaktadır.

Doğal granit tabiattan bloklar halinde alınmaktadır. Bu bloklar kesim makinesi olan katraklarda kesilerek levhalar elde edilir.

Levhalar ocaktan alınan granit bloğunun büyüklüğüne göre farklılıklar gösterse de genelde 1,20x2,40 cm ebatlarının üzerindeki ölçülerde olmaktadır.

Granit levhaların kalınlıklarında genelde kullanılan ve tercih edilen 2 cm veya 3 cm olmakla beraber müşteri projesine ve talebine göre istenilen kalınlıkta levha üretimi mümkündür.

Granit blok kesilerek granit levhalar elde edildikten sonra bu levhalar cilalanarak parlak bir yüzey elde edileceği gibi,

istenildiği takdirde müşteri talebi doğrultusunda granitin kullanılacağı projeye uygun olarak yakılmış, çekiçlenmiş, kumlanmış veya yarım cilalanmış yüzeyler de elde etme imkanı vardır.

Cila işlemine tabi tutulmuş merdiven basamaklarının uç kısmına kaymayı önlemek amacıyla bant konulabilir veya basamakların yüzeyi yakma - kumlama işlemi ile pürüzlendirilebilir.

Cilalanarak hazır hale gelen levhalar daha sonra müşteri projeler doğrultusunda ebatlanır, kenar işlemleri yapılır, delikleri delinir ve projeye uygulanmaya hazır hale getirildikten sonra ambalajlanarak nakledilir.

Plakalardan yapılacak ebatlama işlemi müşterinin talebi ve projesi doğrultusunda gerçekleşir.

Kalınlığı 1 cm olan ince granitler; özellikle yenileme yapılan inşaatlarda mevcut döşemenin üzerine yapıştırılarak uygulamada kot farkı meydana getirmediği için kolaylık sağlamaktadır.

İnce ürünler kalibre edilerek ebatlılarda dörtkenarına pah kırılabilir.

İnce granitler dış cephede de 2 cm kalınlıktaki granitlere oranla binaya daha az yük getirmekte, hatta alt yapısı ağırlığı nedeniyle granite uygun olmayan binalara dahi granit cephe giydirme imkanı sağlamaktadır

 

 

GRANİT

TABİYATTA

OLUŞTUĞU ŞEKİL

 

 

Granit,

yer kabuğunda böyutlan 8 km’ye varan düzensiz kütleler halinde,

kimi zaman da yüzlerce kilometre karelik alanlara yayılan batolitler (dipsiz kayaç) biçiminde bulu­nur.

Aynca daykların ya da sillerin (öteki kayaçların arasındaki yarıklara sokulan lev­ha yapılı kütleler) içinde de görülür.

Başlıca bileşeni feldispat olan granitte plajiyoklaz ve alkali feldispatlann

her ikisi de genellikle bol olarak bulunur ve bunların granit içindeki göreli miktarları sınıflandır­mada temel oluşturur.

Çoğu granitte, bu iki feldispat türünün birbirine oranı ikiden küçüktür.

ABD’nin doğu, orta ve güneybatı kesimlerinde, İngiltere’nin güneybatısında,

Fennoskandiyen (Baltık Kalkanı) yöresin­de,

Fransa’nın batı ve orta kesimlerinde,

İspanya’da ve başka birçok yerde rastlanan granit türleri bu niteliktedir.

Plajiyoklaz feldispat içeriği alkali feldispatlara oranla çok fazla olan granitlere ABD’nin batısın­daki geniş alanlarda sık rastlanır;

bunlar,

Alaska ve İngiliz Kolumbiyası’ndan

başla­yarak güneye doğru uzanan,

Idaho ve California’dan geçerek

Meksika’ya ulaşan büyük batolitler dizisinin egemen kayaç türüdür.

Alkali feldispat içeriği plajiyoklaz feldispatlara oranla çok fazla olan granitlere ise New England’da rastlanır.

Bunlar İngil­tere’de Tersiyer (Üçüncü) Dönemde (y. 65-2,5 milyon yıl önce) oluşan kayaçların içinde ve Norveç’te Oslo yöresinde görece küçük kütleler halinde bulunur.

