21 : ) AKŞEHİR TARİHİ & YAŞAMIŞ VE YAŞAYAN ÜNLÜLERİ & AKŞEHİRLİLERİN AKŞEHİRLE İLGİLİ BİLMEK ZORUNDA OLDUĞU DEĞERLER NELERDİR...? / 25-03-2012

 

 

AKŞEHİR 

 

 

 

 

TARİHİ YAŞAMI &  DEĞERLERİ

 

VE

 

AKŞEHİRLE İLGİLİ

 

HERŞEY

 

 

 

GÜNLÜK  HABER  KAYNAKLARIMIZ

 

 http://www.pervasiz.com.tr/

 

http://www.istasyongazetesi.com/istasyon/

 

http://www.aksehirpostasi.com/

 

 http://www.aksehir.bel.tr/portal/

 

 

 

 

 

 

ÖNCELİKLE SADECE AKŞEHİRE 

ÖZGÜ

HAFTANIN

GÜNLERİNİ SAYMAKLA BAŞLAYALIM

 

 

ILGIN PAZARI ==== PAZARTESİ

ARALIK====SALI

DERNEK====ÇARŞAMBA

PAZAR====PERŞEMBE

CUMA====CUMA

CUMAERTESİ====CUMARTESİ

GREY====PAZAR

 

 

AKŞEHİR GAZİ İLKOKULU
 
NAMI DEĞER ARAP MUALLİM ( AHMET DENER )
 
VE DİĞER ÖĞRETMEN ARKADAŞLARI İLE YIL 1950
 

 

 

 

İlçe yüzölçümü 1442 km²’dir.

 

Denizden yüksekliği 1050 m’dir.

 

31° 24' 45" doğu boylamı 38° 02' 00" kuzey enlemleri arasındadır.

 

Güneybatı kesiminde yer alan Konya iline bağlı Akşehir ilçesi,

 

Konya-Afyon karayolu üzerinde olup Konya iline 135 km. Afyon iline 90 km. mesafededir.

 

Tarih boyunca hep önemli bir yerleşim, ticaret, kültür merkezi olan

 

Akşehir'e ait ilk arkeolojik bulgular Neolitik Dönem'e kadar uzanıyor.

Etiler zamanında Akşehir'in adı THYMBRİON'dur.

 

Zamanla Frigya egemenliğine daha sonra Anadolu'da egemenlik kuran Lidyalılar'ın yönetiminde kalan Akşehir'in önemi daha da artmıştır. "Krallar Yolu" Akşehir'den geçmektedir.

 

Akşehir, İ.Ö. III. yüzyılda, PHİLOMELİUM "Bal Sevenler" adıyla anılmaya başlanmıştır.

 

Pers ve Hellenistik dönemlerden sonra kent, Roma daha sonra da Bizans egemenliğine geçer.

 

Araplar Akşehir'i,

 

beyaz çiçek açmış elma ve erik ağaçlarının görüntüsünden dolayı

 

"Belde-i Beyza"

(Beyaz Şehir)

 

olarak anmışlardır.

 

Ancak sonra Anadolu'ya yayılan

 

Türkler, Kutalmışoğlu Süleyman Şah komutasında kenti almışlardır.

 

Haçlı Seferleri,

 

Selçuklu taht kavgaları,

 

Moğol istilası sıralarında sürekli savaşlar yaşayan

 

 

Akşehir (Akşar)

 

büyük yıkımlar yaşamak zorunda kalmıştır.

 

1381 yılında Padişah Murat Hüdavendigâr'a satılarak Osmanlı egemenliğine girerse de

 

Y. Beyazit'in Timur'a yenilmesi ile Moğollar'ın,

 

Fetret döneminden sonra Karamanoğulları'nın eline geçer.

 

Nihayet Fatih Sultan Mehmet 1467 yılında Akşehir'i fethederek Osmanlı topraklarına katar.

 

19. YY. sonlarında Akşehir’de Kaymakanlık yapan

 

Bereketzade İsmail Hakkı’nın Hatıralarında verdiği bilgilere göre; Akşehir’in çevre kasabalarıyla birlikte (Cihanbeyli,

 

Doğanhisar vb.) 50.000' den fazla nüfusu vardır.

 

Türkler,

Yörükler,

Kürtler,

Ermeniler,

Rumlar

 

vd. diğer milliyetlerden insanların birarada yaşadığı sosyal ve ekonomik bakımdan canlı,

 

bir merkezî yerleşme birimidir.

 

Sevr Antlaşması ile, Akşehir İtalyanlar tarafından işgal edilir.

 

İtalyanlar Hıristiyan Mahallelerindeki evlere yerleşirler.

 

Ancak işgal günleri uzun sürmez.

 

Çınaraltı Mescidi avlusundaki çınarın üstünde yuvalanan leyleğe ateş eden

 

İtalyanların silah seslerini duyan halk sokağa fırlar.

 

Bunu bir ayaklanma sanan işgal kuvvetleri toparlandıkları gibi şehri terk ederler.

 

Ancak Anadolu'nun topyekün kurtuluşu bu kadar kolay olmayacaktır.

 

Mustafa Kemal kumandasındaki ordu,

 

Kurtuluş Savaşını,

 

halkla birlikte büyük sıkıntılar içinde sürdürecektir.

 

Sakarya Meydan Muhabereresi'nden sonra

 

18 Kasım 1921 tarihinden itibaren Garp (Batı) cephesi karargahı Akşehir'e nakledilir.

 

Kumandan İsmet (İnönü) Paşa

 

TBMM'den ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'dan aldığı emirlerle

 

"Büyük Taarruz"

 

un hazırlıklarını 9 ay boyunca

 

(24 Ağustos 1922'ye kadar) Akşehir'de yapar. .

 

Akşehir ve köylerine birlikler yerleştirilir.

 

Garp Cephesi Komutanı Mirlavi İsmet Bey bu sürede sürekli Akşehir'de kalır

 

Mustafa Kemal Paşa da hazırlıkları kontrol etmek için defalarca karargaha gelir.

 

1922 yılının 28 Temmuz günü bir futbol turnuvası bahane edilerek bütün ordu komutanları

 

Akşehir'de buluşur ve son hazırlıkları gözden geçirilir. Nihayet Ağustos sonunda taarruza karar verilir.

 

24 Ağustos 1922 günü sabahı ordu harekete hazırdır. Namaz kılınır,

 

Nasreddin Hoca'nın türbesi ziyaret edilir.

 

Mustafa Kemal'in askerleri Akşehir'lilerin alkış ve dualarıyla Akşehir'den Afyon'a doğru cepheye uğurlanır.

 

O umut yüklü mücadele günlerinin anısına Garp cephesi Karargah binası bugün aynı isimle müze olarak hizmet vermektedir.

 

Ünlü yazarımız, hemşerimiz merhum Tarık Buğra,

 

Küçük Ağa romanında işte o günlerin Akşehir'ini anlatmıştır.

 

24 Ağustos her yıl Akşehir Onur Günü olarak coşkuyla kutlanır.

 

Nasreddin Hocanın

Ya Tutarsa!

Deyip maya çaldığI

AKŞEHİR  GÖL

Türkiye'nin 5. büyük gölüdür.

Alanı 353 km2 'dir.

Coğrafi Koordinatları: 38 32' Kuzey Paraleli 31 28' Doğu Meridyeni

 

Akşehir Gölü son yıllarda civar köylerdeki kimi işletmelerin gerek tarımsal sulama amaçlı kuyu açmaları

 

ve gerekse gölü besleyen derelerin kurumalarından ötürü kuruma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

 

Bu yüzden gölün alanı ciddi şekilde azalmıştır.

 

Sultandağlarının az meyilli eteklerinde ve ilçenin adını taşıyan ovasında gerek coğrafi

 

konum gerekse iklimin elverişli olması tarımın bütün çeşitlerinin yapılmasına imkan tanımaktadır.

 

Üzüm, elma, armut, vişne, kiraz, kayısı, çilek, ayva, muşmula,

 

başlıca yetiştirilen meyvelerdendir.

 

Pancar, fasulye, buğday, arpa, haşhaş, çavdar, mercimek ve kimyon

 

başlıca tarla ürünleridir.

 

Domates, salatalık, biber, fasulye, bamya, patates, soğan, pırasa, ıspanak

 

başlıca yetiştirilen sebzelerdir.

 

İlçemizde hayvancılıkta gelişmiştir. Merkez ve merkeze bağlı köylerde bol miktarda büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar beslenmektedir.

 

Son yıllarda çevre köylerde kümes tavukçuluğu yapılmaktadır.

 

Uzun yıllardan beri yapılan ve teknik araştırmalarda ilçe sınırları içerisinde

 

Savaş,

 

Engilli,

 

Tekke,

 

Yeniköy,

 

Kuruçay bölgelerinde

 

demir, bakır, kurşun, berit

madenlerinin olduğu öğrenilmiştir.

 

Yapılan aramalarda Sultandağlarının kuzey yönünde önemli maden yataklarının olduğu sanılmaktadır.

 

Akşehir tarihi itibariyle çok eski bir yerleşim birimi olduğundan zengin bir kültüre sahiptir.

 

Selçuklu ve Osmanlı döneminde medreseleriyle ünlü olup, günümüze intikal eden

 

"TAŞ MEDRESE"

 

halen müze halindedir.

 

Bu günkü Halk Kütüphanemizde Osmanlı döneminde açılmıştır.

 

Batılı anlamda ilk defa İlkokul ve Ortaokul 1873 yılında lise ise 1914 yılında açılmıştır.

 

İlçemizde eğitim ve öğretim yaygın düzeyinin yüksek oluşu

 

Cumhuriyet döneminde açılan çok miktarda okula bağlıdır.

 

Ziraat Okulu (1915-1920) Sarayönüne taşınmıştır.

 

Maltepe Askeri Lisesi (1941-1949),

 

İlk Öğretmen okulu (1955- 1980)

 

Polis okulu (1980-1988)

 

lise 1914-1923

 

Orta okul 1873-1914 zaman içersinde kapanan okullardır.

 

Bu okullar ve yeni açılanlarla Türk kültürünün bütün kültürünü taşımak-tadır.

 

Bu köklü kültür sayesinde Akşehir insanı potansiyel itibariyle en üst seviyeye ulaşmıştır.

 

Bu kültür içerisinde dünyaca ünlü

 

Nasrettin Hoca gibi ince ve kıvrak zekaya sahip bir dahi yetişmiştir. Her yıl anısına

 

ULUSLARARASI 5-10 TEMMUZ

 

Şenlikleri düzenlenir.

Yüzyıllardan beri Padişahların bir dinlenme yeri olan Akşehir, de bir birinden güzel dinlendirici görmeye değer yerler vardır.

 

Bunların başında Hıdırlık gelmektedir.

 

Hıdırlık,

Tekke (4 Km.),

Atakent (5 Km.),

Savaş Köyü (6 Km.),

Engilli (7 Km.),

Alanyurt (7 Km.)

Akşehir Gölü (9 Km.)

Ilıcak Köyü (10 Km.)

 

İç Anadolu'nun güneybatısında Sultandağlarının eteklerinde kurulmuş,

 

doğa güzelliği yönüyle oldukça zengin çevresi ağaçlarla kaplı, yemyeşil bir kenttir.

 

Doğusunda Ilgın, Konya; batısında Sultandağı, Afyon; güneyde Yalvaç, Şakikaraağaç; güneydoguda Doğanhisar ile komşudur.

 

Yazları sıcak ve kuraktır. Sıcaklık, +15° ile +35° arasındadır. Kışları soğuk ve kar yağışlıdır.

 

Bölgenin yayla olması nedeniyle bazı yıllar kış mevsiminde ısı biraz artar. Kent ve çevresinin yağış durumu

 

İç Anadolu bölgesinin ortak karakterlerine pek benzemez. Bölgenin en çok yağış alan bölgesidir.

 

Yağışlar genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında görülür. Yağışlar aralıksız olarak günlerce devam eder.

 

Aynı zamanda bu mevsimlerde güney batı rüzgarları çok şiddetli eser.

 

Genellikle Sultandağlarında maki denilen çalılıklar, karaağaç, çam, meşe, fındık ağaçları bulunur.

 

Dağların eteklerine inildikçe çeşitli meyve ağaçları vardır. İlçenin çevresinde oldukça sık ağaçlar bulunur.

 

Son yıllarda erozyon çalışmaları yapılarak boş olunan kısımlarda çeşitli ağaçlar yetiştirilmeye başlanmıştır.

 

Halk genelde yeniliğe açık, modern bir düşünce yapısına sahiptir.

 

Ülkemizin ilk belediye örgütlerinden biri Akşehir'de kurulmuştur.

 

Akşehir'in amblemi Eşeğe binmiş Nasrettin hoca ile onun türbesidir.

 

Kaymakamlık: Akşehir 1868 yılında ilçe olmuş kaymakamlık yönetimi kurulmuştur

 

İlk kaymakamı Ahmet Hulusi Bey'dir. Akşehir'de bir ilçenin bulunması gereken bütün kurum ve kuruluşları vardır.

 

 

 

 

 

Akşehir'de gençleştikçe erkek, yaşlandıkça kadınlar çoğunlukta

 
 


0-30 yaş aralığında erkeklerin çoğunluğu dikkat çekerken,

 

30 ve üzeri yaşlarda ise kadınların çoğunlukta olduğu görülüyor.

Akşehir'de yaşı 90 ve üzeri olan 132 vatandaşın olduğu bunlardan 91’inin kadın, 41’inin ise erkek olduğu belirlendi;

0-30 yaş arası yaşayanlarda ise erkeklerin çoğunlukta olduğu; en kalabalık nüfus ise 7 bin 543 ile 15-19 yaş aralığındakilerden oluşuyor.

Bu veriler gösteriyor ki 93 bin 883 nüfuslu ilçemizde uzun yaşayan sayısı oldukça düşük.

Bunun yanında Türkiye genelinde olduğu gibi ilçemizde de en fazla yaşayan erkeklerden çok yine bayanlar oluyor.

Öte yandan genç nüfusta ise erkekler çoğunlukta iken, yaşlı nüfusta kadınlar çoğunlukta oluyor.

Türkiye İstatistik Kurumu

(TÜİK), 2013 yılı Adrese Dayılı Nüfus Sayımı Sonuçları’na göre, 93 bin 883 nüfusa sahip

Akşehir genelinde 90 yaşın üzerinde 132 vatandaş yaşıyor. 90 yaşın üzerindeki 132 vatandaşın 91’ini kadınlar, 41’ini erkekler oluşturuyor.

Akşehir’de yaşayan 0-4 yaş grubundaki 6 bin 050 toplam nüfusun 3 bin 139’unu erkek,

2 bin 911’ini kız çocukları oluşturuyor. Nüfus yaşlandıkça kadınlar, gençleştikçe ise erkeklerin çoğunlukta olduğu görülüyor.

Akşehir’de 85-89 yaş grubunda 211 erkek, 378 kadın toplam 589,

80-84 yaş grubunda 616 erkek, 847 kadın 

toplam bin 463,

75-79 yaş grubunda 901 erkek, bin 158 kadın toplam 2 bin 059;

5-9 yaş grubunda 3 bin 386 erkek, 3 429 kadın toplam 7 bin 212,

15-19 yaş grubunda 3 bin 841 erkek, 3 bin 702 kadın toplam 7 bin 543 kişi yaşıyor.

 

Akşehir, 

 

KONYA İLİNİN  BİR  İLÇESİDİR

 

İlçe yüzölçümü 1442 km² 'dir. Denizden yüksekliği 1050 metredir.

Konya - Afyon karayolu üzerinde olup Konya iline 135, 

Afyonkarahisar iline 90 kilometre mesafededir.

 

Kültür

Nasreddin Hoca gençliğinden itibaren burada yaşamıştır.

Türbesi de Akşehir'dedir.

2007 yılında Nasreddin Hoca Derneği

Türk Patent Enstitüsü'nden Markaların Korunması Hakkında 556 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararname'ye göre,

"Dünyanın Ortası Akşehir"

şeklindeki tescil belgesini almıştır.

24 ağustos

her yıl Akşehir Onur Günü 

olarak kutlanır.

Dünyada Napolyon Kirazı adıyla bilinen ve Akşehir-Eber Gölleri arasında oluşan mikroklima etkisiyle aromasını kazanan kirazı da meşhurdur.

Bu kiraz 2004 yılında 

Akşehir Kirazı adıyla tescil ettirilmiştir.

İlçede bulunan Nasreddin Hoca'nın maya çaldığı Akşehir Gölü harita üzerinde yüzölçümü olarak Türkiye'nin 5. büyük gölüdür (353 km²).

Akşehir Gölü, bilinçsiz sulama ve küresel ısınmanın etkisiyle her yıl yok olmaya bir adım daha yaklaşmaktadır. T

oplam 350 kilometrekarelik sulak alan, 2004 yılında 95, 2005'te ise 35 kilometrekareye kadar gerilemiştir.

Gün geçtikçe iyice düşen su seviyesi, gölde yaşayan canlı türlerini de olumsuz etkilemektedir.

Uzmanlar tarafından 1970'li yıllarda 30 çeşit olduğu belirtilen balık türünün sayısı 3'e kadar düşmüştür.

Şehirde bir tek yerel televizyon olarak aksehir.tv bulunmaktadır.

1953 yılında kurulan Pervasız Gazetesi

en eski yerel gazete olarak bulunmakta bunun yanı sıra İstasyon Gazetesi 2002 den,

Akşehir Postası Gazetesi ise 2011 yılından bugüne yayın hayatını sürdürmektedir.

Tarihçe

Tarih boyunca hep önemli bir yerleşim, ticaret, kültür merkezi olan

Akşehir'e ait ilk arkeolojik bulgular Neolitik Dönem'e kadar uzanıyor. 

Hititler zamanında Akşehir'in adı

Thymbrion'dur.

Zamanla Frigya egemenliğine daha sonra Anadolu'da egemenlik kuran Lidyalılar'ın yönetiminde kalan Akşehir'in önemi daha da artmıştır.

"Krallar Yolu"

Akşehir'den geçmektedir. Akşehir, İ.Ö. III. yüzyılda,

Philomelium

"Bal Sevenler"

adıyla anılmaya başlanmıştır.

 Pers ve Hellenistik dönemlerden sonra kent, Roma daha sonra da Bizans egemenliğine geçer.

Araplar Akşehir'i,

beyaz çiçek açmış elma ve erik ağaçlarının görüntüsünden dolayı

"Belde-i Beyza"

(Beyaz Şehir)

olarak anmışlardır.

Ancak sonra Anadolu'ya yayılan Türkler, Kutalmışoğlu Süleyman Şah komutasında kenti almışlardır.

Haçlı Seferleri, Selçuklu taht kavgaları, Moğol istilası sıralarında sürekli savaşlar yaşayan Akşehir (Akşar) büyük yıkımlar yaşamak zorunda kalmıştır. 

1381 yılında Padişah Murat Hüdavendigâr'a satılarak Osmanlı egemenliğine girerse de Y. Beyazit'in Timur'a yenilmesi ile Moğollar'ın,

Fetret döneminden sonra Karamanoğulları'nın eline geçer bu olaydan sonra Akşehir'de Oğuzların Avşar boyuna ait Türklerin oranı artışmıştır.

Fatih Sultan Mehmet 1467 yılında Akşehir'i fethederek Osmanlı topraklarına katar. 19. YY. sonlarında Akşehir’de Kaymakanlık yapan

Bereketzade İsmail Hakkı’nın Hatıralarında verdiği bilgilere göre;

Akşehir’in çevre kasabalarıyla birlikte 100.000'den fazla nüfusu vardır.

Akşehir sosyal ve ekonomik bakımdan canlı bir merkezî yerleşim birimidir.

Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktası Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra, 18 Kasım 1921 tarihinden itibaren Garp (Batı) cephesi karargahı Akşehir'e yerleşir.

Kumandan İsmet (İnönü) Paşa TBMM'den ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'dan aldığı emirlerle "Büyük Taarruz"un hazırlıklarını 9 ay boyunca Akşehir'de yapar.

Akşehir, bir anlamda sinesinde Büyük Taarruz'u doğuma hazırlar.

Mustafa Kemal Paşa'nın da katılımıyla son hazırlıklar tamamlanır ve 24 Ağustos 1922 tarihinde,

Batı Cephesi Karargahı ve bağlı kuvvetlerimiz Büyük Taarruz için Akşehir'den Afyon'a doğru hareket ederler.