Ama en gelişkin olduğu yer Nijerya’nın kuzeyidir. Yüzde 20′den daha az kuvars içeren kayaç- lar genellikle granit olarak adlandırılmaz;

bu kayaçların içerdiği kara (ferromagnezyum ağırlıklı) mineral miktarı hacim olarak en çok yüzde 20′dir. Granitin içerdiği ikincil önemdeki mineraller, muskovit,

biyotit, amfibol, piroksen, ender olarak da fayalittir (demirli olivin).

Biyotit kimi zaman çok az miktarlarda olsa da her tür granitte hemen her zaman görülen bir mineraldir.

Sodalı amfiboller ve piroksenler (ribekit, arfvedsonit, aejirin) alkali granitlerin tipik mine­ralleridir.

İki feldispat türünden birinin ağırlıklı miktarlarda bulunmadığı granitler­de, amfibol ya da piroksen temel bileşen olarak bulunmaz;

bu durumda kara mine­ralleri genellikle

biyotit, muskovit

ya da her ikisi birden oluşturur.

 

 

 

GRANİT

ÖRNEKLERİNDEN

BAZILARI

 

 

 

 

 

MERMERİN

TARİH  SÜRECİ

Mermer oluşumun tarihi 650 milyon yıl önce başlamıştır.

Günümüzde en çok kullanılan malzemeler sınıfın da yerini tutmaktadır.

Mermer kireçtaşı olarak bilinirler.

Bu kireç taşlarının temelini karbonatların birikmesi oluştur.

CaCO3 içeren mermerler geçmiş yıllardan beri içlerinde bulundurdukları suyu dışarı attıkları zaman taşlaşmaya başlarlar.

Mermerler milyonlarca yıl önce olduğundan dolayı tortullaşmalardan kaynaklanan ısı değişimlerinin yarattığı

baskılardan dolayı ortaya çıkmaya başlarlar.

İnsanoğlu mermer kullanımı yüzyıllarca önce başlamıştır.

İnsanoğlu mermeri geçmiş yıllarda eşya olarak kullandılar.

Bazı toplumlarda mermerlerden yapılmış silahlar günümüzde müzelerde sergilenmektedir.

Mermer ve taş sektörü eski çağlardan beri gelişimini hızla sürdürmüştür.

Ülkemizde şuan faal halde 62 tane mermer ocağı bulunmaktadır.

Eski çağlarda yontma sistemi kullanılarak elde edilen taşlar şimdilerde ocaklarda ve fabrikalarda şekil

almaktadır.

Mermer kullanımı eski zaman mimarlıkta en çok kullanılan malzemelerden bir tanesiydi.

Bunun sebebi mermerin doğada bulunma sayısının diğer malzemelere göre çok daha fazla olması ve

taşıyıcı gücünün çok olmasıdır.

Mermerler ağır hava koşullarına çok uzun süre dayanırlar.

Mermerlerin dış görünüşü insanları geçmiş yıllardan beri cezp etmiştir.

Mermerin en çok kullanıldığı çağ İ.Ö 1400 yılları olarak bilinir.

Mermeri tercih eden toplumların başında ilk olarak Frigya’lılar gelmektedir.

Mermerin merkezi Anadolu’dur.

Romalılar zamanında mermercilik en görkemli yıllarını yaşamışlardır.

Osmanlı heykellerinde mermer kullanması ile bu çağlara öncü olmuştur.

Anadolu da büyük çağlarda mermer kullanımı ve ustalığı üzerinde çok sayıda okullar açılıp bu sanat dalının

gelişimi sağlanmıştır 

 

 

GRANİT  

KÜP  TAŞLAR

 

 

 

Geçmişten günümüze

Anadolu’da

mermer

İnsanın taşla tanışması herhalde onu ilk avını vurmak ya da düşmanından korunmak için kullanmasıyla

başlar.

O zamanlar mermeri diğer taşlardan ayırmasına gerek yoktu.

Ama taşların sertliklerinin birbirinden farklı olduğunun ayrımına vardığında,

birini diğerinin işlenmesi için kullanabileceğini de öğrendi.

İlk yerleşim birimlerinin Anadolu’da kurulmaya başladığını biliyoruz.

Bu dönemlerde kullanılan taşlar, kolay işlenebilen tüfler, katmanlı kireç taşları (veya mermerler) ve yine

kolaylıkla plakalara ayrılabilen kayrak veya şistlerdi.