Ünlü yazar,Tarık Buğra, Küçük Ağa romanında işte o günlerin Akşehir'ini anlatmıştır. Akşehir tarihi boyunca nüfusu fazlalaşan bir ilçedir.

Uluslararası

Akşehir

Nasreddin Hoca

Şenliği

5-10 Temmuz tarihleri arasında her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen etkinliklere dünyadan,

farklı alanlarda çalışmaları olan sanatçılar, yazarlar, bilim adamları ve basın mensupları katılmaktadır.

4 Temmuz günü Temsili Nasreddin Hoca'nın türbeden şenliğe davet edilmesiyle şenlik başlar,

Ardından Akşehir Gölü'ne maya çalmaya gidilir ve 10 Temmuz gecesine kadar sürer.

Her yıl sevilen, mizahi karakteri bulunan bir sanatçı Temsili Nasreddin Hoca olur.

Şehrin ve Nasreddin Hoca'nın tanıtımı için yapılan bir uygulamadır.

Şimdiye kadar temsili Nasreddin Hoca olan sanatçılardan bazıları

Lütfi Ökesli, Osman Ongun, Zafer Özbakır, Levent Kırca, Abdullah Şahin, Erol Günaydın, Sevim Güvendik, Hasan Kaçan, ve Kadir Çöpdemir'dir.

Tarihi ve Turistik Mekanları

  • Nasrettin Hoca Türbesi
  • Batı Cephesi Karagahı Müzesi (18 Kasım 1921)
  • Hıdırlık
  • Akşehir Evi
  • Nasreddin Hoca Etnoğrafya Müzesi (1914-Rüştü Bey)
  • Ulu Camii (1213)
  • Hasan Paşa İmaret Camii (1510-11)
  • Taş Medrese (?)
  • Gülmece Anıtı
  • Seyyid Mahmut Hayrani Türbesi (1224)
  • Eski Kilise (19.Y.Y.)
  • Gavur Hamamı (?)
  • Meydan (Şifa) Hamamı (1329-30)
  • Kızılca Mescidi (1476-77)
  • Kileci Mescidi (13.Y.Y.)
  • Ferruhşah Mescidi (1224)
  • Güdük Minare Mescidi (1227)
  • İplikçi Camii (1337)
  • Hacı İbrahim Veli Türbesi (1370)
  • Nimetullah Nahçivani Türbesi - Akşehir Kent Ormanı

 

 

2

 

Akşehir' in  

çevresindeki

isimleri değişmiş yerleşim yerlerinin

eski isimlerini

biliyor musunuz?

 

Bermende = Savaş köyü

Gürnes = Altuntaş

Apsarı = Yazla

Eğrigöz = Doğrugöz

Nadir = Atakent

Yagsiyan = Gölçayır

İsaklı = Sultandağı

Akayit = Üçhüyük

Yılanyusuf = Yeşilköy

Azarı = Gözpınarı

Kaha = Köklüce

Subatan = Gürsu

Melles = Söğütlü

Elevres = Ilıcak

Bisse = Çamlı

Monas = Kuruçay

Marif = Alanyurt

Gelegem = Kozluçay

 

AKŞEHİR'İN  

BELEDİYE  BAŞKANLARI

 

001

 

002

 

003

 

004

 

005

 

006

 

007

 

008

 

009

 

010

 

011

 

012

 

013

 

014

 

015

 

016

 

017

 

018

 

019

 

020

 

021

 

022

 

023

 

025

 

026

 

027

 

 

 

 


 

 

 

 

AKŞEHİR TARİHİ  İLE  İLGİLİ  HİÇ BİR  SİTEDE YER  ALMAYAN  UNUTULMUŞ BANKA

 

 

AKŞEHİR  BANKASI

 

Türkiye'de bir zamanlar bu bankalar da vardı:

           Türkiye'de son 50 yılda 172 banka faaliyette oldu.

Ancak bu bankalardan 126'sı bugün ortada yok. Dahası isimleri dahi bilinmiyor. Resmi kayıtlara göre

           Türkiye’de ilk kurulan banka

Akşehir Bankası T.A.Ş.

1916 yılında 50 yıllığına kurulmuş olan banka 7 Ocak 1966'da

Genel Kurul kararı ile kendi isteğiyle faaliyetine son vermiş.

           Sadece şirketler değil son 85 yılda onlarca banka tarih oldu.

Bunlar arasında bir zamanlar büyük önem taşıyan ancak şimdilerde adları dahi hatırlanamayan bankalar vardı.

           Bunu daha iyi görmek için Türkiye'nin son 50 yıllık iş hayatına bakmak yeterli.

1958-2007 yılı arasında faaliyette olan bankalar incelendiğinde şu gerçekler ortaya çıkıyor:

           1. Bu 50 yıllık dönemde Türkiye'de tam 172 banka faaliyet göstermiş.

           2. Bazıları 2, bazıları 50 yıl sonra olmak üzere bu bankalardan 126 adedi çeşitli nedenlerden tarih olmuş.

           3. Türkiye'de bir bankanın hayatta kalma ömrü ortamla 13,9 yıl olarak hesaplanıyor.

Bu rakam, Türkiye'nin en büyük 10 bankasını dışarıda tuttuğumuzda, 10,9'a iniyor.

           4.İlk 20 dışındaki bir hesapta ise 7'ye yakın bir değere iniyor yılda banka sayısı 40 ila 81 arasında gidip gelmiş.

Yaptığım araştırma, 1950'lerdeki banka sayısının, ticari aktiviteyle karşılaştırıldığında ciddi biçimde yüksek olduğunu gösteriyor.

1958 yılında, 59 bankanın faaliyet göstermesi de bunun işareti.

           5. 1950'lerde "çok banka", 1960'larda "azalma eğilimi", 1970'lerin "mevduata eksi faiz" ortamında "az banka" trendi var.

1980'lerin ortasında artış başlıyor, 1990'ların sonunda 81 ile zirve yapıyor. 

            AKŞEHİR  tanık olduğu bütün uygarlıklarda bölgesinin merkezi bir  şehir olmuştur.

            Civar kazaların mahsulleri hep  akşehir  pazarına  getiriip pazarlanmıştır.

Özellikle afyon ticareti  şehrin sosya-ekonomik  yapısının gelişmesine yol açmıştır. 1894 Yılında demiryolunun geçmesiyle çevrenin  tüm  ürünleri

AKŞEHİR  istasyonunda çevreye dağıtılmasına yol açmıştır . Artan  ticari  faliyetler  beraberinde  kredi  ihtiyacını  doğutrmuştur.

             Gayri milli  nitelikli  osmanlı  bankasıbu  ihtiyaca  cevap  veremeyip daha  ziyade  Rum  ve Ermeni  tüccarları  kollamıştır.

Ticareti  elinde  bulunduran  azınlıklar türkleri  borçlandırarak

Haşhaş  çizim  ve  hasat  zamanlarında silahlı  adamlarıyla  köylere  giderek misli  misli faiziyle  ürünlere  el  koymaktadır.

 

 

 

 

 

 

Akşehir Bankası Hisse Senedi
1909 yılında
 
Kurrazade Hacı Bekir,
Kurrazade Hacı Mehmet
ve
Akağazade Abdullah bey
 
tarafından
"Akşehir İktisadi Osmani"
 
bankası olarak kuruldu.
 
1924 yılında sermayesini 1.000.000,- TL ye (!) yükselterek
 
(1924 de ki o paranın degerini siz düşünün)
 
"Akşehir Bankası" adını almıştır.
 
Yukarıda fotoğrafda 10 hisselik =100,- TL degerinde bir hisse senedi görülmektedir.

Akş...ehir Bankası bankacılık faaliyetlerinin yanında Akşehir'in imarınada önemli katkılarda bulundu.
 
Tekke dağındaki su kaynaklarından yararlanılarak elektrik santralının inşaası 1935 yılında tamamlanılarak, işletmesi
 
Akşehir Belediyesi´ne devredildi.
 
Böylece Akşehir bir çok vilayetten önce sokaklarında ve evlerinde öz kaynaklarından ürettiği elektriği kullandı.

Şehrin sosyal yaşamını derinden etkileyen 450 kişilik
 
"Bizim Sinaması"
 
bankanın Akşehir´e kazandırdığı diger önemli eserlerden biridir.
 
Daha sonra 1966 yılında tasviye kararı alındı ve işlemler
 
1976 yılında bitirilerek bankanın hukuki varlığı bu tarihte sona erdi.
 
Acılış tarihinde, Türkiye´deki sayılı bankalardan bir tanesi idi
 
Akşehir Bankası.
 

  KURULMA   SEBEBİ

 

              Tefeci 

YORDAN  ve  ANDON 

osmanlı  bankası  ilede  işbirliği  içinde  olup köylüleri  acımasızca  sömürüyorlardı.

Bu durum  çekilmez  bir  hale  gelince devrin  tüccarlarında  daha  sonra konya  mebusu  olarakta görev  yapacak  olan 

KURRA ZADE HACI  BEKİR ,

KURRA  ZADE  HACI MEHMET 

ve 

AKAĞAZADE ABDULLAH

efendi 

öncülüğünde 1909  yılında milli bir  şirket  kurma  çalışmaları  başlatıldı .

Sandıklara  gömülü  altınların günyüzüne  çıkartılarak  bir  yerde toplanması  teklif  edildi .

Büyük  kabul  gören  bu teklif  sonucunda ayda  yarım osmanlı  lirası  bedelle BİN 

Hisseden  ibaret  AKŞEHİR İKDİSADİ   OSMANLI ŞİRKETİ  Kuruldu .

Yeni  gelinler  ihtiyar  annneler  BEŞİBİRYERDE ' lerini altınlarını  şirkete  sermaye olarak  verdiler.

1924  senesine  kadar çeşitli  sefer  sermaye  artırımnda bulunan şirket nihayet 

o yıl tanesi 10 lira kıymetinde yüzbin  hisse  olmak  üzere

BİR MİLYON  lira 

sermayeli AKŞEHİR  BANKASI  Adını  aldı

              Banka bu  sermayenin tamamını AKŞEHİR'de

işletme imkanı  bulamadığından kısa sürede

  İSTANBUL ,İZMİR , AFYON, DİNAR

ve

BOLVADİNDE 

şubeler  açmaya başladı .

İlk  yıllarda  çok  verimsiz çalışan banka 1928' den  başlayarak konya ve çevresinde 

uzun  yıllar  süren  kuraklık  döneminde hissedarlarına  ve  tüccarla  çok  faydalı  oldu .

Ancak  bütün  dünyayı  saran  ekonomik  buhran  neticeinde kiçik  şubelerinin  kapatılmaı  zorunlu kılındı

mevduatı  koruma  kanunun devreye  girmesi  sonucu istanbul  izmir  şubelerinede  yeterli  tahsis  yapılamayınca  oralarda  kapatılmak  zorunda  kalındı.

              Akşehir bankası bankacılık  faliyetelirinin yanında AKŞEHİR ' in imarınada önemli  katgılar  verdi .

Tekke  dağındaki su kaynaklarından yayarlanılarak

Elektirik  üretecek  olan  ELEKTİRİK  SANTRAL   inşaası  1935   yılında  tamamlanılarak işletmesi  akşehir  belediyesine  devredildi. 

Böylece  AKŞEHİR  bir çok  vilayetten  önce  değirmeninde  sokaklarında evinde öz  kaynaklarından  ürettiği  elektiriği  kullandı

              Şehrin  sosyal yaşamını  derinden  etgileyen 

450  kişilik  BİZİM  SİNEMASI

bankanın  AKŞEHİR' e kazandırdığı önemli  eserlerden biridir.

Daha  sonra  1966  yılında  tasviye  kararı alındı işlemler  1976  yılında  bitirilerek bankanın  hukuki  varlığı  bu  tarihte  sona  erdi.

KAYNAK : AKSEVDER  Şubat  2001  Sayısı  

İlçenin yerleşim birimi olarak kuruluş tarihi kesin olarak belli değildir. Anadolu tarihine yakın bir tarihi vardır.

Bölgede Hitit (M.Ö. 1800-1200) Frigya, Lidya, Roma ve Bizanslılar yerleşmiş 1447 yılına ise Osmanlı'ların eline geçmiştir.

Kesin belli olmamakla 1868 yılında ilçe 1854 yılında belediye olarak teşkilatlan-mıştır.

Akşehir'in Milli Kurtuluş Savaşında önemli yeri vardır. 18 Kasım 1921 de

Garp Cephesi Karargahı Akşehir'e nakledilmiş 9.5 aylık hazırlık çalışması ilçemizde yapılmıştır.

Hazırlık çalışmalarının yapıldığı ve Atatürk'ün bizzat çalıştığı bina halen Atatürk Müzesi olarak kullanılmaktadır.

26 Ağustos 1922 tarihinde başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos günü Zafer'le sonuçlanmıştır.

Bugün müzemiz 1905-1906 yıllarında yapılan belediye binası 22 Kasım 1921-24 Ağustos 1922 tarihleri arasında

Batı Cephesi karargahı olarak kullanılmış, 1975 yılında yapılan onarımlı alt katı da sergilenmeye açılmıştır.

Böylece etnoğratik eserler (Atatürk'ün kullandığı eşyalar),

1. Katta; sergilenirken, üst katta ise Batı Cephesi karargahı

(Atatürk, İsmet Paşa, Asım gündüz ve yaverlerinin çalışma odaları olarak düzenlenmiştir.)

Akşehir, Nasreddin Hoca ile adını

Dünya'ya duyurmuştur. 1208-1284 yıllarında Akşehir'de yaşayan ünlü düşünür ve mizah ustası

Nasreddin Hoca

anısına yaşatmak için uluslararası ve ulusal düzeyde kutlamalar ve festivaller düzenlenmektedir.

İlçe, batısında bulunan Sultan Dağları eteklerinde düz bir ova üzerinde kurulmuştur.

Kuzeyinde Tuzlukçu, doğusunda Ilgın İlçeleri, güneyinde Isparta ile çevrilidir. İlçenin kuzeyinde Akşehir Gölü vardır.

Genel olarak karasal iklim hüküm sürmekle beraber, Batı Anadolu ikliminin izleri de vardır.

Kurtuluş Savaşı hazırlık çalışmalarının yapıldığı ve Atatürk'ün bizzat çalıştığı bina halen Akşehir'de müze halindedir.

İlçemizde Nasreddin Hoca Türbesi, Taş Medrese, Selçuklu dönemi eserleri mevcuttur.

 

 

AKŞEHİRİMİZİN 

YÖRESEL  LEZZETLERİ  VE  TARİFLERİ

 

 Her yörenin coğrafyasının, yaşam biçiminin ve tat duygusunun vazgeçilmez öğelerini taşıyan yemek kültürü,

yüzlerce yıl olgunlaşarak kuşaktan kuşağa aktarılmış, neredeyse o yörenin temsilcisi olmuştur.

Burada Akşehir'in yöresel tatlı, hamur işleri ve yemeklerinden oluşan bir fotograf albümü oluşturmak istiyoruz.

Foto ve tariflerle yardimda bulunabilirseniz, seviniriz

 

 

HERSE

Akşehir’in geleneksel yemeği Herse.Çoğu yörede Keşkek diye adlandırılır ve tavukla da yapılır,ama Akşehir’de etli tercih edilir.

Genellikle malzeme hazırlanıp fırına verilir.Cumartesi akşam verilir ve pazar sabahı alınıp ailece yenir.

Çoğu kişiye göre sabah tercih edilemeyecek bir yemek gibi gözükebilir ama o kadar lezzetlidir ki geriye hiç kalmaz.

Özel günlerde,bayramlarda tercih edilen bir lezzettir.Biz de arada sırada yapıp özlemimizi gideriyoruz.Çok ama çok lezzetli oluyor,denemenizi tavsiye ederim.

MALZEMELER
1 kilo kemikli yağlı kuzu et
1 su bardağı aşurelik buğday
1 çay bardağı nohut
1 tatlı kaşığı tereyağ
Tuz,pulbiber


YAPILIŞI


Buğday ve nohutu 1 gün önceden suda ıslatın.Herseyi yapacağınız sabah erkenden etleri yıkayıp düdüklü tencerenin altına dizin.

Üstüne buğday ve nohutları koyup üzerini 5 parmak kadar geçecek şekilde sıcak su koyun ve kısık ateşte 1,5 saat pişirin.

Bu sürenin sonunda açıp bakın,karıştırın,tuzunu ekleyin.Muhtemelen biraz daha pişmesi gerekiyordur,

suyu iyice azaldıysa 1 çay bardağı kadar daha sıcak su döküp 15 dk daha pişirin.Sonra yemeği borcama dökün ve 200 derece fırında üzeri kızarana kadar bekletin.

1 tatlı kaşığı tereyağı cezvede eritip içine pulbiber dökün ve hersenin üzerinegezdirin.Yanında 4e bölünmüş soğanla tadından yenmez.

*İçine sadece kemik ya da kurutulmuş et de atılabilir,daha lezzetli olur

*Sonrasında çay içilip,tatlı bir şey yenmeli;reçel ya da tahin-pekmez gibi.

*Akşam değil de gündüz tercih edilmesinin sebebi gece hazmı zor olabilir.

*Son söz afiyet olsun…

*Sonrasında biraz yürüyüş iyi gelir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

PEYNİR  BAKLAVASI

 

MALZEMELER:
(Fırın tepsisi)


20 Adet baklavalık yufka

250 gr Tereyağ

200 gr tuzsuz lor peyniri

ŞERBETİ İÇİN:

3 Su bardağı şeker

3 Su bardağı su bir iki damla limon suyu

YAPILIŞI:

İlk önce tereyağımızı eritelim. Lor peynirimizi elimizle küçük parçalara ayıralım.

İlk yufkamızı tezgahımıza serelim ve fırça yardımı ile yağlayalım.

İkinci yufkamızı da üzerine serelim ve yağlayalım.

İlkon yufkamızı bu şekilde tamamlayalım.

İlk on yufkamız tamamlanınca son kata yağ sürmüyoruz tüm lor peyniri üzerine yayıyoruz.  

Tekrardan kalan on yufkayı üzerine aralarını yağlayarak kapatıyoruz.

Yufkalarımız bitince kalan yağı da üzerine gezdirip 180 derecede pişiriyoruz.

Tatlımız pişerken biz şerbetini hazırlayalım. Şekeri ve suyu bir tencereye koyup ocakta kaynamaya bırakalım.

Kaynadıktan sonra da limonunu damlatalım ve kıvamı olunca altını kapatalım.  

Pişen baklavamızı da fırınmdan çıkartalım ve soğumaya bırakalım.

Şerbet ve baklava soğuyunca baklavanın üzerine şerbetimizi gezdirelim.

Baklavamız şerbetini çekince ılık ılık servis edelim.

Bu tatlı ılık yendiğinde güzel oluyor, Soğuduğunda  tavada ya da fırında ısıtıp peynir baklavasını servis edebilirsiniz. Afiyet olsun

 

 

 

 

 

SAZAN BALIĞI

Bol Salçalı & Patetesli & Domatesli & Biberli & Çarşı Fırınından Çıkmış

MALZEMELER

 

3-3.5 Kg. Sazan Balığı


2 Yemek Kaşığı Zeytin Yağı


2 Yemek Kaşığı Dolusu Salça


4-5 Orta Boy Patates


İsteğe Göre Biraz Acılı Sivri Biber

 

 

YAPILIŞI


Temizlenmiş balığın bel kemiğini çıkarıp kafasını ve kuyruğunu aldıktan sonra yağlanmış

 

fırın tepsisine bedenlerini ve bel kemiğini koyarak 300 derecede ısıttığımız fırına koyun.

 

Balık kızarmaya başlayınca kızartmalık patatesleri koyun.

 

Patatesler sararınca 2 yemek kaşığı saiçayı ayran kıvamında sulandırarak tepsiye dökün.

 

Suyunu hafifçe çekip hafifi sulu kalıncaya kadar pişirip fırından çıkarın.Üzerine limon dökerek servis yapın

 

 

 

Görüntünün olası içeriği: yiyecek

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

   

ETLİ  EKMEK

&

PEYNİRLİ  BÖREK

 

 

 

 

 

 

 

 

Görüntünün olası içeriği: oturan insanlar, yemek yiyen insanlar, pizza ve yiyecek

 

 

Görüntünün olası içeriği: yiyecek

 

Görüntünün olası içeriği: yiyecek

 

 

 

  YAĞLI  KUŞLU

YAĞLI GUŞLU (Yağlı Ekmek) ve Akşehir

Malzemeler: 2 kg Un, 3 Adet orta boy patates(haşlanmış), 1 Adet yaş maya, 1 Miktar tuz, Yeterince Su, 250 gr.Tahin, 2 Yumurta sarısı, Susam, 1/2 Paket Margarin.

YAPILIŞI: Derin bir kabın içine unu koyunuz. İçine haşlanmış 3 orta boy patatesi rendeleyiniz.

Erimiş yaş mayayı, bir miktar su ve tuzu içine koyup yoğurunuz. Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde ediniz.

Hamuru mayalamak üzere bekletiniz. Hamur mayası geldikten sonra, hamuru ikiye bölüp iyie elinizle yayınız.

Yaydığınız hamurun üzerine yarım erimiş margarin ve 250 gr. tahini sürüp, rulo halinde sarınız.

İstenilen boyutlarda keserek şekil veriniz. Kalan diğer hamuru da aynı işlemi yapınız.

Üzerine yumurta sarısı sürüp, susam ekerek 250 derece de ısıtılmış fırında pişiriniz.

(Mayalı hamur pişmeden önce tepside bir süre bekletilmelidir.)
Afiyet olsun..
..

 

 

 

 

Görüntünün olası içeriği: yiyecek

 

Görüntünün olası içeriği: yiyecek ve iç mekan

  

BÜKME  BÖREK ( Mercimekli) 

 

Malzemeler:


3 su bardağı mercimek
2 yemek kaşığı tereyağı
1 demet maydanoz
1 su bardağı tahin
1 ½ su bardağı sıvı yağ
1 yumurta sarısı
2 yemek kaşığı yoğurt
 

Hamuru için;


2 adet yumurta
1 su bardağı süt
½ su bardağı sıvı yağ
½ limon
Nişasta
Aldığı kadar un

 
Yapılışı:


Hamuru için; 2 adet yumurta, 1 su bardağı soğuk süt, yarım limonun suyu ve yarım su bardağı sıvı yağ ve 1 tutam tuz; aldığı kadar unla birlikte kulak memesi kıvamına gelene kadar yoğrulur.

4Bezelere ayrılan hamur,  “buzdolabında” 1-2 saat dinlendirilir.
 
İçi için; 3 su bardağı haşlanmış mercimek 2 yemek kaşığı tereyağında hafif ezilerek kavrulur. 1 demet maydanoz ince ince kıyılıp kavrulan mercimeklere eklenir.

Mercimekli iç ocaktan alınır, pul biber ve tuzla lezzetlendirilir. Yarım çay bardağı sıvıyağ dökülüp harmanlanır.

Hamurlar açılana kadar soğutulur.

1 su bardağı tahin 1 buçuk su bardağı sıvı  yağ ile karıştırılır. Hamurları açmak için, un ve nişasta harmanlanır.

Her beze tepsi büyüklüğünde incecik açılır ve üzerine tahin ve yağ karışımı sürülür.

Hamurların kenarları ortada birleştirilerek zarf gibi katlanır. Mercimekli harç dikdörtgen yufkaya yerleştirlir ve sarılıp yağlı tepsiye yerleştirilir.

1 yumurta sarısı, 2 yemek kaşığı yumurta ve 3-4 yemek kaşığı sıvıyağ birlikte çırpılır ve tepsideki yufkaların üzerine sürülür.

İkram; önceden 180 derecede ısıtılmış fırında pişmeye bırakılır.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

 

Görüntünün olası içeriği: yiyecek

 

 

 

DİLİM  KAYGANASI

 

 Kahvaltıya Dilim Kayganası

Malzemeler(6 dilimlik)
  • 2 yumurta
  • Yarım su bardağı un
  • 1 çay kaşığı tuz
  • Yarım çay kaşığı karbonat
  • Yarım kahve fincanı süt
  • İsteğe bağlı olarak pul biber,kekik,nane,karabiber ilave edilebilir.

Yapılışı

  1. Tüm malzemeler çırpılır.
  2. Dilimlenen ekmekler tek tek karışıma batırılıp,çıkarılır.Tavada kızartılır

 

 

Görüntünün olası içeriği: yiyecek

 

 

 

 

KALIN  BÖREK

 

1 su bardağı yoğurt 
2 adet
 yumurta 
1 paket kabartma tozu 
1 çay bardağı
 zeytinyağı 
1 tatlı kaşığı tuz 
Alabildiği kadar un 
İçi için: 
1 küçük kalıp
 peynir (ezilmiş) 


15-20 dal maydanoz (kıyılmış) 

1 adet
 yumurtanın sarısı ayrılır ve hamur malzemesiyle kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yapılır. Yarım saat dinlendirilir.

Zaman dolunca 4 parçaya ayrılır. Her parça orta büyüklükte fırın tepsisi kadar açılır. İlk yufka yağlanmış tepsiye yerleştirilir, peynirl iç serpilir. İkinci açılan yufka üzerine konur, peynirli iç serpilir.

Üçüncü yufka da konur, peynirli iç serpilir. Son yufka konur, kenarlara bastırılır.

Üzerine ayrılan yumurta sarısı ve çorba kaşığı sıvıyağ karışımı sürülür. Kare kare kesilir. 180 derece fırında kızarana kadar pişirilir.

 

BLD_9188

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

 

 

ŞEPİT  BÖREĞİ

Akşehir yöresinden bir lezzet daha: ŞEPİT BÖREĞİ

Malzemeler: 4 Köy yufkası (Şepit), 1 Su bardağı Süt, 1 Çay Bardağı Sıvıyağ, 3 Yumurta, 1 Kg Patates(Haşlanmış), Maydanoz, Tuz, Karabiber, Kırmızıbiber.

İç Malzeme: Haşlanmış patatesler ince ince doğranır. Yemeklik doğranan soğan yağda sarartılır. Patates, tuz, karabiber, kırmızıbiber eklenir kavrulur. Sonra kıyılmış maydanozlar ilave edilir.

Yapılışı: Tepsi az yağla yağlanır. Üzerine bir kat yufka yayılır. Yufkanın üzerine hazırlanan Süt yağ ve yumurtadan oluşan ara kat malzemesinden yayılır.

2. katta aynı işlem uygulanır. 3. katta patatesli iç konur. Yufka bitinceye kadar aynı şekilde ara kat malzemesi tekrarlanır.

İşlem tamamlandıktan sonra en üst yufkanın üzerine kalan karışım dökülür ve yarım saat bekletildikten sonra, sıcak fırına konup, üstü kızarıncaya kadar pişirilir. Biraz soğuduktan sonra dilimlenip servis edilir.

 

 

 

 

 

HAKKEŞLİ  KATMER

 

4,5 Su bardağı un
1 Tatlı kaşığı tuz
Yeterince Su

Harcı için:
1 Su bardağı haşhaş
3 Çorba kaşığı tereyağı (isteğe bağlı)
Yarım çay bardağı sıvı yağ

Hazırlanışı: 


Unu karıştırma kabının içine koyun. Tuz ve yeterince su ekleyip yoğurun. Hamuru 10 dk dinlenmeye bırakın. İç harcı için haşhaş ve erimiş tereyağını karıştırma kabına ekleyip karıştırın.

Dinlenen hamuru 5 parçaya bölün. Her bezeyi olabildiğince ince olacak şekilde açın ve üzerine haşhaşlı tereyağını sürüp biraz da sıvı yağ ilave edin.

Elinizle harcı her tarafına yaydıktan sonra, bir ucundan başlayıp diğer ucuna kadar hamuru rulo şeklinde sarın ve sonrada gül böreği şeklinde yuvarlayın.

Her bezeyi bu şekilde hazırladıktan sonra 10 dk dinlenmeye bırakın. En son her parçayı bir tabak büyüklüğünde açıp tavada yağsız olarak önlü arkalı pişirin. Afiyet olsun

 

Görüntünün olası içeriği: yiyecek ve iç mekan

 

 

 

TANDIR  KEBABI AKŞEHİR

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Görüntünün olası içeriği: yiyecek

 

 

 

Görüntünün olası içeriği: yiyecek

 

 

 

  

ŞEKERLEME

MALZEMELER

250 gr. Margarin
100 gr. Tereyağ
350 gr. Pudra Şekeri
1 Çay Bardağı Sıvıyağ
Aldığı Kadar Un

 

YAPILIŞ  ŞEKLİ


Margarin ve tereyağ kızartılır. Biraz soğuduktan sonra pudra şekerinin üzerine dökülerek karıştırılır.

Sıvı yağ dökülür. Un yavaş yavaş yedirilerek yoğrulmaya başlanır. Un serpilerek ilave edilir. Ve sürekli bir şekilde yoğrulmaya devam edilir.

En az 45 dakika yoğrulur. Ve kırılmayacak şekilde halkalar yapılır.

Tepsiye yağlanmadan dizilir. 200 derecede ısıtılmış fırında

pişirilir. Yaklaşık 8- 10 dakika gibi pişirilir. Şekerlemeler çatlamaya başladıktan sonra birkaç dakika durdurulup fırından çıkarılır.
  

 

 

 

TAHİN

&  

İRMİK  HELVASI

 

 

TAHİN  PEKMEZ

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

 

İRMİK  HELVASI

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

İlgili resim

 

 

 

TAHİNLİ  CIVIK  HELVA

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

 

  

AKŞEHİR  USULÜ  KABAK   TATLISI  

 

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

 

PEYNİR  TOPALAĞI

 

 

Görüntünün olası içeriği: tatlı, yiyecek ve iç mekan

 

AKŞEHİR  

USULÜ  UN  HELVASI   

 
 
 
 
 
PİSKÜVİT'Lİ  LOKUM
 
 
 
 Otomatik alternatif metin yok.
 
 
 Otomatik alternatif metin yok.
 
 
 

BULAMAÇ  ÇORBASI

 

 
 
 
 

 

 

 

YOĞURTLU  ÇORBA

 

 

MALZEME

 

0,5 Kg Süzme Yoğurt 
1 Su bardağı çorbalık yarma
1 Yumurta 
2 Yemek kaşığı un
Tuz nane 
Çorbanın Üzerine :
2 Yemek Kaşığı Tereyağı
Kırmızı Biber

 

YAPILIŞ 

 

Akşam dan ılık suya yarma ıslatılır.

Ertesi gün yoğurt, un su ilave edilerek boza kıvamına gelinceye dek ezilir.

Bu karışıma ıslatılan yarmalar ilave edilerek çorba kıvama gelinceye kadar sulandırılır.

Bir tahta kaşıkla kaynayınca ya kadar orta sıcaklıktaki ocakta karıştırılır.

( Karıştırılma işlemi yapılamaz ise çorba top top olur ve dibi yanar) Çorba kaynamaya başlayınca kaşık çekilerek kısık ateşte bir süre kaynatılır.

Ateşten alınarak ağzı kapatılır. ( Bu işlem yapılmaz ise çorbanın üzeri kaymaklanır.)

Yenilmek istendiği zaman eğer evinizde varsa et suyu yada tavuk suyu pişmiş nohut ilave edilir.

Nanesi eklenir. 

Üzerine de iyice  kızdırılan tereyağın içi ne kırmızı biber ilave edilerek dökülür..

 

Görüntünün olası içeriği: yiyecek

 

 

 

 

AKŞEHİR  

USULÜ  TARHANA  ÇORBASI


MALZEMELER

 

4 Yemek Kaşığı Akşehir Tarhanası
2 adet Domates
1 Yemek Kaşığı Tereyağı
4-5 Diş Sarımsak
1 Yemek Kaşığı Salça
8 Su Bardağı Su
İsteğe Göre Tavuk veya Et Suyu
Pulbiber.Tuz

 

YAPILIŞI


Tarhana ıslatılır.

 

Yağ eritilerek kıyma kavrulur.

 

Domates rendelenir.Salça, sarımsak, biber ve su eklenir, kaynatılır.

 

Kaynamaya başlayınca tarhana sürekli karıştırılarak eklenir.Yavaş ateşte pişirilir.

Özellikle kış aylarının vazgeçilmezlerinden olan tarhana için yoğun mesai harcayan hanımlar,  yoğurdukları tarhanaları balkon, tarla veya yol kenarlarına sererek kurutuyor. 

Tarhana yapımının zor ve meşakkatli bir iş olduğunu fakat kış aylarında tarhana çorbası içmenin keyfinin doyulmaz olduğunu söyleyen hanımlar; 

“Şimdi zorluğunu çekiyoruz ama yaptığımız tarhanaları ve kestiğimiz makarnaları kışın gönül rahatlığı ile tüketebiliyoruz.

Köydeki komşularımızla imece usulü ile toplaşarak tarhanamızı yapıyoruz. Şehirlerde tarhana yapamayan sevdiklerimize de hediye ediyoruz. Biberlerin çekirdeklerini çıkartıyor ve ince ince doğruyoruz.

Maydanozu, dereotunu ince ince doğrayıp domatesleri küp şeklinde doğruyoruz.

Soğanı ince ince doğrayıp çok az zeytinyağı ile kavurarak üzerine biberleri ilave ediyor ve kavurmaya devam ediyoruz.

Sonra domatesleri, salçayı ilave edip  hiç suyu kalmayacak şekilde kavurup, soğumaya bırakıyoruz.

Daha sonra maydanozu, dereotunu, tuzu, naneyi ilave edip karıştırıyoruz.

Ardından yoğurdumuzu da ekleyip azar azar un ilave ederek pohaça kıvamında bir hamur elde ediyoruz.

Üzerini kapatıp mayalanması için 1-2 gece bekletiyoruz. Sonrasında da hamuru parçalara ayırıyoruz.

Böldüğümüz hamuru fazla güneş görmeden kurutup, elekten geçiriyoruz. En son da güneşte bekleterek kurutuyor sonrada toprak küplerimize koyuyoruz” dediler  . 

 

 

 

 

 

 

Tarhana Çorbası (4 Kişilik) tarifi

 

 

 

 

 

 

AKŞEHİR  

USULÜ  TAHİNLİ  PİDE

 

 

 

 

 

HAŞKEŞLİ  (HAŞHAŞLI ) EKMEK  

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

 

AKŞEHİR  BÖREĞİ  

PINAR'IN   MUTFAĞINDAN 

 

AKŞEHİR BÖREĞİ TARİFİNİ YILLAR ÖNCE KONYALI BİR ARKADAŞIMDAN ALMIŞTIM.

ASLINDA EVDE AÇILAN YUFKALARLA YAPILIRMIŞ.SONRADAN HAZIR YUFKALAR ÇIKINCA YUFKAYLA DA YAPMAYA BAŞLAMIŞLAR.YUFKAYLA YAPILAN FARKLI BİR TARİF.

YAPILIŞ AŞAMALARIDA FARKLI.ÇOK LEZZETLİ,YUMUŞAK BİR BÖREK OLUYOR.BEN ISPANAKLI YAPTIM.

ARKADAŞIM PEYNİR VE MAYDANOZLU YAPIYORDU.ARTIK TERCİH SİZİN.HER İKİ HARÇLADA SÜPER OLUYOR.AYRICA HER KATA HARÇ KONMADIĞI İÇİN DAHA PRATİK VE YUMUŞACIK..

BENCE BU BÖREĞİ DENEDİKTEN SONRA KLASİK YUFKALI BÖREKLERİ BIRAKACAKSINIZ…

MALZEMELER:
6 adet yufka

ÜZERİNE :
1,5 şişe maden suyu
25 gr.margarin(küp şeklinde doğranacak)
Çörek otu
1 adet yumurta sarısı

SOSU İÇİN:
3 yumurta
1 su bardağından 2 parmak az yoğurt
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı sıvı yağ
1 pk.kabartma tozu
çukur bir kapta yumurta,yoğurt,süt ve sıvı yağı iyice karıştır.sonra kabartma tozu ekleyip tekrar karıştırın.sosumuz hazır.
İÇ HARCI:
1 kg.ıspanak
2-3 su bardağı lor peyniri(çökelek)
1,5 çay kaşığı tuz
2 çay kaşığı pul biber
ıspanakları yıkayıp saplarını kesin.yapraklarını doğrayıp çukur bir kaba koyun.1,5 çay kaşığı tuz serpip elinizle sıkın.suyunu süzün.lor peynirini,pul biberini ekleyip karıştırın.harcımız hazır.

YAPILIŞI:Büyük fırın tepsisine yağ sürmeyin. hazırladığımız yumurtalı sosu sürün. 1. yufkayı buruşuk bir şekilde tepsiye yerleştirin.yufkanın üzerine yumurtalı sosu fırçayla sürün. 2.yufkayı tepsiye yerleştirin.üzerine yumurtalı sostan sürün. 3.yufkayı tepsiye yerleştirin.yumurtalı sosu sürün.ıspanaklı harcın tamamını koyun ve yayın. 4.yufkayı üzerine yerleştirin.4.yufkanın üzerine yumurtalı sosu sürün.5.yufkayı yerleştirin.yine yumurtalı sosu sürün.son yufka olan 6.yufkayı tepsiye yerleştirin.üzerine 1 adet yumurta sarısını fırçayla sürün.çörek otunu üzerine serpin.küp şeklinde doğranan margarinleri de( eritmeden) böreğin üzerine serpin.böreği kare şeklinde dilimleyin.1,5 şişe maden suyunu kesilen boşluklardan dökün.börek dilimlerinin arasına girsin.200 derece fırına koyun.üstü kızarana kadar pişsin.afiyet olsun…


NOT:TARİFİ ÖZETLERSEK SADECE 3.KATTA ISPANAKLI HARÇ KONACAK:)

BU ARADA BANA YARDIM ETTİĞİ İÇİN KARDEŞİM DUYGUYA TEŞEKKÜR EDERİM.

 

  

 

 

 

BUDALA  BÖREĞİ  

 

Budala Böreği

 

Malzemeler :

4 su bardağı un
1 su bardağı süt
3/4 su bardağı sıvı yağ
1 paket yaklaşık 40 gram yaş maya
3 çorba kaşığı yoğurt
3 çorba kaşığı sıvı yağ (üstü için)
Tuz

İçini hazırlamak için :

1 adet orta boy soğan
5 adet orta boy haşlanmış patates
1 çorba kaşığı salça
3 çorba kaşığı sıvı yağ
1 demet maydanoz
Tuz, pulbiber

Hazırlanışı :

Ilık sütün içerisine mayayı ile şekeri ekleyerek mayanın kabarmasını sağlayalım.

Sonra elenmiş unun ortasını havuz gibi yapalım ve içerisine sıvı yağı, tuzu ve mayalı sütü katarak özlü bir hamur elde edelim. Sonra da hamur kabının ağzını kapatarak ılık bir ortamda, hamur iki misli kabarana kadar mayalanmaya bırakalım.,

Bu arada böreğin iç harcını hazırlamaya başlayalım.

Sonra da tavaya sıvı yağı dökelim ve küp küp doğranmış soğanı da ilave ederek rengi pembeye dönene kadar kavuralım.

Salçayı da ilave ettiktens sonra yarım dakika daha kavuralım. Sonra haşlanıp rendelenmiş patatesleri, pulbiberi, kıyılmış maydanozu ve tuzu da ilave ederek karıştıralım ve sonra tavayı ocaktan alalım.

Daha sonra mayalanan hamuru iki eşit parçaya ayırarak beze yapalım.

Bezelerden birini unladığımız tezgahta yarım santim genişliğinde açalım.

Hamuru daha sonra margarinle yağlanmış olan fırın kabına yayarak kenarlarını da hafifçe yükseltelim. Üstüne hazırladığımız patatesli harcı yayalım.

Diğer hamuru da aynı şekilde yarım santim genişliğinde açarak patatesli harcın üstüne serelim.

Yoğurdu sıvı yağ ile karıştırdıktan sonra hamurun üstüne sürerek, önceden ısıttığımız 190 derecelik sıcak fırında altı üstü pembeleşene kadar pişirelim ve servis edelim. 

 

PİTLİ  HELVA  

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Görüntünün olası içeriği: yiyecek

 

 

Görüntünün olası içeriği: yiyecek

 

 

TARAMA

HAVYAR

MALZEMELER: 

''BİR  ZAMANLAR  AKŞEHİR  GÖLÜNDE  BULUNAN  SAZAN  BALIĞININ ''

 

100 gr. taramalık SAZAN BALIĞI yumurtası 
3/4 bardak süt
1/2 bardak sıcak su 
1 fincan zeytinyağı 

1,5 limon 
2 dilim bayat ekmek içi 
1/2 tatlı kaşığı kırmızı biber 

YAPILIŞI: 


Bir kaseye balık yumurtaları ve sütte ıslattığınız ekmek içlerini koyun.