Bu taş ocaklarında bulunan el araç ve gereçlerine bakıldığında

İ.Ö. üçbili yılların sonuna kadar taş, tahta ve bakır kullanıldığını,

ikibinli yıllarda taş ve tunç yanında çok az da olsa demirden yapılma araç ve gereçlerin bulunduğunu,

birinci binli yıllarda ise gelişmiş demir araç ve gerecin her yerde yaygınlaştığını görürüz.

Her ne kara Miletos’un kuruluşu ikinci bin yılının ortaları,

Ephesos’un birinci bin yılın başları ise de, doğal taşların en güzeli mermerin altın çağı

İ.Ö. yedinci y.y.’da başlar.

İ.Ö. yedinci y.y. ile İ.S. 7. y.y.’a kadar süren bu döneme, aslında eski çağlara koşut olarak

“Mermer Çağı” denilebilir.

Bu dönemde dünyanın hiçbir yerinde, Anadolu’daki kadar çok mermer işletilip kullanılmamıştır.

Yine bu dönemde Anadolu’da yapılan görkemli yapılara,

olağanüstü güzellikteki mermer heykellere, kabartmalara, tapınak işlemelerine hiçbir yerde rastlanmaz.

Dünyanın yedi harikasından; Artemis tapınağı ve Halikarnas Mausoleum’u

bu dönemin tarihe damga vuran yapıtlarıdır.

İ.Ö. 356 yılında yakılan 2. Artemis tapınağı,

aslına uygun olarak ama çok daha görkemli bir biçimde tam 220 yılda tamamlandı.

Depremlerden etkilenmemesi için tapınak,

bataklık zemin üzerine yün ve kömür döşenerek inşa edildi.

55. 10 x 115.14 m. genişliğinde bir alana yapılan tapınak,

17.65 m. yüksekliğinde

127 sütunla çevrelenmişti

ve tüm tapınak Anadolu’nun her yöresinden getirilen mermerlerle yapılmıştı.

Tapınağın ön yüzünde iki kolon arasındaki genişlik 8.70 m.’dir.

Bu iki kolonu birleştiren ve tek parçadan oluşan işlemeli ön aynanın ağırlığı ise 24 tondur.

O günkü koşullarda bu parçanın yerinden nasıl çıkarıldığı,

Ephesos’a nasıl getirildiği ve 20 m. yüksekliğe

24 ton ağırlağındaki bu tek parça mermerin nasıl yerleştirildiği çözülmüş değildir.

Mermerin bu dönemde bu kadar önem kazanması

Anadolu’da binin üzerinde işletme açılmasına neden olmuştur.

Bu işletmeler, Afyon İscehisar, Denizli, Bafa Gölü çevresi ve Selçuk yakınlarında yoğunlaştırılmıştır.

Bu bölgelerdeki baazı ocaklardan yüzbinlerce m3 mermer çıkarılmış olanları vardır.

İşletmelerin hızlı artışı üretim yöntemlerinde de inanılmaz gelişmelere neden olmuştur.

Bugün modern teknoloji olarak nitelendirdiğimiz uygulamalar,

aslında o dönemlerde temel olarak mantığa dayanan uygulamalardı.

İlk tel kesmenin

Afyon İscehisar,

İzmir Ayaklıkır ve

Bafa gölü çevresindeki

ocaklarda uygulandığını belirten izler ne yazık ki burada yeni açılan işletmeler tarafından yok edilmiştir.

Tarihte ilk katrak ise İ.S. ikinci y.y.’da 115 - 220 yılları arasında Ephesus’ta kurulmuştur.

Restorasyon alanındaki mermer fabrikası içinde, kesimi yarım kalmış

Bilecik bej blok,

katran volanı,

su kanalları,

cila için ayrılmış bölümler ve fabrika sahibinin yandaki evinin duvarlarını

süsleyen cilalı mermerler ikibin yıllık teknolojinin en güzel örnekleridir.

Yedinci y.y.’daki büyük deprem ve onu izleyen akınlar, göçler, savaşlar bu altın çağın kapanmasına

Anadolu’da Kara Dönemin başlamasına neden olmuştur.

Bu dönemden sonra

ne Bizanslılar

ne Selçuklular,

ne de Osmanlılar

aynı yoğunlukta mermer işlememişlerdir.

Ocaklardan yine murç ve çekiçle çıkarılan mermer blokları el işçiliği ile yontularak kiliselerde,

hamamlarda, camiilerde, saraylarda ve kervansaraylarda kullanılmıştır.

Cumhuriyet döneminde ise

Osmanlı’dan kalan Taş Ocakları Nizamna’mesi ile işletilmeye bırakılmış,

mermer ocaklarına güvenilerek mermer sanayiinin gelişmesi beklenemezdi.

1985 yılında mermerin Maden Yasası kapsamına alınmasıyla mermer sanayinin ivme kazandığı görülür. 1

980′lerde neredeyse yok denecek kadar az olan mermer dış satımımızın

1995′de 70 milyon doları aşması bunun çarpıcı kanıtıdır. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

Mermer

Nedir?

   

Mermer, metomorfizma olayı sonucunda kalker ve dolomitik kalkerlerin yeniden kristalleşmesiyle meydana gelmiş bileşimdir.

Bileşimlerinin %90-98'i CaCO3'ten (Kalsiyum karbonat) oluşmaktadır.

Düşük oranda MgCO3 (Magnezyum karbonat) içermektedir. CaCO3 kristallerinden oluşan mermerlerde esas mineral “Kalsit” tir.

Aynı zamanda az miktarda silis, silika, feldspat, demiroksit, mika, fluorin ve organik maddeler bulunabilir.

Renkleri genellikle beyaz ve grimsidir. Fakat yabancı maddeler nedeniyle sarı, pembe, kırmızı, mavimtırak, esmerimsi ve siyah gibi renklerde de olabilirler.

Mikroskop altında incelendiğinde, birbirine iyice kenetlenmiş "Kalsit Kristalleri"nden oluştuğu görülür.

 

Mineral tane ve boyutlarına göre

  1. İnce taneli mermer (1 mm)
  2.  
  3. Orta taneli mermer (1-5 mm)
  4.  
  5. İri taneli mermer (5 mm )

     4. Büyük taneli mermer(1-2cm

 

Mineral bileşim ve oranlarına göre

  1. Memmer; %95 kalsit (CaCO3) içerir. Masif yapıda ve taneli dokuya sahiptir.
  2.  
  3. Kuvars ve mika gibi diğer mineralleri içerebilir.
  4.  
  5. Kalkşist; %60-70 kalsit içerir. Şisti yapıda ve yönlü dokuya sahiptir.
  6.  
  7. Klorit, epidot, m,ka ve lepidolit gibi diğer mineralleri içerebilir.
  8.  
  9. Spolen; %80 kalsit içerir. Şisti yapıda ve yönlü dokuya sahiptir.
  10.  
  11. Flaapit, tremotil, diopsit, plajioklas ve gröna gibi diğer mineralleri içerebilir.
  12.  
  13. Mermer-Skarn; %80-90 kalsit içerir.
  14. Masif yapıda ve taneli dokuya sahiptir. Epidot, diopsit, gröna, olivin ve plajioklas gibi diğer mineralleri içerebilir.

 

Yapı ve dokularına göre

  1. Masif mermer; kompakt görünümlü,
  2.  
  3. ince ve iri tanelidir.
  4. Laminal mermer; renkli şeritli görünümde,
  5.  
  6. ince taneli şeritler farklı mineral veya elementler içerirler.
  1. Şisti mermer; yapraklı yapıda ve önemli miktarda mika içermektedir.
  2.  
  3. Breşik mermer; tekrar kırılmış ikincil minerallerle dolgulanmıştır.
  4.  
  5. Ana dolgular farklı renk ve mineral içerikli olabilirler.

 

Jeolojik olarak

  1. Magmatik kayaçlar (Granit, diyabaz, siyenit vb.)
  2.  
  3. Metamorfik kayaçlar (Hakiki mermerler, rekristalize kireçtaşları vb.)
  4.  
  5.  Sedimanter kayaçlar (Travertenler, oniks mermerler, çakıltaşı (=konglomera) vb.) 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GRANİT  ÖRNEKLERİ

 

 

 

 

 

 

 

MERMER  

ÖRNEKLERİ