Ve hafif ateşte hızlı karıştırmak suretiyle taramayı gevşetip ocaktan indirin.

Buna bir çorba kaşığı sıcak su ilâve edip telle iyice dövün. birkaç çorba kaşığı yağ,

1 kaşık su ilâve etmek suretiyle yağın ve suyun hepsini yedirip koyu bir bulamaç haline getirin.

En sonra da, gene azar azar olmak üzere limon suyunu ilâve edip bir yandan da hızlıca karıştırın.

Biberi de ilave edin. Tabağa alıp maydonoz limon ile süsleyip servis yapın.

 

Görüntünün olası içeriği: yiyecek

 

 

 

GALETE  YEMEĞİ

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

  

AKŞEHİR  USULÜ TİRİT

 

 

AKŞEHİR  TİRİT YEMEĞİ ile ilgili görsel sonucu

 

  

AKŞEHİR  YAHNİSİ

 

  • ½ kg Yagsız Dana Kuşbaşı
  •  
  • ½ kg Arpacık Soğanı
  •  
  • 10 diş Sarmısak
  •  
  • 1 Tatlı Kaşığı Kimyon tepeleme
  •  
  • 25 gr Tereyağı
  •  
  • 1 su bardağı Nohut (Bir akşam önce ıslatılacak)
  •  
  • 1.Ç.K. Domates salçası
  •  
  • ½ Kahve fincanı Sirke
  •  
  • 1 Ç.K. silme toz Şeker
  •  
  • ¼ demet dereotu ince kıyılmış
  •  
  • Akşamdan ıslatılmış nohutları yumuşayıncaya kadar kaynatınız. Kuşbaşı dana etini tereyağında rengi değişene,
  •  
  • suyunu salana ve tekrar çekene kadar kavurunuz. Salçayı ve ezilmiş sarmısakları katınız. Biraz daha kavurduktan sonra tuz, sirke,
  •  
  • kimyon ve nohutları ilave ediniz ve üzerini örtecek kadar kaynar su koyunuz

  • Ağır ateşte kapaklı olarak 1 saat kadar pişiriniz. Arpacık soğanları erimemeli.
  •  
  • Servis tabağına aldıktan sonra üzerine kıyılmış dereotu serpiniz.

 

AKŞEHİR USULÜ YEŞİL  DOMATES YEMEĞİ ile ilgili görsel sonucu

 

İlgili resim

 

 

 ZÜLBİYE

Kullanılacak Malzemeler 
Yarım kilo kuşbaşı et (haşlamalık) 

 

1 kg arpacık soğan

1 baş sarımsak
 

1 bucuk su bardağı nohut (akşamdan ıslatılmış) 
 

1 çorba kaşığı salça 
 

2 çorba kaşığı tereyağı veya margarin 
 

1 çay kaşığı kimyon, tuz, kırmızı biber 


Hazırlanma Şekli 


Akşamdan ıslatılan nohutları 5 dakika kaynatıp süzgece alıp suyunu süzdürün. Düdüklü tencerede

nohutları ve etleri üzerine iki parmak çıkacak kadar su ilave ederek ağır ateşte haşlayın. Arpacık

soğanlarının, sarımsağın kabuklarını soyun. Tencerede yağı eritin. İçine arpacık soğanını,

sarımsakları doğramadan bütün olarak tencereye koyun. Ara sıra karıştırın. Soğanlar ve

sarımsaklar yumuşayana kadar kavurun. Haşlanan nohut ve eti içine ilave edin. Salçayı azıcık et

suyunla tabakta ezin. Salçayı, tuzu karabiberi ve kimyonu da tencereye ilave edip ağır ateşte

pişirin.(Bu yemeğin lezzetini veren kimyondur. Bolca kullanabilirsiniz. Sarımsakları bir baş yerine 2

baş da kullanabilirsiniz.)
 

 

 

 

 

 

 

SAKALA  SARKAN  

Malzemesi: 


Pişmiş mercimek, ev makarnası, yağ.

Yapılışı: 


Mercimek pişirilerek, bir tabağa konulur.

 

Dinlendikten sonra, tencerenin içine konulur, tencereye su katılarak,

 

kaynatılır. Sonra, ev makarnası üzerine ilave edilir.

 

Tamamen piştikten sonra, yağ ve salça ilave edilerek, servise hazırlanır.
 

YAPILIŞI


Toprak tencerenin en altına etler yerleştirilir.Alacalı soyulan patlıcanlar 4'e bölünerek kuşbaşı doğranır.

 

etin üzerine sırasıyla iri doğranan soğanlar ve sarımsaklar, alacalı soyularak 4!e bölünmüş patlıcanlar, iri  iri doğranmış biberler yerleştirilir.

 

Tencerenin en üstüne de halka halka domatesler doğranır.Yağı konulur.Tuzu, karabiber, kimyonu serpilir.

 

Üzerine cam tabak iyice bastırılarak yerleştirilir.Tencerenin kapağı kapatılarak çok kısık ateşte pişirilir veya fırına sürülür.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

 

 ETLİ  YAPRAK  SARMASI  

VE

İLAHNA  DOLMASI 

 

 

AKŞEHİR USULÜ  ETLİ  YAPRAK  SARMASI ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

Etli Lahana Sarması (güneydoğu usulü) tarifi

 

 

Çİ  BÖREK

 

İlgili resim

 

 

    

BİŞİ

 

 

7

 

PARA PARA



HAZIRLANIŞI: 


Ekmekler derin bir tabağa doğranır. ayrı bir yerde tereyağı kızartılır. Ve soğanlar düzgün bir şekilde doğranıp,

salça ile birlikte tereyağında kızartılır. Yeteri miktarda su ilave edildikten sonra, suyun kaynamasını bekleriz.

Su kaynadıktan sonra içine ufalanmış tulum peyniri ilave edilir. Biraz daha kaynadıktan sonra tencere ateşten alınır.

Ve bu oluşan karışımı daha önceden doğradığımız ekmeklerin üzerine dökülür. Üzeri karabiber ve maydanoz ile süslenir

 

 

Görüntünün olası içeriği: yiyecek

 

 

 

 

AKITMA

 

 

 

Görüntünün olası içeriği: yiyecek

 

 

 

AKŞEHİR  

NAPOLYON  KİRAZ'I

 

"Napolyon Kirazı" adıyla bilinen "Akşehir Kirazı".

Bu kiraz 2004 yılında

"Akşehir Kirazı"

adıyla tescil ettirilmiştir.

 

AKŞEHİR NAPOLYON KİRAZI ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

 

AKŞEHİR NAPOLYON KİRAZI ile ilgili görsel sonucu

 

 

İlgili resim

 

 

İlgili resim

 

 

 

AKŞEHİR  

VİŞNESİ

 

İlgili resim

 

 

AKŞEHİR VİŞNESİ ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

 

 

 

 

TERMİYE

 

Evet, cok istek üzerine, simdi size sadece

Akşehir ve yöresinde ki şehirlerde tanınan çerez grubundan bir yemiş sunalım.

TERMİYE.


Termiye de insanın yedikçe daha çok yiyesi geldiği kuruyemişler gibi sevilen bir yiyecektir.

Akşehir ve yöresi dışında pek bilinmeyen termiye, termis, acıbakla veya Yahudi baklası gibi isimlerle de anılmaktadır.

İnce zar gibi şeffaf bir kabuğu ve yumuşak bir yapısı vardır, tadı ise kendine hastır. Tuzlu suda bekletildiği için de gayet tuzludur.

"İlk gördüğümde (ama uzaktan) nohutu da haşlamış pazarda satmaya getirmişler diye düşünmüştüm,fakat yanına gelince işin aslı ortaya çıktı.

K.... ve çevresinde çok sevilen bir yiyecekmiş. Kuruyemiş gibi tüketiyorlar. Esas adı Yahudi baklası veya acı bakla imiş.

Resimde gördüğünüz şekle gelene kadar da bir sürü aşamalardan geçiyormuş. Suda bekletip sonra tuzlayıp yeniliyor.

Bir sürü de faydası varmış. Besleyicidir. İdrar söktürür ve idrar yollarını temizler. Böbrek iltihabını giderir.

Böbrek taş ve kumlarının düşürülmesine yardımcı olur. Baş ağrılarını dindidir. Romatizma, lumbago ve siyatik ağrılarını keser.

Albümin miktarını düşürür. Vücutta biriken tuzu atar.

  

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

 

Akşehir Mahsus   Mısır  Göllesi 

 

Akşamdan kabuğu soyulmuş mısırı ıslatın.

Sabah suyunu süzüp yeniden üzerine su ilave ederek çok kısık ateşte 3 saate yakın haşlayınız.

isteyen tuz yada şekerle yiyebilir. Üzerine bol ceviz lezzet verir. Afiyet olsun...

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

ŞEPİT  

YUFKA  EL  AÇMASI

 

Yüzyıllardan bu yana Akşehir ve yöresinde kışa hazırlık olarak yapılan şepit.

Şepit, ince açılmış, sac üzerinde pişirilmiş yufkalara Akşehir´de verilen isimdir.

Şepitler özenle üst üste dizilir, üstleri hafif bir örtü ile örtülerek tozlanması önlenir ve yüksek bir yerde saklanarak birkaç ay bekleyebilir.

Şepit dayanıklılık bakımından en uzun ömürlü bir ekmektir. Altı ay dayanabilir. Uzun süre dayanması isteniyorsa sac üzerinde biraz daha fazla kurutulmalıdır.

Soğuduğu andan itibaren çok gevrek, kıtır kıtır bir hale kavuşur, o yüzden taşınırken ya da üzerinde çalışırken kırmamak için çok hassas davranmak gerekir. 

Kullanılmadan önce şebitlerin ıslatılıp yumuşatılması ve sonra katlanması gerekir.

bu şekilde iken içerisine haşlanmış yumurta, yahut patates salatası, tulum peyniri, ya da artık siz ne seviyorsanız,

oyarak dürüm yapılarak tüketilen son derece lezzetli bir yiyecek olur.

 

Görüntünün olası içeriği: yiyecek

 

 

 

 

  

AKŞEHİRİN ÖNEMLİ TELEFONLARI
 

ACIL

YANGIN
POLIS
JANDARMA
SAGLIK

KAYMAKAMLIK
SANTRAL
SANTRAL
S.Y.D.VAKFI
ÖZEL IDARE
S. SAVUNMA

EMNIYET Md.
SANTRAL
SANTRAL
MÜDÜR
M.KARAKOL
YENI MAH. M.KRK
TRA. TESCIL
BÖL. TRAFIK
PASAPORT

GARNIZON KOMT.
KOMUTAN
SANTRAL
AS.Sb.Bsk.

JANDARMA
SANTRAL
SANTRAL
KOMUTAN

MILLI EGITIM Md.
SANTRAL
MÜDÜR
FAX
ÖGRT. EVI

OKULLAR
M.Y.Okulu Snt.(3 Hat)
M.Y.O. Ögrenci Yurdu
M.Y.Okulu Faks:
AKSEHIR LIS. Md.
AKSEHIR LIS.SANT.
SELÇUKLU LIS.Md.
" " SANT.
ANADOLU LIS. Md.
" " SANT.
ANADOLU ÖGRT. LIS.
I.IN.END.M.L.SANT.
I.IN.EN.M.L.(FAKS)
KIZ MES.L.
SAG.MES.LIS.
ATATÜRK ILKÖG.
" " SANT.
MERKEZ ILKÖG.
" " SANT.
24 AGUS. ILKÖG.
ADILE HN. "
BAH.EV. "
CUMH. "
G.M.K. "
H.TEKINER "
M.AK.ER. "
M.TÜRKMEN "
IMAM H.L.
iMAM H.MD. VE FAX
TICARET L. SANT.
TICARET L.MD.
HAYDAR TUNA "
M.NIG.YAM. "
N.HOCA. ILKÖG.
N.DAYANIK "
TIPI MAH. "
YILDIRIM "
Z.H. ANA OKULU
75.ILK.OKULU
ÖZÜRLÜLER OK.
ÇIRAKLIK EGT.
ÇIRAKLIK EGT.(FAKS)
HALK EGT.
HALK EGT. SANT.

.

110
155
156
112


813 11 20
813 21 32
813 76 95
813 13 82
813 54 55


813 32 27
813 32 28
813 11 13
813 19 90
813 20 32
813 19 46
813 15 71
812 24 63


813 95 90
813 11 01
813 11 22


812 68 88
813 82 96
813 11 19


813 38 18
812 30 23
813 11 02
813 63 10


824 87 33
824 87 27
824 87 36
813 35 09
813 41 37
813 29 62
813 11 97
813 31 79
813 10 10
812 77 32
824 87 33
824 87 36
813 21 29
812 22 55
813 64 78
813 19 94
813 16 17
813 20 20
813 64 80
812 20 02
813 15 64
813 13 59
813 64 50
813 32 04
813 11 21
813 35 10
813 15 07
813 35 21
813 15 06
813 35 06
813 55 46
813 43 03
813 64 38
813 35 11
813 35 07
813 64 40
812 75 39
813 74 20
812 65 71
813 51 98
813 14 91
813 62 90
813 37 89

SAĞLIK KURUMLARI
1.SAĞ.OCAĞI
2.SAĞ.OCAĞI
3.SAĞ.OCAĞI
ANA ÇOCUK
VEREM S.DİSP.
S.S.K. İSTASYONU

SİYASİ PARTİLER
DYP
CHP
ANAP
FP
MHP
DSP
MP
DTP

OTOBÜS İŞL.
AK-SEL
AK-SEL TERMİNAL
KON-TUR
KON-TUR TERMİNAL
ÖZKAYMAK
ÖZKAYMAK TERMİNAL
HİSAR
GÜVEN
SET TUR
YUNAK

LOKAL - RESTORANT
HID.DAĞ.GAZ.
HID.ORT.GAZ.
EFENDİ REST.
TİC.OD.LOKALİ
ŞEHİR LOKALİ
DOĞUŞ REST.
ŞEHİR Lokantası

KURUM ve DERNEKLER
TİC.SN.Od.Bşk.SANT.
BAŞKAN
FAKS
TİCARET BORSASI
ZİRAAT OD. Bşk.
ZİRAAT OD. Bşk.
M.İŞ.SN.OD.Bşk.
M.İŞ.SN.OD.Bşk.
M.İŞ.SN.OD.Bşk.(FAKS)
SARAÇLAR Od.Bşk.
ŞÖF.OT.OD.Bşk.
BAKKAL - BAY.Od.
II.SAN.ÇAR.KOOP.
T.M.O. (SANT)
T.M.O. Md.
T.M.O. FAKS
PANCAR KOOP.
PANCAR BL.ŞEF.
ÇİFT.MALL.KOR.
ESNAF KEF.KOOP.
ESNAF KEF.FAKS
KIZILAY Şb.Bşk.
KIZILAY AŞEVİ
AKSEV
T.H.K.
FAKS
N.HOCA (FAKS)
N.HOCA TUR.DER.
ADD
ÇAĞDAŞ YDD

MAL MÜDÜRLÜĞÜ
MÜDÜR
SERVİS
FAKS
M.EMLAK
HAZİNE AV.

VERGİ DAİRESİ Md.
SANTRAL
MÜDÜR
MÜDÜR Yrd.
MÜDÜR Yrd.
FAKS


813 38 04
812 36 36
812 26 16
813 63 42
813 19 93
813 16 41


813 24 26
812 38 37
813 23 37
813 22 20
813 67 27
813 24 51
813 55 15
812 72 72


813 38 02
812 17 85
812 46 76
812 31 20
813 18 90
812 20 44
813 45 72
813 86 10
813 13 08
812 11 15


812 21 05
813 23 56
813 34 73
812 54 07
813 52 09
813 36 28
813 57 67


813 38 27
813 31 24
813 97 08
813 63 05
813 38 31
813 20 28
813 19 23
813 19 22
813 65 44
813 37 65
813 57 60
813 10 95
813 37 83
813 12 00
812 01 10
813 11 40
813 10 45
813 38 25
813 10 93
813 12 94
812 66 16
813 57 62
813 63 27
812 80 62
813 37 04
813 64 81
813 36 03
813 14 35
812 28 00
813 23 81


813 13 12
813 24 19
813 67 77
813 14 13
813 37 95


813 37 88
813 13 00
813 20 27
813 37 87
813 60 99

 

BELEDİYE  BAŞKANLARIMIZ

AKŞEHİR  BELEDİYESİ  1854  YILINDA  KURULMUŞTUR.

1920 YILINDAN  SONRAKİ  BELEDİYE  BAŞKANLARIMZ

İSİMLERİ  VE  GÖREV  TARİHLERİ  AŞAĞIDAKİ  GİBİDİR

(1854 - 1920 YILLARINDAKİ  BAŞKANLARIMIZ İLE İLGİLİ BİLGİ VEREBİLECEKLER MAİL  ATARLARSA YAYINLARIZ )

H.HAKKI  ŞÜKRÜ  ILICAK                   1920                 1921

HACI MEHMET  KÜÇÜK                      1921                 1925

HALİS  KILINÇ                                      1925                 1926

HALİS  ÖZŞARLAK                               1926                 1932

AGAH  YALÇIN                                     1932                  1938

MUSTAFA  ŞARLAK                             1938                  1946

TACETTİN  YALTIRIK                           1946                  1954

ÖMER  ŞEKER  ( ATAMA )         20.07.1954        15.11.1955

AHMET BÜYÜKEREN                 25.11.1955        14.03.1958

RAHMİ  ŞİRVANCI                      18.03.1958         22.06.1959

ALİ  ŞÜKRÜ  ILICAK                    04.07.1959         27.05.1960

KADİR  DEMİRAL (KAYMAKAM) 25.08.1960         30.11.1960

MUAMMER  TURAN (KAYMAK)  01.12.1960         04.05.1961

ORHAN  SAKINÇ  ( VEKİL )         04.05.1961         12.06.1961

ALİ  HASAN  ÖZER (KAYMAK )  12.06.1961          17.11.1963

HÜSEYİN  ŞÜKRÜ  ILICAK          17.11.1963          12.02.1965

SADRETTİN  ÇAKIROĞLU           17.04.1965          18.02.1966

RAHMİ  ŞİRVANCI                        02.06.1966          30.08.1968

CEVDET  KÖKSAL                       02.06.1968           30.08.1977

BEKİR  TÜZÜN  (VEKİL )             30.08.1977           12.12.1977

VECİHİ  KÜÇÜK                           12.12.1977           28.09.1980

ÖZGÜN  GÖKALP (KAYMAKAM)29.09.1980           17.04.1981

YAVUZ  METE      (KAYMAKAM) 25.05.1981           28.02.1983

AHMET  GÜREL  TEKELİOĞLU  01.03.1983           30.03.1984

YAŞAR CENİKOĞLU                   31.03.1984           28.03.1989

FERHAN  BALLI                           28.03.1989           18.04.1999

               A.NURİ  KÖKSAL                        19.04.1999                      2004             

                                                 MUSTAFA  BALOĞLU                             2004                     2010                                               

  ABDÜLKADİR OĞUL                                                            2010

 

 

GÜLMECENİN SEVGİNİN VE BARIŞIN MAYASI NASREDDİN HOCA

Günümüzdeki mevcut bilgi ve belgelere göre; Nasreddin Hoca, 1208 yılında dünyaya gelmiştir.

13. yy'da Akşehir ve Konya Medreseleri'nin ününü duyan Nasreddin Hoca, köyünden ayrılarak ilim öğrenmek için Akşehir ve Konya'ya gelir.

Daha sonra Akşehir'e yerleşerek burada imamlık, kadılık ve müderrislik görevlerinde bulunur.

Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır.

Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden söylentilere karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır.

Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu Sultanlarıyla tanıştığı, Mevlana ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur'la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır.

Nasreddin Hoca'nın gülmeceleri, Anadolu İnsanı'nın, belli olaylar karşısındaki tutumunu yansıtan ince zekâ ürünlerini oluşturur.

Nasreddin Hoca, halkın duygularını kendine has üslubu ile yansıtmayı bilmiş ve/veya halk onun ağzından bunları dile getirmiştir.

Gerek yaşadığı döneme, gerekse çağlar sonrasına mizaha bakışıyla damga vuran

Nasreddin Hoca; Akşehir ile bütünleşmiştir. Balkanlar'dan Orta Asya'ya kadar pek çok ülkede anlatılan Nasreddin Hoca Öyküleri;

hem mizah yoluyla toplumsal konulara eleştiri getirip, çözümler önermesiyle, hem de hoşgörü, kardeşlik, barış, iyimserlik mesajları taşımasıyla tüm insanlığa seslenir.

Nasreddin Hoca; sadece ülkemizde değil bütün dünyada tanınan ve bilinen, evrensel bir gülmece ustasıdır.

Unesco 1996 yılını "Dünya Nasreddin Hoca Yılı" olarak ilân etmiş ve 1996 yılı içerisinde dünyada ve ülkemizde yapılan çeşitli etkinliklerle Hoca hem anılmış hem de tanıtımı yapılmıştır.

 

BİLİNEN   EN  ESKİ  

NASREDDİN  HOCA 

TASVİRİ

 

 

ULUSLARARASI AKŞEHİR NASREDDİN HOCA ŞENLİKLERİ

Ülkemizi ve insanımızı gerçek kültürü ile tanıtmak ve Nasreddin Hoca'nın kişiliğiyle bütünleşen gülmeceyi evrenselleştirmek amacıyla,

1959 yılından beri her yıl 5-10 Temmuz tarihleri arasında bir şenlik düzenliyoruz:

Akşehir Nasreddin Hoca Şenliği. 1974 yılında uluslararası boyut kazanan şenlik, mizah ağırlığı taşımakla beraber bilim, kültür ve sanatı temel almaktadır.

Etkinlikler ve özellikle de yarışmalar, mizahın farklı alanlarını içerir.

Özellikle mizahın evrensel dili olan karikatür önemli bir öğe olarak karşımıza çıkar. Şenlik süresince yerli ve yabancı konuklarla,

Nasreddin Hoca'yı hatırlatan ve değerlendiren söyleşiler yapılır. Ayrıca kimi ulusal, kimi uluslararası boyutta; karikatür, gülmece, öykü, fotoğraf yarışmaları düzenlenir.

Halk oyunları, konserler, tiyatro gösterileri, maçlar; karikatür, resim ve fotoğraf sergileri ise,

kutlamaların vazgeçilmez renkleri olarak şenlik boyunca sürer. Kent merkezinde konukların ağırlanması, turistlerin kalabilmesi için oteller, misafirhaneler bulunur.

Şenlikler sırasında gerek çevre il ve ilçelerden, gerekse Türkiye'nin başka yörelerinden, hatta yurtdışından binlerce kişi Akşehir'e gelir.

Medya kuruluşları; hem şenliğe katılan ünlü sanatçıları ve bilim adamlarını, hem de şenlik aktivitelerini izlemek üzere Akşehir'de buluşur.

 

Geçtiğimiz yıl, ünlü bakırcılara yaptırılan, altı metre çapında, dört metre yüksekliğindeki "Dev Kazan" şenliklere damgasını vurmuştur.

Guiness Rekorlar Kitabı'na girmeye aday kazanan, Temsili Nasreddin Hoca Erol Günaydın, yoğurt mayalamış ve binlerce ziyaretçi Hoca'nın yoğurdundan tatmıştır.

Bu olay, 700 yıllık Nasreddin Hoca gülmecesinin, 21. yüzyıla girerken Akşehirli torunlarının ince zekâlarıyla yeniden yorumlanmasına örnek oluşturmuştur.

 

AKŞEHİR ŞENLENİYOR

Kırk yıl..

.
Bir şenlikte kırk yıl...


Nasreddin Hoca'nın felsefesini, Akşehir'den dünyaya taşıdığımız kırk yıl boyunca, kültür ve sanata dair ne varsa hepsini gülmeceyle harmanladık.

"Akşehir Gölü"ne mayaladığımız yoğurt henüz tutmadı ama, uluslararası bir şenliğin tadı her yıl "Dünyanın Ortası"nda bulunan dostlarımızın damağında kalıyor.

Bu yıl ise profesyonel bir yönetim ve sizlerin katkılarıyla şenliğimiz bir dönemeçte. Uygarlıklar beşiği Anadolu'da bir kent, düşüncenin gülen yüzüyle yeniden çıkıyor tüm insanlığın karşısına...

Yaz güneşi haziran ayında Sultan Dağları'nın ardından ısıtmaya başlayınca Akşehir'i, Orta Anadolu'nun en büyük Açık Hava Tiyatrosu,

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nı ağırlayacak. Beş bin kişi bu konserde bulaşarak, şenlik öncesinde müziğin evrensel çağrısını iletecek tüm Akşehir ve gülmece dostlarına.

Temmuz başında ise, şenlik coşkusu bekliyor sizleri Akşehir sokaklarında.

Elinizi çabuk tutun. Bosna-Hersek'ten Kıbrıs'a kadar pek çok ülke ve şehirden halk oyunları ekipleri şimdiden sabırsızlanıyor.

 

Gülmecenin evrensel dili olan karikatürün yeri ise ayrı. 1974'den bu yana Uluslararası Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması,

tüm dünya çizerlerinin buluşma noktası. Bu yıl ki yarışma için, dünyanın ve ülkemizin ünlü karikastüristleri "5 Temmuz-Akşehir" için birbirlerine randevu vermeye başladılar bile.

"Ya çıkarsa..." Elbette Milli Piyango da şenliğimize katılıyor. " Nasreddin Hoca Özel Çekilişi"nde, Temsili Nasreddin Hoca bu kez Akşehir Gölü'ne değil şans kürelerine maya çalacak. "Ya tutarsa" yaşadınız.

700 yıl boyunca usanmadık göle yoğurt mayalamaya ama, artık şu yoğurdu yesek de fena olmayacak dedik geçen yıl ve "Dev Kazan"da bu emelimize ulaştık.

Sıkı durun bu yıl kazan doğuruyor. Şenliklerde ziyarete açacağımız Gülmece Parkı'nda, dünyanın en büyük kazanı ve yavruları sizleri bekliyor. Ama Hoca'nın kazanı bu, belli mi olur? Siz iyisi mi öleceğine de hazırlıklı olun.

Gülmece adamları da, Nasreddin Hoca'nın torunlarıyla buluşacak yine. Ülkemizin seçkin tiyatrolarından, stand-up gösterilerine; söyleşilerden,

imza günlerine kadar kültürel etkinlikler bu yıl de şenliğimize damgasını vuracak. Bakarsınız şenlikte, bir gece vakti türbesinden kalkan Nasreddin Hoca'yı alırlar aralarına, doyumsuz bir gülmece sohbeti doğuverir.

Nasreddin Hoca Şenliği olur da sevimli karakaçanı unutulur mu? Akşehirliler, 700 yıl önce Hocalarının yaptığı gibi eşeğe ters binecekler yine. Dünyada ters giden işlere inat!

Seçkin edebiyat dergileri " Nasreddin Hoca Özel Sayı"ları ile işleyecekler gülmeceyi.

Kırk yıllık şenliğimizin arşivinde öncelikler gibi bu dergiler de özel yerlerini alacak.

Şenlik olur da hiç çocuklar ve gençler olmaz mı? üniversitelerimizin müzik, tiyatro, çevre ve satranç klüpleri şenlik boyunca Akşehir Sokaklarını renklendirecek.

Alabildiğince özgür ve coşkulu... Çocuklar ise sokak tiyatrolarından, animasyonlara pek çok etkinliği pek çok etkinliği izleyebilmek için evlerinin yolunu unutacak.

Her yaştan müzik severin beğenilerine uygun farklı konserlerde binlerce insan bir araya gelecek

Akşehir ve civarından. Yaz akşamlarında saatler boyu müzik yankılanacak Açık Hava Tiyatrosu'ndan ve kentin çeşitli meydanlarından.

Türkiye'nin en eski kültür-sanat şenliklerinden olan Uluslararası Akşehir Nasreddin Hoca Şenliği, bu ve benzeri etkinliklerle,

Temmuz ayında yine yazılı ve görsel medyanın ilgi odağı olmaya şimdiden aday görünüyor.

Sizi böyle bir şenlikte, insanlığın evrensel dili gülmecenin Nasreddin Hoca'nın felsefesiyle yeniden yorumlanmasına destek olmaya davet ediyoruz.

DOĞAYA, TARİHE VE İNSANA ÖZGÜ GÜZELLİKLERİN BULUSTUGU KENT

AKŞEHİR 

 

 

COĞRAFİ KONUMU

Akşehir İlçesi ;

İç Anadolu Bölgesi'nin Güney-Batısı' nda, Sultan 

Dağları'nın Kuzey eteklerine yaslanmış, bereketli bir ova üzerinde 

kuruludur ve yüzölçümü 2200 km2. dir. İlçenin 8 km. kuzeyinde Akşehir 

Gölü başlar. Taşma alanlarıyla 353 km2 büyüklüğündeki gölün suyu tatlıdır. 

Sazan ve turna balıkları avcılığı yapılmaktadır. Etrafını çeviren 

bataklıklardan elde edilen sazlar dekorasyon ve izolasyonda kullanılır. 

Akşehir ve çevresi, sert kara ikliminden daha yumuşak , yağışlı hava 

şartları nedeniyle, yerleşim ve tarıma daha elverişlidir. Bölgede 

tahılların yanısıra pancar, mısır, haşhaş , (afyon ) tarımı ve meyvecilik 

( kiraz, elma , armut, erik vb. ) yaygın olarak yapılmaktadır.

Akşehir

ve 

çevresinde KOBİ' ler bünyesinde gıda , madeni eşya, cam ve plastik eşya 

sektörlerinde faaliyet gösteren üretim birimleri yaygındır.

Geçen yıl altyapı inşaatlarına başlanan olan Akşehir Organize Sanayi Bölgesi' nin, yapılacak büyük 

ölçekli yatırımlarla ekonomiyi daha da güçlendirip canlandırması beklenmektedir. 

Canlı sosyal, ekonomik ve kültürel hayatı, gelişmiş, maharetli küçük esnaf 

ve sanatkarlar topluluğu, 30 dan fazla köyü ve bucakları

100.000 i aşan genel nüfusu ( kent içi 70.000 ), yaygın eğitim ( yüksek öğretim dahil ) ve

sağlık kurumları, yetişmiş insan potansiyelleri ile Akşehir, yöresinde önemli 

ve doğal bir merkez konumunu kazanmıştır.

 

AKŞEHİR  TURİZM  REHBERİNE 

SAĞLADIĞI 

KAYNAK 

BİLGİ  

RESİM 

VE 

FOTOĞRAFLARDAN 

DOLAYI  TEŞEKKÜR  EDERİZ

 Akşehir Müze Meydanı. Batı Cephesi Karargahı Müzesi önü.

Görünen bina şimdiki "Şehir Oteli" nin olduğu binadır.

 Şimdiki Akşehir Batı Cephesi Karargahı Müzesi binası,

1971 yılında çekilen bu fotografda da görüldügü gibi

1965 den sonra Belediye´nin Cumhuriyet (Anıt) meydanındaki yıktırılan taş binaya taşındıktan sonra Atatürk Müzesi olarak faliyete geçmişti

 Akşehir Perşembe Pazarı´nın olduğu eski yer. Burası şimdi Gülmece Parkı olmuştur.

Geride görülen Hasan Paşa imaret camisidir. Fotograf 1975 senesinden (Bilgi: Fikri Er)

Akşehir Müze Meydanı.


Bu fotograf ne zaman cekilmis olabilir? Bilen var mi?

Akşehir 1900 yılı civarı.

Köln Üniversitesi arşivinden, 1900 senesinde çekilmiş bir Akşehir fotoğrafı. Neresi acaba, bilen var mı?

 Atatürk 4 Nisan 1922 tarihinde, Akşehir tren istasyonunda İsmet İnönü,

Rus büyükelçilesi Aralof, Azerbaycan büyükelçilesi İbrahim Abilof ve diğer komutanlarla latin ve arap harfleriyle

"Akşehir"

yazılı istasyon tabelası önünde

 

 

 

 

 

Akşehir’de faytonla gezebilecek cok yer var. 
Gündogar Palas Otel, Postane´den Zafer Meydanı`na dogru giderken, sol tarafda bulunuyordu. Yerine simdi Özel Tıp Merkezi´nin bulundugu yeni bina yapıldı.

 

Eski "Akşehir Hayvan Pazarı", eski sanayinin yanında bulunan şimdi ki "Perşembe Pazarı" nın bulundugu yerde bulunmaktaydı. 
Eskiden ziraî faaliyetleri yürütmede yardımcı olmak üzere hem de kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere çeşitli hayvanları Akşehir’de görmek mümkündü. Burada at, manda, öküz, inek, koyun, adi keçi, tiftik keçisi ve hatta deve alım satımı yapılırdı.

 

 

Akşehir Hıdırlık


"1940’lı yıllarda o zamanın Akşehir Belediye Başkanı olan Mustafa Şarlak, Hıdırlığı park haline getirmiştir.

Yıkık olan mescit kubbesini yaptırmıştır. Burada büyük çınarın dışında ağaç yokken mescit çevresi ağaçlandırıldı ve çeşitli süs havuzları yapıldı.

Ayrıca buraya rahat ulaşım için çeşitli yollar yapıldı.

Akşehir, sol taraf Arasta, orta kisim iplikci cami, eski Anit meydanina (simdi adi Cumhuriyet meydani) giden yol.

Sag tarafda ilerde, tasdan yapilmis eski belediye binasi (yıktırıldı) görülmekte. 

Dikkati ceken, yolda motorlu tasitlarin bulunmadigi ve bu yüzden cogu insanin kaldirimin yanisira yolda da yürüdügü.

Ayrica, iplikci caminin yanindaki boslukda bulunan simdiki o üc koca cinarin, fidanlik halleri

 

 

 

 

 

 

 


 

                       
 
Akşehir´in endüstriyelleşmesi için
 
şimdiye kadar atılan adımları sayarsak:
                                                                  
 
- Şırvancı Kiremit
- Gülal Un
 
- Hasgül Un
- Kaytan Un
 
- Üçel Bisküvit ve Helva
- Hasgül Bisküvit ve Helva
 
- Istasyon Kiremit ve Tuğla Fabrikası
- Günaşık ve Haşhaş Yağ Fabrikaları
- Motorlu Araç Tamirciliği
 
- At Arabası Imalatı
- Halı Dokuma
- Akşehir Gazoz ve Kola Imalatı


  

 

İBRE

 

Akşehir´de hiç kesilmeden akan İbre Çeşmesi´nin 40-50 sene önceki hali.

Akşehir’de Ramazan ayının başlamasıyla birlikte iftar vaktine yakın Akşehir halkı hiç kesilmeden akan İbre Çeşmesi’ne hücum ederek, s

u almak için ibrenin önünde uzun kuyruklar oluştururlar.

 

HIDIRLIKTA  TARİHİ ÇINAR

Akşehir'in merkezi olan eski adıyla Anıt Meydanı yeni adıyla Cumhuriyet Meydanı. Belediye binasının ikinci katının yapılmış ve Atatürk heykelinin dikilimiş hali. Hangi yıldan bu fotograf

SOL TARAF  SARAY  SİNEMASI 

ORTADA  BELEDİYE 

SAĞ TARAF   AKŞAM  KIZ  SANAT  OKULU

 

 
 
 

TARİHÇETürk ve İslâm öncesi dönem

Tarih boyunca hep önemli bir yerleşim, ticaret, kültür merkezi olan Akşehir'e ait 

ilk arkeolojik bulgular Neolitik Dönem'e kadar uzanıyor. Etiler zamanında Akşehir'in 

adı THYMBRİON' dur. Zamanla Frikya egemenliğine daha sonra Anadolu ‘ da egemenlik kuran Lidyalılar’ ın yönetiminde kalan Akşehir'in önemi daha da artmıştır.

"Krallar Yolu" Akşehir' den geçmektedir. Akşehir , İ. Ö. III. yüzyılda, PHİLOMELİUM " Bal Sevenler " adıyla anılmaya başlanmıştır.

Pers ve Hellenistik dönemlerden sonra kent, Roma daha sonra da Bizans egemenliğine geçer.
 

Selçuklular ve Osmanlılar Dönemi

 

Araplar Akşehir'i , beyaz çiçek açmış elma ve erik ağaçlarının görüntüsünden dolayı "Belde-i Beyza" (Beyaz Şehir) olarak anmışlardır.

Ancak sonra Anadolu'yayayılan Türkler, Kutalmışoğlu Süleyman Şah komutasında kenti almışlardır. 

Haçlı Seferleri, Selçuklu taht kavgaları, Moğol istilası sıralarında sürekli savaşlar

yaşayan Akşehir ( Akşar ) büyük yıkımlar yaşamak zorunda kalmıştır.

1381 yılında Padişah Murat Hüdavendigâr ' a satılarak Osmanlı egemenliğine girerse de 

Y. Beyazit'in Timur' a yenilmesi ile Moğollar'ın, Fetret döneminden sonra 

Karamanoğulları' nın eline geçer.

Nihayet Fatih Sultan Mehmet 1467 yılında 

Akşehir' i fethederek Osmanlı topraklarına katar. 19.YY .sonlarında

Akşehir’de  Kaymakanlık yapan Bereketzade İsmail Hakkı’ nın Hatıralarında verdiği bilgilere göre;

Akşehir’in çevre kasabalarıyla birlikte (Cihanbeyli, Doğanhisar vb.)

50.000' den fazla nüfusu vardır.

Türkler, Yörükler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar vd

diğer milliyetlerden insanların birarada yaşadığı sosyal ve ekonomik bakımdan 

canlı, bir merkezî yerleşme birimidir.
 

Kurtuluş Savaşı Dönemi (Garp Cepshesi Karagahı)

Kurtuluş Savaşımız' ın dönüm noktası Sakarya MeydanMuharebesi'nden sonra,

18 Kasım 1921 tarihinden itibaren Garp( Batı ) cephesi karargahı Akşehir' e yerleşir. Kumandan İsmet( İnönü ) Paşa

TBMM' den ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'dan aldığı emirlerle "Büyük Taarruz" un hazırlıklarını 9 ay boyunca

Akşehir' de yapar.

Akşehir, bir anlamda sinesinde Büyük Taarruz'u doğuma hazırlar.

M.Kemal Paşa' nın da katılımıyla son hazırlıklar tamamlanır ve 24 Ağustos 1922 tarihinde ,

Batı Cephesi Karargahıve bağlı kuvvetlerimiz Büyük Taarruz için Akşehir' den Afyon' a doğru hareket ederler. Ünlü yazarımız,hemşehrimiz merhumTarık Buğra, 

Küçük Ağa romanında işte o günlerin Akşehir'ini anlatmıştır.

24 Ağustos her yıl Akşehir Onur Günü olarak coşkuyla kutlanır.  

 

TARİHİ  VE  TURİSTİK  MEKANLARI

Nasrettin Hoca Türbesi

Batı Cephesi Karagahı Müzesi (18 Kasım 1921)

Hıdırlık

Akşehir Evi

Nasreddin Hoca Etnoğrafya Müzesi (1914-Rüştü Bey)

Ulu Camii (1213)

Hasan Paşa İmaret Camii (1510-11)

Taş Medrese (?)

Gülmece Anıtı

Seyyid Mahmut Hayrani Türbesi (1224)

Eski Kilise (19.Y.Y.)

Gavur Hamamı (?)

Meydan (Şifa) Hamamı (1329-30)

Kızılca Mescidi (1476-77)

Kileci Mescidi (13.Y.Y.)

Ferruhşah Mescidi (1224)

Güdük Minare Mescidi (1227)

İplikçi Camii (1337)

Hacı İbrahim Veli Türbesi (1370)

Nimetullah Nahçivani Türbesi - Akşehir Kent Ormanı

BELDELERİMİZ

Doğrugöz

Adsız

Altuntaş

Ortaköy

Çakıllar

Krahüyük

Yazla

Reis

Engilli

Doğrugöz

Gölçayır

Atakent

Ilıcak

MAHALLERİMİZ

Altunkalem Mahallesi

Anıt Mahallesi

Ahicelal Mahallesi

Çay Mahallesi

Çimenli Mahallesi

Eskikale Mahallesi

İstasyon Mahallesi

Kızılca Mahallesi

Kileci Mahallesi

Kuşçu Mahallesi

Kozağaç Mahallesi

Kuruçay Mahallesi

Meydan Mahallesi

Nasreddin Mahallesi

Selçuk Mahallesi

Seyran Mahallesi

Gazi Mahallesi

Yarenler Mahallesi

Yeni Mahalle

Yıldırım Mahallesi

Tipi Mahallesi

 

SOKAKLARIMIZ

 

ÖPÜCÜK SOKAA

YEŞİL KAPI SOKAA

GÜDÜK MİNARE SOKAA

ORTA HAMAM SOKAA

MOLLA  KADIN  SOKAA

DİBEK  SOKAA

DUDUKADIN  SOKAA

 

BÖLGELERİMİZ

 

İMARET

İBRE

HIDIRLIK

SARAYALTI

ESGİ KONAK

KESİKBAŞ

KİRSE

TEKKE DERESİ

SIĞIR ÖNÜ

GIZILCA

ÇINAR ALTI

DAŞ MEDRESE

VAHAP GAZİ

TOP YERİ

HAMAMARDI

ÖSÜRÜK DAŞI

BUDAY PAZARI

MEYDAN MAALLESİ

ERİGÖZ

KOZAĞAÇ

NADİR

BERMENDE

ATSIZ

ENGİLLİ

 

KÖYLERİMİZ

Alanyurt

Bozlağan

Cankurtaran

Değirmenköy

Çamlı

Çimendere

Değirmenköyü

Gedil

Gölcayir

Gözpınarı

Ilıcak

Karabulut

Ortaca

Saray

Savaş

Sorkun

Söğütlü

Ulupınar

Üçhüyük

Tekke

Tipi

Yaşarlar

Yaylabelen

Yenköy

Yeşilköy

TÜRKÜLERİMİZ

Entarisi Aktandır

Akşehirin Dağları

Çapa  Yaparım  Çapa

Çarşıda Gezen Oğlan

Karanfilsin Bibersin

Emmiler Emmiler

Kıcılar Kavak Kıcılar

Kadifem Kara

Turnalar

Yasiyan Oyunu

Gedil  Zeybeği

Durnam Gelir Yata Kalka

Bir Sabahtan Yolum Düştü Gedil'e

Yasiyan'a Varamadım Yalınız

Karşıdan Gel Göreyim

Gadifem Gara Gatlı

Garip Çoban

Üç Türkoğlu

Yüz Dirhemdir

Kartal Kuşun Kanadında Al Olur

Ay Oğlan

 

 

LAKABI

 İLE 

MEŞHURLARIMIZ

 

ARAP MUAALİM    (AHMET  DENER   Dedemdir.)

FEYZİ  GARISI  (FEYZİ KARAKAŞIN EŞİ  ANNEANNEMDİR)

HAMAMCI  VELİ ( BİRSEN  DENERİN ( EŞİM ) DEDESİDİR )

YETİM ALİ

MEZARCI ALİ

MEYANECİ  CİN  ALİ

MADANIN ÇAKICI  AHMET

SARI  AHMET

GAYIŞ  AHMET

BANDOCU  AHMET

ŞATIR  AHMET

ŞEKER  AHMET

TEYYARECİ  AHMET

LASTİK  AHMET

YEŞİL  AHMET

BİCİLİOĞLU  AHMET

PİDECİ  TAKTAK ALİ

IGIDIĞIN  AHMET

CEVLEĞİN  AHMET

KÖR  AHMET

BODOS  AHMET

ÇETE AHMET

MEŞHUR AHMET

BEŞ BEŞ  AHMET

EKMEKÇİ  SÜLEYMAN

GARCI  MEMET

AZİZALLAH

ONBEŞ MEMET

GÜLLÜ MEMET

ALİMENİN MEMET

PİRE MEMET

GOCABOZUN MEMET

KELAMEDİNMEMET

ÇIBLAĞIN MEMET

MARMIIM MEMET

TEKKEŞİN MEMET

KEL MEMET

FAKÇI MEMET

KORELİ MEMET

BODİ MEMET

TÜRBEDERİN MAMUT

BOKABASMAZLARIN MAMUT

URGANCI MAMUT

FİŞKELEK HASAN

KİLİMCİ KÖR HASAN

KÖR TAHİR

SALVARLI OSMAN

KARA BEKİR

ÖRDEK KADİR

BELEDİYECİ MİRZO

MOHİNİ

HOPPALA

HAMARAT

HAVANA NİNE

HAMAMCI HACI HAFIZ

DELLLAL YUSUF

ARŞINCI

EKMEKÇİ HATIP

ÇÖRÇİL

MOR DAYI

TAVUKÇU MUAMMER

YALAM RECEP

UZUN NEVZAT

ŞIKIRDAK HACI

SÜRMELİ HACI

BAY SÜMÜK

ÇARŞI BELASI

DEVE EROL

KASAP MAMUT

YUMURTACI FAYIK

DELİ FAYIK

ARNAVUT BELAN

KÖR FAYIK

TEFCİ FAYIK

ÇULLU MUSTAFA

ÇAMUROĞLU MUSTAFA

YARALI MUSTAFA

MASON MUSTAFA

MOR MUSTAFA

KÜRT ZEKİ

KARA BÖCEK

KIZ ALİ

KIZ BEKİR

EHLİYAL

DELİ CEVDET

DELİ HASAN

DELİ ZAFER

DELİ OMAR

DELİ  BAYRAM

ABİDİNİN OMAR

DUZCU OMAR

TUZCU SALİM

ESKİCİ ŞAH İSMAİL

GABAKÇI ŞALİ

BİT BİT DANE

TEKKELİ ZELE

CİCİ BERBER

GARAGIYMANIN HASAN

TABAK ABDULLAH

KELİKLİ NAFİYE

CİNGEN HAYRİYE

ÇORAPSIZ MİNCİYE

YALINAYAĞIN AYŞA

DUDU  KADIN

KÖŞE FATMA

İMAMIN KARISI

TARZAN MEVLÜT

 

SÜLALERİMİZ

ARAP MUALLİM ( AHMET  DENER DEDEMDİR )

KADRİYE  HOCANIM ( KADRİYE DENER BABANNEMDİR )

YAĞCI MÜLAZIMLAR (FEYZİ  KARAKAŞ DEDEMDİR)

DORTLUOĞULLARI  ( REFİKA DORTLUOĞLU (KARAKAŞ) ANNEANNEMDİR )

ÖKESLİLER ( MUZAFFER  ÖKESLİ KAYINPEDERİMDİR)

CİNCİLER ( ŞÜKRAN CİNCİ (ÖKESLİ ) KAYINVALİDEMDİR )

SARI  KADİRLER ( MELİH  İBİŞDAYI )

FAKABASMAZLAR

BOKABASMAZLAR

TAKKASIZLAR

TANDIRCILAR

PARLAKLAR

ŞARLAKLAR

BATTALLAR

SARAÇALR

ŞIKIRDAKALAR

OMARAĞLAR

IMIRLAR

HACIYONUZLAR

CIBLAKLAR

CANSIZLAR

KARABAĞLILAR

CİNİMAMALR

MUMCULAR

DEMİRKAZIKLAR

KAŞI KARALAR

CELLOLULAR

MIRÇIKLAR

GILINÇLAR

ŞİRVANCILAR

GANTARCILAR

AŞÇIHOCALAR

MADANLAR

KÖSEAMADLAR

GÜDÜKOMARLAR

ABDUROFLAR

CİLACILAR

ASLIMLAR

KELHOCALAR

DOĞANCILAR

KAYTANLAR

TAŞÇILAR

KULALAR

LAPADAKLAR

AŞICILAR

TORUNLAR

ALPANLAR

YALTIRIKLAR

YUNMADIKLAR

KÜÇÜKKEBAPÇILAR

ÇITAKLAR

SARILAR

CUNBULLAR

URGANCILAR

FAYTONCU ÖVÜŞLER

YAPIŞAKLAR

TISTISLAR

KIYICILAR

MAKASCILAR

HACI GÜÇÜKLER

GOCAGÖZLER

ABEYLER

HACI AZMİLER

DİREMSİZLER

ÇÖRTÜKLER

DİLSİZLER

SİVRİLER

YALLAGÖZLER

GONCAGİLLER

HACIESENLER

KEL ÜSEYİNLER

MÜHÜRCÜLER

RÜŞTÜ  BEYLER

GARA VELİLER

AKBEYLER

LEBLEBİCİLER

KÖR  SALİMLER

GOYUNCU  SALİMLER

AHLATLILAR

EBERLER

DÖKMECİLER

GÜVENDİKLER

TÜRÜDÜLER

BAKIRELLER

SEZGİNLER

MOLLAVELİLER

ŞEKERLER

HACIABDİLLER

DERVİŞBEYLER

GAVGAOĞULLARI

İLAHOĞULLARI

MAHMUTOĞULLARI

TEKELİOĞULLARI

BALOĞULLARI

YUSUFOĞULLARI

 

II 

MESLEKİ  LAKAPLARIYLA

ÜNLÜ 

AKŞEHİRLİLER

 

ARAP  MUALLİM  

(Baba Dedem Ahmet  DENER )

KABZIMAL FEYZİ

(Anne Dedem Feyzi  KARAKAŞ )

ARAP  GALİP

AKÜCÜ  APDİL

ARŞINCI

AŞÇI  FAİK

AVUKAT  SADRİ

AVUKAT  ŞÜKRÜ

BAĞIRSAKÇI  SALİM

BANDOCU  AHMET

BERBER  AHMET

BERBER HALİT

BETONCU  TALAT

BİSİKLETÇİ  YONİS

CİNCİ  HOCA

DELLAL  YUSUF

DOKTOR AZİZ

DOKTOR HAMDİ BEY

DOKTOR  SÜLEYMAN

EBE  SEMİHA

ECZACI  CELAL  ZADİL

EKMEKÇİ  SÜLEYMAN

ELEKTİRİKÇİ  EBU

GAZETECİ AHMET

HAMAMCI  VELİ

HAKİM OSMAN BEY

HALICI  SADULLAH

HAMAL  ŞALİ

HELVACI  CAFER

İĞNECİ  KARA  HAFIZ

İĞNECİ  NURAN

KABZIMAL  FEYZİ  KARAKAŞ

KABZIMAL  AHMET CİNCİ

KALECİ ATA  KEBAPÇI  ALİ ÇAVUŞ

KOMSER  AL  DERVİŞ

KOMSER ŞÜKRÜ

KÖFTECİ  MÜMİN

KÖMÜRCÜ  ABBAS

KÜTÜPHANECİ BEDRİ

LASTİK  DOKTORU  ALİ

MERDİVENCİ  RASİM

PASTACI  MUSTAFA

PAYTONCU BEKİR

PAYTONCU İZZET

PİDECİ  DAVULCUOĞLU

PİYANGOCU  KÖR  SÜLEYMAN

RADYOCU TOPAL RAHMİ

RADYOCU  ZİHNİ

SAATÇİ HİKMET

SAATÇİ SARI  AHMET

SARAÇ OSMAN

SARRAF  VELİ

SİNEMACI  TACİ

SİNEMACI HALİT

SİNGERCİ   ASIM

ŞAPKACI ERBİL

ŞÖFÖR  MOHONİ

TABAK   ABDULLAH

TAMİRCİ  HASAN  HÜSEYİN

TANDIRCI

TAYYARECİ APDULLAH

TERZİ  (SOFU )KADİR

TEFÇİ  FAİK

TEFÇİ  KÖR  KIZ

TEK  ARABACI  BODİ  MEHMET

TERZİ  MELAHAT

TOPAL  MULLİM

TURŞUCU  KEL MEHMET

TUZCU  ÖMER

TUZCU  ABDULLAH

TUZCU  SALİM

TÜFEKÇİ  YILMAZ

TÜFEKÇİ NECİP

TÜRBEDERİN  MAHMUT

YAĞCI  MÜNİR

 

SADECE

AKŞEHİRDE  DUYABİLECEĞİNİZ İSİMLER

 

REŞİDE

NECMİYE

MİNCİYE

RUZİYE

DUDUKADIN

ŞERİFKADIN

ALİMDUDU

EMİNDUDU

AYŞEDUDU

ALİME

KEVSER

ŞEFİKA

 MÜBEHER

MAKSUDE

DEĞİMLERİMİZ

 

YANI YERE GELMEK      DEVRİLMEK

TERLE KUZUM  TERLE  TERLEMESSEN  PARLA   ÇALIŞ  ASLANIM  ÇALIŞ 

ELEEE  KAÇ  ANAM  KAÇÇÇ  YAPILAN  İŞİ  ONAYLAMAMA

OD' UN  OCAĞIN  YANSIN       EVİN  BARKIN İŞYERİN YANSIN BATSIN

AŞIN  AŞINA  KAŞIĞIN  KAŞIĞINA  DENK  OLSUN  İŞİN  İŞİNE  YAŞIN  YAŞINA EŞİT  OLSUN

ÇATI  RENGİNE  UĞRAYASICA  YAPTIĞIN   İŞTEN  ÖTÜRÜ  UTANCAK DURUMA  DÜŞMEK

HAY  ANAM  AZARI  KAVAĞI  GİBİYMİŞ  UZUN  BOYLU  OLMAK

ALASAN ETMEK    RAHATSIZ EDİCİ GÜRÜLTÜ YAPMAK

ANSIZIN AVALAN VADENDEN   ÖNCE  ÖL

ANSIZIN AVLANMAK  BİRDEN  BASILMAK

BANA  NECİK    BENİ  İLGİLENDİRMEZ

BÖRTÜ  BÖCÜ    HAŞARAT

CAMBUL CUMBUL   SUYU   ÇOK  KATILMIŞ YEMEK

ÇILI ÇIRPI   KURU  AĞAÇ  DALLARI

ÇOLUK  ÇÖMLEK    ÇOCUKLAR  TORUNLAR

EFİL  EFİL   SERİN   RÜZGAR

FETÜR  FÜTÜR     NİYETİ  BOZUK  OLMAK

FİNDİLİ  FİSTAN    HOZAM  GÖTÜRDEK , TOKMAK  KAÇTI GİBİ ÇOCUK  OYUNLARI

FIRINCI  KÜREĞİ GİBİ    DİLİ  UZAMAK  ÇOK  KONUŞMAK  DEDİKODU  YAPMAK

GAP  GACAK   MADENİ  VEYA  PORSELEN  MUTFAK  EŞYASI

GARA  GABARCIK   EL  ÇARPMAYANIN  ELİNDE  YARA  ÇIKSIN

GARA  GASBENLİK  BİLE  BİLE  KÖTÜ  AMAÇLI  HAREKET

GEDİK  KEME   ÖN  DİŞİ  DÖKÜLMÜŞ  ÇOCUK  SIÇAN

GIDIM  GIDIM    AZAR  AZAR

HAKIK  GİBİ    İYİ  KIZARMIŞ

HANGİRİ  HİNGİRİ  TATLI  YARAMAZLIK

HAPAZ  HAPAZ    AVUÇ  DOLUSU

İÇİNE  İLİMEK   İÇİNE  SİNMEK

INCIK  BONCUK   ZÜCCACİYE  MALI

İŞGİL  MÜŞGÜL    ZORLU  İŞLERLE  UĞRAŞMAK

KEŞİK  KEŞİK   SIRA  İLE ARD  ARDA

NURSUZ  PİRSİZ   SURATINDAN  KÖTÜLÜK  AKAN

ÖTE  BETE    SEBZE  MEYVE  GİBİ  YİYECEKLER

PERTLEK  GÖZLÜ   KURBAĞA  BAKIŞLI

PILI  PIRTI   UFAK  TEFEK  ÇAPUT  BEZ

SAPI  SİLİK  KALITESİZ

SARPIN  SERPİN     TAHTA  YAPI  ANBAR   DEPO

SITKIM  SIYRILDI    KIZDIM  TİKSİNDİM  VAZGEÇTİM

ŞİRİL  SİPİT    SISILSIKLAM

TENEŞİRE  GELESİCE    MUSALLA  TAŞINA  KONULASICA

VILIK  VIRTIK   GELİŞİ  GÜZEL  YIRTIK  PIRTIK

YERE  BATASICA   MEZARA  GİRESİCE

YETER  GARİ    TETSİN  BAŞIM  ŞİŞTİ

ZANBUR  ZUNBUR    YÖNÜ  BELLİ  OLMAYAN  DELİ  RÜZGAR

ZEL  ZEVAL  SAF  BÖN

 

KAYNAK  AKSEVDER  NİSAN--MAYIS  2001

 

AKŞEHİRLİCE  KELİMELER 

VE 

ANLAMLARI

ACIK    AZ  BİRAZ

AĞIRLIK     BAŞLIK  KIZ  EVİNE  YARDIM

ANNAÇ   KARŞI

BADI   ELİNDEN  İŞ  GELMEZ  İŞ  BİLMEZ

BADILCAN  PATLICAN

BADILCAN   AHMAK  SAF

BARANA  ANLAŞABİLEN  TOPLULUK

BENEZ  BU  KEZ  BU  SEFER

BENNİKLİ   KENDİNİ  BEĞENMİŞ 

Bİ  DÜDÜK  35' LİK  RAKI

BUNARI  DAMDAKİ  BACA

BÜDE  TIRNAKLI  PİDE

CIMIDIK  TADIMLIK

ÇEKİŞMEK   KAVGA  ETMEK  DİDİŞMEK

ÇELEN   BAHÇE  DUVARI  ÜZERİ

ÇINGAR  KAVGA  ÇIKARMAK

CULLUK  HİNDİ

DADANMAK  BİR  ŞEYİN  TADINI  ALIP  ALIŞMAK

DEŞİLMEK  ÇOK  YEMEK (AŞ)  YEMEK

DEŞMEK   YARMAK

DİDEK  TAVUK  GAGASI

DIĞDIĞAN  OLGUNLAŞINCA  KAHE  KIZIL  RENK  ALAN MEYVE

DİNELMEK  AYAKTA   DURMAK

DİNGİN   YORGUN  SAKİN

DINMAK   TOPACIN  DÜZENLİ TAM  DÖNMESİ

DINMAK  HEMEN  UYUMAK  SIZMAK

DON  ENTERİ  KADIN  TAKIM  GİYSİSİ (ŞALVAR VE ÜSTÜ )

DÖŞEK   YER  YATAĞI

EBİŞMEK   SIRTINA  BİNMEK  (ÇOCUKLAR İÇİN )

EĞSİRAN   ATEŞ  KÜREĞİ HAMUR  KAZIMA  DEMİRİ

ELEEEE  ŞAŞIRIP  KALMAK

EVEDİ  ÇABUK  ACELE

FİŞGELEK   SÜMÜKLÜ  BÖCEK  SALYANGOZ

FIŞGIRDAK  SUYUN  TAZZİKLİ  AKMASI

FITÇA  TOPAÇ

GAFALIK  İRİ  CAM  BİLYA

GALETE  DOMATES

GALGIMAK  OYNAYIP  ZIPLAMAK

GANCIK  DİŞİ

GANCIK  SÖZÜNDE  DURMAYAN  HAİN

GAVUT   LEBLEBİ  TOZU

GESİ   GİYSİ  ÇAMAŞIR

GEZENTE  ÇOK  GEZEN  KADIN

GİDİŞMEK  KAŞINMAK

GILDIRGIÇ   İNCE  UZUN  İNSAN

GINCIMAK   CAYMAK  VAZGEÇMEK

GÖPCÜK   KÖŞE

GÖVEM  BİR  TÜR  TADI  BURUK  MEYVE

GUGGU  BAYKUŞ  HACI  MURAT

GULAKLI   KELEBEK  MAKARNA

GÜNAŞIK   AYÇEKİRDEĞİ

HAPAZLAMAK  AVUÇLAMAK

 HELKE KOVA

HOLLAMAK  CEVİZİ  BADEMİ  KABUĞUNDAN  AYIRMAK

IĞRANMAK  KIPIRDAMAK  YERİNDE  DURAMAMAK

IHMAK  YERE  ÇÖKMEK

İLABADA  EFELEK  BİTGİSİ  LABADA

İLİCE  KAPLICA

İNEZ  ZAYIF  KALMIŞ

INGIRAZ  HASTALIKLI

IBRIK     İBRİK

IRGALAMAZ  YERİNDEN  OYNATMAK  KIMILDATMAK

IŞALAMAK   AĞAÇ  DALINI  SİLKELEMEK

İSPİRTE   KİBRİT

İŞGİLLENMEK   ŞÜPHELENMEK

KAKIŞLAMAK   ARKADAN  İTELEMEK

KELİK  ESKİ  AYAKKABI

KELİKLİ  PASAKLI  DERBEDER

KERDE  BAHÇEDE  BÖLÜM 

KIYNAŞTIRMAK  ARALAMAK  ARALIK  BIRAKMAK

KÖSÜLMEK  ÇOK   YORULMAK

LAPADAK   HIZLA  GÖKTEN  DÜŞMEK

MARPUÇ  SU  HORTUMU

MATCALI   HASTALIKLI  ZAYIF

MEKKE  MISIR  DARI

METLEMEK  ZIPLAMAK

MINCIKLAMAK  YOĞURMAK  TATLI TATLI  OYNAMAK 

MISIR  TAVUĞU  HİNDİ

NALÇAPA   MAŞRAPA  SU  KABI

NALİN   TAKUNYA

NAŞAL  YARAMAZ  ÇOCUK HAYLAZ  ÇOCUK

NETCEN  SANA NE NE  EDECEKSİN

NİMETE   KÜÇÜK  TESTİ

OCUNMAK  ÜRKÜTMEK

OKUNTULU  BÜYÜLENMİŞ  BÜYÜLÜ

ÖKÜZ  GÖTÜ   KUŞ  BURNU

PEŞGİR  DOKUMA  HAVLU

PETLEMEK  UYUMAK

PÜR  KURU  ÇAM  YAPRAĞI

PÜS  AĞAÇTAN  TOPLANAN  ZAMK

SABISI  SAHİBİ

SALGARA   GÖZÜ  KAPALI  ATILMAK

SENİT  HAMUR  AÇILAN  DÜZLEM  TAHTA

SEYİRT  HIZLA  BURAYA  GEL

SIÇAN  FARE

SİLKELEK  AĞACI  SALLAMAK

SİNGİLLİ  UYUŞUK

SINMAK  İNMEK  (TOPUN HAVASINI  KAÇIP İNMESİ )

SU  BÖREĞİ   ÇOK  GÜZEL  KADIN

SÜMSÜK  YUMRUK  SÜNEPE

SÜNTER  SAPAN

ŞAPLAK  ENSEYE  TOKAT

ŞEPİT  PİŞMİŞ  YUFKA

ŞEPLEMEK  İNCE  YASSI

ŞİNANAY  GAZ  LAMBASI  İDARE

ŞİRNEMEK  ŞIMARMAK  AZITMAK

TEYİN  SİNCAP

TISMAK  YORULMAK  (DALAĞIM  ŞİŞTİ  NALAMINDA)

TIZIKMAK  ÇOK  HIZLI  KAÇMAK

TOSBAĞA  KAPLUNBAĞA

URBA  ELBİSE

UYDURMAK   KAKA  YAPMAK

UYDURMAK  YALAN  SÖYLEMEK

ÜLÜK  TESTİNİN  SU  AKITAN  BORUSU

VELESBİT  BİSİKLET

YAPIŞMAK  TUTUNMAK

YEKTAPAN  PEŞİNEN

YEREGEÇEN  HAVUÇ

YOŞUK  ESKİYEN  GİYİM  EŞYASI

YUNMAK  YIKANMAK

ZEYİNSİZ  KASAFI  ALMAZ

ZILLA  BÜTÜNÜYLE  TÜMDEN

ZIRTLAMAK  SESİ  İLE  ANİDEN  ÇIKAN

 

*** KISA  BİR  HİKAYE  HİCVEDİLMİŞTİR  ***

 

EVİN

BAHÇEYE BAKAN ODASININ (KÖŞK ) CAMINDAN İZİNSİZ BAHÇEYE

GİRMİŞ ÇOCUKLARI

GÖREN AŞA ABANIN  SERZENİŞLERİ

 

ELEEEE  BU  ÇOCUKLAR  KİMİN   ANAM 

ÇOCUKLARRRR  ANSIZIN  AVLANIN  EMİ 

DEMİN  ÇELENDE METLEYİP DURDUNUZ ŞİMDİ AĞAÇTA TEYİN GİBİN  ÇEKİŞİP  DURUYORSUNUZ

YETER  İNİN  AĞAÇTAN  DEŞİLECEKSİNİZ 

EŞŞEK  SIPALARI  ANNAÇ ' TAKİ  KAPIYI  KIYNAŞTIRIN  KOYUNLAR  KAÇACAK

 DİKKAT İDİN   O EV ESKİ   BUNARI    DEPENİZE  DÜŞECEK  ŞİMDİ 

ESİRANI  KAPIP KELİĞİ  AYAĞIMA GEÇİRİP GELECEM KİM  ALACAK SİZİ ELİMDEN

YAVRUM  MARPUCU  FIŞKIRDATIP  DURMA  TOPLA  GÖPÇÜYE  KOYUVER  ASLANIM

 BUNLAR  BÜSBÜTÜN  OKUNTULU HAY  ANAM

PEK  Bİ  İNEZ  BUNLAR  YUNMADIKLAR  ZEYİNSİZLER ,  INGIRAZ ' LIDIRDA HEPSİ

KESİN  ANALARI  GEZENTEDİR  BUNLARIN

  BİRAZ  IĞRANSANIZ  GOUŞULAR  KOVALAYALIM  İTLERİ 

ÇOCUKLARRRRRRR............

BAK  DEMİN  SİLKELEDİĞİM  PEŞGİRİN  ÜSTÜNDEKİ  ERİKLERDEN  TOPLAYIN ONLARI  YİĞİN 

NE  NAŞAL  ÇOCUKLARMIŞSINIZ  KİMİNİZ  KİMSENİZ SABINIZ  YOKMU  SİZİN

DADANDINIZ  BİZİM  MEYVE  AĞAÇLARINA BIRAK  OLUM O SÜNTERİ BIRAK CAM ÇERÇEVE

BIRAKMADINIZ MAALLEDE

BAK  GELİN  SİZE  YEREGEÇEN  VEREYİM  ŞİRNEME SİNGİLLİ SARI  KAFA

ŞAPLAĞI YERSEN

 

HİKAYE  FEYZİ  DENER  

 06  MAYIS  2000

 

YEMEKLERİMİZ

Zülbiye (Soğan Aşı)

Herse

Ekmek Aşı

Bulamaç

Sakala Sarkan

Gök Galete

Biber Kafası

Topalak

Etli Patetes

Peynir Baklavası

Ergörmez

 

 

 

AKŞEHİR  TÜRKÜLERİ

 

ENTARİSİ  AKTANDIR

Derleyen : Ali Canlı
Kaynak Kişi : Fakçı Mehmet Sarıgül
Notalayan : Ali Canlı
Solistler : Ulaş K. Ünlü, Gülseren Akar

Sözler :

Entarisi aktandır
Aman ne gelirse Hak'tandır
Benzim sararmış solmuş
Oda ağlamaktandır

Yazım kaderim böyle
Zalim babana söyle

Çarşıda gezen oğlan
Aman kakülü güzel oğlan
Babam sana vermiyor
Bin lira kazan oğlan

Asmadan üzüm aldım
Aman annenden izin aldım
Eğer baban vermezse
Damları göze aldım

 

KARANFİLSİN BİBERSİN

Derleyen: M. Sarısözen
Kaynak Kişi: Aziz Perkin, Şakir Güleroğlu
Notalayan: M. Sarısözen
Solist: Ulaş K. Ünlü

Sözler:

Karanfilsin bibersin amanın aman
Hele yar serbestsin aman
Elalemden dilbersin aman aman

Boğaz da bağın al olur
Yar seni seven delolur aman
Boğaz da bağın yeşilden
Ayırdılar eşimden aman

Karanfilsin tarçınsın amanın aman
Hele Yar kostaksın aman
Elalemden hırçınsın aman aman

 

Karanfilsin top gülsün amanın aman
Hele yar serbestsin aman
Koy gönlüm biraz gülsün aman aman

 

EMMİLER  EMMİLER

Derleyen: M. Sarısözen
Notalayan: M. Sarısözen
Solist: Murat Aldemir

Sözler:

Emmiler emmiler de hey aman
Türkmen emmiler vay vay
Uzun entarili solma da yenliler
Hey aman solma da yenliler

Tepeler tepeler de hey aman
Yüksek tepeler vay vay
Oralara yağmur yağar buralara serpeler
Hey aman buralara serpeler

Kaleden kaleye de hey aman
Urgan gererler vay vay
Urganın üstüne dürüleri sererler
Hey aman dürüleri sererler

 

DURNAM  GELİR  YATA  KALKA

Derleyen: Ali Canlı
Kaynak Kişi: Fakçı Mehmet Sarıgöl
Notalayan: Ali Canlı
Solist: Celal Bakar

Sözler:

Şöyle de gel aman böyle de gel aman
Üveyk gözlüm gel aman
Altın dişlim gel aman
Sırma da saçlım gel aman

Durnam gelir yata kalka
Boğazında gümüş halka durnalar hey
Ufacık durnam kon
Evlek kestim kon
Saröküz kestim kon
Bir de bizim ovalara kon

Durnamın kanadı yeşil
Güneş vurmuş ışıl

Durnamın kanadı beyaz
Geceler gündüz ayaz

 

BİR  SABAH  YOLUM  DÜŞTÜ  GEDİLE

Derleyen: M. Sarısözen
Kaynak Kişi: Vasfiye Baransel
Notalayan: M. Sarısözen
Solist: Ulaş K. Ünlü

Sözler:

Bir sabahtan yolum düştü Gedil'e
Gelin atmış siylerini beline
Düşüvermiş yaylaların yoluna
Gitme yarim yayla zamanı değil

Gökyüzünde perem olmuş bulutlar
İki güzel bir kapıyı kilitler
Vadeli vadesiz ölen yiğitler
Gelme ecel ölüm zamanı değil

 

KARŞIDAN  GEL  GÖREYİM

Derleyen: Ali Canlı
Kaynak Kişi: Fakçı Mehmet Sarıgöl
Notalayan: Ali Canlı
Solist: Kartuğ Bozkurt

Sözler :

Karşıdan gel göreyim
Eline gül vereyim
Yalancısın sevdiğim
Nasıl gönül vereyim

Ay güzelim vay sürmelim
Sana diyorum sana
Kaş altından bakıyon
Küstün mü yarim bana

Yolda buldum çorabı
Oldum aşkın türabı
Akranların evlenmiş
Yaz annene cevabı

Armudun dayağına
Oturdum koyağına
Oğlan güzel olursa
Kız gider ayağına

 

KADİFEM  KARA  GATLI

Derleyen: Ömer Öner
Kaynak Kişi: Hakkı Erkut(Bandocu Hakkı)
Notalayan: Ömer Öner
Solist: Semra Berk

Sözler:

Gadifem gara gatlı
Bağrımda iğne saplı
Git oğlan sana varmam
Baban eski çoraplı

Havalı yar havalı yar
Ağlarım yana yana ne çare vay

Pancarım sıra sıra
Oturdum arasına
Gümüş kemer isterim
Pancarın parasına

 

GARİP  ÇOBAN

Derleyen: Şebabettin Genç
Kaynak Kişi: Keziban Genç
Notalayan: Ömer Öner
Solîst: Ahu Ünlü

Sözler:

Çobanı kayadan hey aman indiremedim
Yönünü yönüme döndüremedim hey aman
Garip çobanım hey aman
Ovalara yabanım

Çobanın giydiği hey aman deriden çarık
Üşümüş soğuktan hey aman elleri yarık
Garip çobanım hey aman
Ocaklara yabanım

Çobanın güttüğü hey aman kınalı kuzu
Geçirmiş kışı da hey aman unutmuş yazı
Garip çobanım hey aman
Evlere yabanım

 

KICILAR  KAVAK  KICILAR

Derleyen: M. Sarısözen
Kaynak Kişi: Şakir Güleroğlu
Notalayan: M. Sarısözen


Sözler:

Kıcılar kavak kıcılar
Kına getirir hacılar
Gelmez olsun da kınacılar
Var evimiz var şen kızımız şen anam hey

Kızın anası hey melul anası hey
Kız sana misafir bugün akşamlık yarın öğlenlik

Atladı geçti ırmaktan
Yüzüğü düştü parmaktan
Eloğluna yalvarmaktan
Var evimiz var şen kızımız şen anam hey

Atladı geçti eşiği
Sofrada kaldı kaşığı
Gelin evler yakışığı
Var evimiz var şen kızımız şen anam hey

 

YASİYANA  GİREMEDİM

Derleyen: Ferhat Erdem
Kaynak Kişi: Ferhat Erdem
Notalayan: Ferhat Erdem
Solist: Ulaş K. Ünlü


Sözler:

Yasiyan'a giremedim gazelden
Başım alıp gidemedim güzelden
Çok ağlattın a güzelim sen beni
Gittim gurbet ele senin yüzünden

Yasiyan'a gittim elden ellere
Sen düşürdün beni dilden dillere
Gonca güldüm kopardılar dalımdan
Saldın beni yad ellere ellere

YASİYA'NA  VARAMADIM  YALINIZ

Derleyen: Alt Canlı
Kaynak Kişi: Fakçı Mehmet Sarıgöl
Notalayan: Ali Canlı
Solist: Ulaş K. Ünlü


Sözler:

Yasiyan'a varamadım yalınız
Mendilimi alakoydu çalınız
Söz verdi de gelmeyiverdî kızınız

Ar ettim de diyemedim ellere
Sen düşürdün beni dilden dillere

Yasiyan'a varamadım gazelden
Başım alıp çıkamadım güzelden
Ben seninim sen benimsin ezelden

ELİNDE  SAZI 

Derleyen: Ali Canlı
Kaynak Kişi: Fakçı Mehmet Sarıgöl
Notalayan: Ali Canlı
Solist: Murat Aldemir


Sözler:

Elinde sazı gel bazı bazı
Hainin kızı etme bu nazı
Derim anam derim
Evde bal var derim
Alır alır yerim
Susuz yandım derim

Elinde divan geliyor civan
Ağlama güzel olursun ziyan

Elinde cura gel bura bura
Geliyor güzel el vura vura

ÜÇ  TÜRKOĞLU

Derleyen: Ömer Öner
Kaynak Kişi: Mehmet Şehir
Notalayan: Ömer Öner
Solist: Murat Aldemir


Sözler:

Üç Türkoğlu gelir gider kargılı aman
Siyah saçlar sırma ilen örgülü aman

Erisin dağların karı erisin aman
İflah olmaz sen bu dertten ölürsün aman

YÜZ  DİRHEMDİR

Derleyen: M. Sarısözen
Notalayan: M. Sarısözen
Solist: Murat Aldemir


Sözler:

Yüz dirhemdir de vay guşağımın şeridi aman
Yüreğimde de yağ kalmadı eridi aman

Telli tavşan da vay seker gelir ovadan aman
Nerden gelir de vay sevdiğim kömeden aman

 

KARTAL  KUŞUN  KANADINDA  AL  OLUR

Derleyen: Ali Canlı
Kaynak Kişi: Tacettin Biricik
Notalayan: Ali Canlı
Solist: Ulaş K. Ünllü


Sözler:

Kartal kusun kanadında al olur aman
Bekar kızın yanakları aman da al olur
Üç senemiz otuzaltı ay olur aman

Ördeğim gölüne girmeye geldim
Civanım yüzünü görmeye geldim

Kaynar cezve gibi kaynadım coştum aman
Kendi yağım ile kavruldum piştim
Kıymetim bilmeyen kimseye düştüm aman

Herkes yarini almış gider bahçeye aman
Ben derdimi çıkınladım bohçaya
Şimdi rağbet güzel ile ahçaya

 

AY  OĞLAN

Derleyen: Ömer Öner
Kaynak Kişi: Mehmet Şehir
Notalayan: Ömer Öner
Solist: Handan Aydın


Sözler:

Ay oğlan arsız oğlan
Meyvasız yarsız oğlan
Kalaysız kaba benzer
Dünyada yarsız oğlan

Haydi yarim kaya başına kaya başına
Al beni yanına yanı başına

Mendilim benek benek
Ortası çark-ı felek
Yazı beraber geçirdik
Kışın ayırdı felek

Haydi yarim merdolsun merdolsun
Eller sevsin yüreğine derdolsun

Mendilim turalıdır
Sevdiğim buralıdır
Geçme kapım önünden
Yüreğim yaralıdır

Haydi yarim ceviz içi ceviz içi
Ben ağlarım birtanem senin için

 

Nasreddin Hoca

Türbesi: 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 


Nasreddin hoca mahallesinde, 80 dönümlük bir mezarlık içinde bulunmaktadır.

Mezar taşında hocanın ölüm tarihi olarak 1284 bulunmaktadır. Fakat türbenin selçuklular zamanındaki durumu hakkında bilgi bulunmamaktadır.

Ancak eski sütunlar üzerinde yıldırım beyazıd’ın komutanlarından mehmed’in 1393 yılında türbeyi ziyaret ettiğine dair bilgiler bulunmaktadır

(samur. 1996.8.115) türbenin mimari açıdan çok fazla bir değeri olmamasına rağmen, 1-locanın nüktedanlığı temsil etmesi açısından önemlidir.

Türbe aslı itibariyle ahşap yapılmışsa da 1905 yılında yapılan tamirle mermer sütunlar ve mermer sanduka yapılmıştır

. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

Batı Cephesi Karargahı( 18 Kasım 1921 ) :

Batı Cephesi Karargahı Müzesi, 1965 yılına kadar Akşehir'de Belediye Dairesi olarak kullanılan, iki katlı tarihi binada 1966 yılında ziyarete açılmıştır.

Karargah Müzesi binası, 1905 yılında konak olarak yaptırılmış, Kurtuluş Savaşından önce Belediye ve Kaymakamlık olarak kullanılmıştır.

Kurtuluş Savaşı yıllarında, Batı Cephesi Karargahı, 18 Kasım 1921 tarihinde Akşehir'e taşınmış,

24 Ağustos 192 gününe kadar, 9 ay 6 gün süre ile bu bina karargâh olarak kullanılmıştır. Atatürk, silah arkadaşları ile birlikte Büyük Taarruz hazırlıkların burada yapmış,

Taarruz tarihini burada kararlaştırmıştır.

Kurtuluş Savaşından sonra yine Belediye olarak kullanılan binada

(Başkumandan Mustafa Kemal Paşa'nın taarruz emrini verdiği oda, Garp Cephesi Kumandanı İsmet Paşa'nın Çalışma Odası, Garp Cephesi Erkan-ı Harbiye Reise Asım Paşa'nın Çalışma Odası)

şeklinde üst kat odaları birer plaka ile işaretlenmiş, o günler kullanılan masa, koltuk, halı gibi eşyalarla Atatürk Odası düzenlenmiştir.

Akşehir Belediyesi'nin yeni binasına taşınması üzerine Karargah binası, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğüne devredilmiş, bu kitabın yazarı tarafından teslim alınarak müze haline getirilmiştir.

1981 yılında yeniden düzenlenen

Batı Cephesi karargahı Müzesini girişinde Atatürk Eşyaları sergilenmektedir. Burada bir de "Gaziler Köşesi" düzenlenmiştir.

Üst katta, Atatürk, İsmet İnönü ve Asım Gündüz odalar vardır. Yaverler için ayrı bir oda ayrılmıştır.

Salondaki panolarda Sakarya Savaşından büyük Taarruza kadar gelen sürelerdeki tarihi olaylar yazı ve fotoğraflarla anlatılmış, krokiler sergilenmiştir.

Ayrıca Kurtuluş Savaşında Akşehirken Milletvekili olan Hacı Bekir (Sümer)e Zafer Armağanı bir tüfek,

bir özel odada Karargahta çalışan subaylara ait fotoğraflar görülmektedir. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Hıdırlık Tepesi :

Akşehir'i seyrederek çayınızı yudumlayabileceğiniz, ağaçlar içinde bol oksijenli bir mesire yeridir Hıdırlık Tepesi.

Özellikle bahar aylarında öğrencilerin piknik yapmak için sıkça uğradıkları birlikte eğlenip doğa yürüyüşü yaptıkları

ve

Akşehir'i

yüksekten seyrettikleri serin ve bol oksijenli bir dinlence yeridir aynı zamanda.

Akşehirliler özellikle yaz aylarında ailece piknik yapmak serin çınar gölgesinde demli çaylarını yudumlayarak sohbet ediyorlar

Hıdırlıkta. Hıdırlık tepesinde Yürümek için yaya yolu,

mesire alanı, çay bahçesi ve ahşap mimarinin en güzel örneklerinden biri olan bir de restaurant bulunmaktadır 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Akşehir  Evi :

 

                   Akşehir’in tarihi dokusunun yansıtıldığı,

Akşehir Evi’nde huzur dolu ortam, her türlü yiyecek ve içecek bulunmakta. İster teras katında isterseniz zemin katta huzur dolu ortamda ailenizle veya arkadaşlarınızla dinlenebilirsiniz.

Tarihi Akşehir evlerinden izler, Nasredddin Hocanın hayatından izler de bulabilirsiniz.

                1894 yılında Tüccar Hacı Yunus tarafından yaptırılan tarihi bir ev 16 gencin katkı ve çabalarıyla

1994 yılında

tüm Türk kültürüne armağan edilen Akşehir Evi’ne dönüştü.

Akşehir Kültür, Sağlık, Eğitim Vakfı(AKSEV)’in çekirdeğini oluşturan Türkiye’nin yaşayan ilk sevil müzesi Akşehir Evi,

1996 yılında Türkiye Tarihi Evler Koruma Derneği tarafından Ulusal Restorasyon ödülüne layık görüldü.

            Akşehir Evi, Nasreddin Hoca Anma ve Mizah Günleri etkinlikleri kapsamında da bir çok etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.      

 

 

Nasreddin  Hoca  Etnoğrafya  Müzesi ( 1914 Rüştü Bey ) :

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bindallı 

Gümüş Kemerleri

Şalvarları

Bindallı daha çok kına gecelerinde hanımların giydiği, süslü geleneksel bir giysidir.

Bizde üç konuda kına yakma adeti vardır:

  1. Kurbanlık koçlara kına yakarız, HAK YOLUNA kurban olsun diye.
  2.  
  3. Gelin ve damada da kına yakarız, YUVASINA kurban olsun diye.
  4.  
  5. Askere giden gençlere kına yakarız, VATANINA kurban olsun diye. 

 


 

 

 


 

 

 

 


 

 

 

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

 

Ulu Cami  ( 1213 )  

Konya Akşehir ilçesi, Ulu Cami Caddesi’nde bulunan bu cami,
 
Ebu Sait İbrahim 1213 yılında yaptırdığı minareden önce yapıldığı sanılmaktadır.
 
I.Alâeddin Keykubat döneminde buradaki cami genişletilmiş ve onarılmıştır. Sonraki dönemde yapılan onarımlarla özgünlüğünü yitirmiştir.

Kesme taş ve moloz taştan yapılan cami dikdörtgen planlıdır.
 
Caminin doğu yanındaki taç kapısı üzerinde çini mozaik bir yazı bordürü vardır.
 
İbadet mekânının üzerini örten ahşap tavanı sivri kemerlerle birbirine bağlanan 20 ayak desteklemektedir.
 
Mihrap duvarına dikey yedi sahından meydana gelmiştir.
 
Mihrap önünde pandantifli bir kubbe bulunmaktadır.
 
Bu kubbenin dört pencereli bir kasnağı vardır. Son onarımlarda sıva altından çıkarılan firuze, mor ve kare çinili mihrap,
 
minare ile birlikte ilk yapıldığı dönemden kaldığı sanılmaktadır. Bu minare, mihrap ve taç kapı
 
Selçuklu mimarisinin özgün geleneğini sürdürdüğü gibi günümüze gelen mozaikleri de Selçuklu mozaik sanatının dikkati çeken örnekleri arasındadır.
 
 
 
İlgili resim
 
Akşehir Ulu Camii
 
Akşehir Ulu Camii
 
 
 
 
 
 
İPLİKÇİ  CAMİİ 
 
Konya Akşehir ilçesinde, Afyon Caddesi’nde Atatürk Anıtı karşısında bulunan İplikçi Camisi kitabesinden öğrenildiğine göre 1337 yılında yapılmıştır.
 
Bu dönemde Akşehir Karamanoğlu Alâeddin Bey’in yönetiminde idi. Camiyi Orhan Gazi’nin Ambardarı Kerim Ağa yaptırmıştır.
 
Camiye Ambardar Kerim Ağa Camisi de denilmektedir.

Cami kesme taştan olup, bir sıra taş, üç sıra tuğla dizisi ile örülmüştür.
 
Dikdörtgen planlı caminin mihrap duvarına paralel üç kubbesi bulunuyordu.
 
Bunun dışında kalan bölümler toprak damla örtülmüştür. İbadet mekânının üzeri ahşap tavanlı olup, ahşap direklerle bu tavan desteklenmiştir.
 
Kubbelerin bulunduğu ayaklar taş payelerdir. Minber ve mihrabı özellik taşımamaktadır.
 
Minaresi alternatifli olarak sıralanmış taş ve tuğla dizilerinden meydana gelmiştir. Caminin bütünüyle birlikte minare de yapılan onarımlar nedeni ile özelliğini yitirmiştir.

Cami 1894 yılında yenilenmiş ve genişletilmiştir. Camide kubbelerin içerisine çağına uygun olmayan kalem işleri yapılmıştır.
 
 
 
AKŞEHİR İPLİKÇİ  CAMİ ile ilgili görsel sonucu
 
aksehir--iplikci-camii-3.jpg
 
 
 
 
ALTUN  KALEM  MESCİDİ
 
 
Konya Akşehir ilçesinde bulunan Altın Kalem Mescidi’ni Hacı İsfendiyar oğlu Emüniddin Yusuf 1223’te yaptırmıştır.

Mescit moloz taştan yapılmış olup, kare planlıdır.
 
İbadet mekânının üzerini tuğla bir kubbe örtmüştür.
 
Batı yönündeki son cemaat yeri yıkılmış ve günümüze gelememiştir. Bu konuda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Doğu duvarındaki pencere ahşap işçiliğinin güzel örnekleri olup, orijinalliğini korumuştur.
 
 
AKŞEHİR ALTUNKALEM  MESCİDİ ile ilgili görsel sonucu
 
 
 
 
 
KÜÇÜK  AYASOFYA  MESCİDİ
 
Konya Akşehir ilçesinde bulunan bu mescidi Ömer oğlu Şemseddin Hasan 1235 yılında yaptırmıştır.

Mescit kesme taştan, kare planlıdır. İbadet mekânının üzerini örten kubbeye geçiş Türk üçgenleri ile sağlanmıştır.
 
Kubbe kasnağında firuze ve mor çinilerden oluşan kufi bir yazı çepeçevre dolaşmaktadır.
 
Sırlı tuğlalarla zikzak biçimli örülmüş kubbenin ortasında firuze ve mor çinilerden meydana gelmiş bir bezeme bulunmaktadır.
 
 
 
 
 
 
,
 
 
 
FERRUH  ŞAH  MESCİDİ
 
Konya Akşehir ilçesinin batısında, Mahmut Hayrani Türbesi’nin yanında bulunan Ferruh Şah Mescidi’ni 1224 yılında Kuluzade Ferruh Şah yaptırmıştır.
 
Selçuklu döneminde yapılmış olan bu cami orijinalliğinden tümüyle uzaklaşmıştır.

Moloz taştan yapılan mescit dikdörtgen planlıdır.
 
 
Konya İli, Akşehir İlçesi, Anıt Mahallesinde Seyit Mahmut Hayrani Türbesi ile aynı bahçe içerisindedir.
621 H. 1224 M.yılında büyük sultan Alâeddin Keykubad zamanında,
Ferruh Şah tarafından yapımı tamamlanmıştır.Giriş (batı) ve kıble cepheleri altta Roma dönemine ait devşirme blok taşlarla, üstte ise tuğla ile; diğer iki cephesi de moloz taşlarla yapılmıştır.
Moloz taşla örülmüş iki cephesi sağırdır. Giriş cephesinde bir, kıble cephesinde iki penceresi vardır.
Ayrıca bu pencerelerin ve kapının üzerinde kemerli küçük pencereler yer almaktadır.
Dıştan dışa 6,60x6,36 mt. ölçülerinde yaklaşık kare planlı bir yapıdır.Konya Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından 2006 yılında yaptırılan restorasyon kapsamında;
çevresinde yapılan kazı ile mahzen katının girişi ortaya çıkarılmış, buradaki dolgu  temizlenerek horasan harcı ile sıvanmış, 
zemini traverten kaplanmış,
traverten kaplamalı merdiveni yapılmış ve demir kapak ile yağmur ve karın olumsuz etkilerine karşı korumaya alınmıştır. 
Duvarların yükseltilmesi suretiyle kubbe üzerine yapılan çatı sökülerek kubbe ortaya çıkarılmış, ilave edilen duvarlar yıkılmış,
üzerine taş korniş konulmuş, tuğla kubbede gerekli onarımlar yapıldıktan sonra horasan harcı ile sıvanmış ve kurşun kaplama yapılmıştır.
Dış duvarlardaki sıvalar sökülmüş, derzler açılmış ve horasan harcı ile derz yapılmıştır.Kapı ve pencere doğramaları yenilenmiş,
kapı üzerine ahşap saçak yapılmış, pencere üzerindeki nişlerde izleri bulunan çiniler onarılarak eksik bölümleri boyama tekniği ile tamamlanmıştır.
İçeride muhdes mahfel kaldırılmış, kubbe ve duvarlardaki çimento sıvalar sökülerek kubbedeki çatlaklara dikiş yapıldıktan sonra kubbenin derzi ile duvarların sıvası horasan harcı ile yapılmıştır.
Zeminin ahşap döşemesi yapılmış, silim, cila, boya, badana işleri ile mescit çevresinin traverten kaplaması da tamamlanarak ibadete açılmak üzere teslim edilmiştir.
 
 
 
 
 
 
 
 
HASAN  PAŞA İMARET  CAMİİ ( 1510 -1511 )
 

                 İmaret Camii, Akşehir'deki tek Osmanlı camisidir. Hasan Paşa tarafından 1510 yılında inşa ettirilmiştir.

Yapı kesme taşlardan oluşmaktadır. Caminin tek büyük kubbesi sağırdır. Dört küşesinde askılık görevi yapan kubbecikler yer alır.

Dört mermer sütunun tuttuğu üç kubbe, cemaat yerini örter.

                Caminin önünde 12 tane sütunu olan bir şadırvan vardır.

                İmaret Camii girişinin sol tarfındaki ilk sütunun aşağısındaki tunç bileziğin üzeri,

Akşehir'e uğrayanların yazılarıyla bir anı defterei gibi doldurulmuştur.

Bu yazılardan en önemlisi Evliya Çelebi'ye aittir.

                Evliya Çelebi yazdığı metinde

"Fakir Mehmed Sultan Murad Han - Tanrı Kendisini Teyit Etsin - askerleriyle beraber buraya geldi. Bunu 1048 yılı muharreminin 26. günü yazdı"

demektedir 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
TAŞ  MEDRESE :
 
             Konya Akşehir ilçesi, Altınkalem Mahallesi,
 
Eski Afyon Caddesi üzerinde bulunan Taş Medrese, aynı zamanda mescit, türbe, hankâh, imaret ve çeşmeden meydana gelen bir külliye görünümündedir.
 
Günümüze yalnızca mescit, medrese ve türbe gelebilmiştir.
 
Bugün Akşehir Arkeoloji Müzesi olarak kullanılan Taş Medrese’ye halk arasında Halkalı Medrese ismi de verilmiştir.
 
              Medresenin giriş kapısı üzerindeki üç satırlık kitabesinden öğrenildiğine göre;
 
Anadolu Selçuklu sultanlarından II.Keyhüsrev’in oğlu II.Keykubat zamanında başvezir olan
 
Emirdad Sahipata Hüseyin oğlu Fahreddin Ali tarafından 1250 yılında yaptırılmıştır.
 
Akşehir Arkeoloji Müzesi’ndeki bir kitabeden öğrenildiğine göre de hankâh ile imaret, medrese ve mescitten on bir yıl sonra yapılmıştır.

             Taş Medrese açık avlulu, dört eyvanlı plan tipindedir.
 
Giriş kapısı ile baş eyvan kuzey-güney yönünde; iki yayvan eyvan ise onlara dikey olarak yapılmıştır.
 
Orta avlunun iki tarafı revaklı ve dikdörtgen planlıdır. Giriş kapısının sağındaki odalar medrese öğrencilerine ayrılmıştır.
 
             Avlunun doğusundaki kapalı bölmelerle açık eyvan dershane olarak kullanılmıştır.
 
Medresedeki beş odanın içerisinde ocakları bulunmaktadır.
 
Avlunun iki yanında sivri kemerlerle birbirine bağlanmış revakların mermer sütunları antik bir Bizans yapısından alınarak burada kullanılmıştır.
 
Sütunların bazıları tek, bazıları iki parça halinde olup, kelepçelerle birbirlerine bağlanmıştır.
 
              Sütun başlıkları Roma ve Bizans dönemlerine ait olup, üç sütun başlığı da ters çevrilerek kullanılmış sütun kaideleridir.

              Medresenin mescit dışında kalan bezemeleri portal, ana eyvan ve türbede yoğunlaşmıştır.
 
Ana eyvanın geniş kemeri mermerden olup, üzeri portalde olduğu gibi geometrik ve bitkisel bezemelerle kaplanmıştır.
 
Moloz taştan yapılan medresenin yapımında devşirme malzeme ve mermer çokça kullanılmıştır. Kemer ve tonozlar tuğladandır.

              Taş Medrese ve diğer yapılar, yapıldığı XIII. yüzyıldan sonra birçok onarım geçirmişse de bu onarımları belirten bir kitabeye rastlanmamıştır.
 
Son olarak 1941–1944, 1965–1966 yıllarında onarılmış ve Arkeoloji Müzesi olarak düzenlenmiştir.  
 
 
akşehir taş medrese ile ilgili görsel sonucu
 
 
akşehir taş medrese ile ilgili görsel sonucu
 
 
 
       
Gülmece  Anıtı :

Anadolu' daki Türk mizahının ilk ve en büyük temsilcisi, "gül-düşün" ustası Nasreddin Hoca, aradan geçen yüzyıllara rağmen halkın dilinde ve bilincinde yaşıyor.

Onun toplumsal eleştiri içeren ama aynı zamanda sevgi, hoşgörü, iyimserlik ve barış mesajlarıyla yüklü felsefesi günümüzde de geçerliliğini koruyor.

Akşehir, yaşadığı ve yaşattığı Nasreddin Hoca geleneği ile Türkiye'nin ve Dünya' nın

"Gülmece Başkenti"

adına layık işler başarıyor. En somut ve kalıcı örnek, 42 yıldır sürdürülen Nasreddin Hoca Şenlikleri.

Bu kapsamda yürütülen çalışmalara bir yenisi daha eklendi ve bu yıl Akşehir'de,

"Nasreddin Hoca Gülmece Anıtı"

projesi gerçekleşiyor: Nasreddin Hoca' dan günümüze kadar uzanan 700 yıllık köprüde Hoca ile birlikte yerlerini alan mizah ustalarını bir anıtta birleştirme çalışması .

Halka malolmuş bu ustaların isimleri Nasreddin Hoca ile birlikte yer alacakları anıtta sonsuza kadar yaşatılacak.

Ülkemizde ve belki de dünyada ilk defa böylesine kapsamlı bir mizah anıtı " Gülmece Başkenti Akşehir" de gerçekleşiyor.

Nasreddin Hoca Gülmece Anıtı' nda; Geleneksel Türk Tiyatrosu, Sinema, Karikatür, Edebiyat, TV - Show dünyası gibi beş ayrı kategoride yer alan mizah ustalarının büstleri bulunacak.

Önü açık olarak beş yılda tamamlanacak olan anıta her yıl bir daldaki ustaların büstleri eklenecek.

Bu yıl; meddah, orta oyunu, tuluat gibi Geleneksel Türk Tiyatrosu alanlarında isim yapmış yaşayan veya kaybettiğimiz ustalarda sıra:

Kavuklu Hamdi,

Kel Hasan,

Naşit Özcan,

İsmail Dümbüllü,

Münir Özkul,

Nejat Uygur,

Erol Günaydın,

Müjdat Gezen

ve

Ferhan Şensoy

Nasreddin Hoca Gülmece Anıtı' nda birebir büstleriyle yer alıyor 

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Seyyid Mahmut Hayrani Türbesi (1224)
 
Haydar Eren Kültür ve Eğitim Vakfı’nın (HAKEV) tarafından gerçekleştirilen
 
organizasyon kapsamında 250 alevi vatandaş Akşehir’de bulunan Seyyid Mahmut Hayrani’nin türbesini ziyaret etti.
 
Türbe içinde dua eden topluluğa türbe bahçesinde kurulan çadırlarda lokma ve yemek ikram edildi.
 
Aleviler tarafından Kureyşan Ocağı’nın en önemli temsilcilerinden sayılan
 
Mevlana’nın çağdaşı Seyyid Mahmud Hayrani’nin kendi kültürlerinde çok önemli bir yeri olduğunu belirten
 
Haydar Eren Kültür ve Eğitim Vakfı’nın (HAKEV) Kurucu Genel Başkanı ve Alevi Dedesi Haydar Eren(71), Alevi kültür ve federasyonlarından Ankara,
 
Eskişehir, İstanbul ve Afyon’dan çok sayıda vatandaşın
 
Akşehir’e gelmek istediğini söyledi. Seyyid Mahmut Hayrani’nin deyişlerde geçmesine ra ğmen al evi toplumu tarafından yeni tanınmaya başlandığını belirten Eren,
 
ziyaretçilerle birlikte de Seyyid Mahmut Hayrani’nin öğrenci Nasreddin Hoca’nın türbesini de ziyaret etti.
 
Akşehir’de belediye ve kaymakamlığın kendilerine gösterdiği ilgiden memnun olduklarını belirten Eren,
 
“Seyyid Mahmut Hayrani bizim atamızdır, ceddimizidir. Biz onun evlatlarıyız. Yani İmam Musayı Kazım soyundan gelen ecdadımızdır, atamızdır.
 
Ben buraya 1990’dan beridir gelip gidiyordum. 2-3 otobüs sürekli geliyorum.
 
Bunu samimiyetimle söylüyorum.
 
Burada gördüğüm ilgi, misafirperverlik ve sevecenlikten çok memnunum.
 
Ne kadar teşekkür etsem az gelir. Hatta şurada yakında bir cami var.
 
Hocası gelirdi bize oturur muhabbet ederdi. Ezan zamanı geldiği zaman gider ezanının okur,
 
namazını kılar yine bizim yanımıza gelirdi.
 
Taki bizi yolcu edinceye kadar. Yani ben bu insanlara 7’den 70’ine kadar esnafına idarecisine minnet borçluyum” dedi.
 
Akşehir’de Seyyid Mahmud Hayrani türbesinin yakınlarında 364 metrekare arsa üzerine kurulu 2 katlı evin Cem Evi ve Kültür Eğitim Vakfı'na dönüştürülmek üzere bağışladığı öğrenildi.
 
Eren, türbede cem yapılacak, kurban kesilecek bir bölüm bulunmadığını hatırlatarak
 
türbe yakınlarında bir yer satın alarak orayı cem evine dönüştürüp gelenlerin cem yapabileceği kurbanlarını kesebileceği bir mekan oluşturacaklarını kaydetti.
 
Türbe ziyaretinden sonra Akşehir Kültür Merkezi’nde saat 15.00’de düzenlenen panelde
 
Alevilik ve Akşehir’de yaşamış ilim insanları konuşuldu.
 
Akşehir Kaymakamı Ahmet Katırcı, Akşehir Emniyet Müdürü Ata Akman,
 
İlçe Seçim Kurulu Başkanı Hakim Derviş Yıldırım, Alevi Federasyonları Başkanı Doğan Bermek,
 
Hakev Vakfı Genel Başkanı Haydar Eren, Baba Mansuru
 
Dernek Başkanı Hızır Nebi Düzgün, Avf Başkan Yardımcısı Kazım Büklü, İsmail Saçlı, Kartal Cemevi Dedesi Mustafa Düzgün, İstanbul İl Genel Meclis Üyesi Muhittin Çalagan,
 
Araştırmacı Yazar Hamza Aksüt, Araştırmacı Yazar Murat Şahin katıldı.
 
Burada konuşan Vakfı’nın (HAKEV) Kurucu Genel Başkanı ve Alevi Dedesi Haydar Eren
 
“Geleneksel hale getireceğimiz Seyid Mahmut Hayrani etkinliklerinin birincisine ve bu kapsamdaki panelimize hoş geldiniz.
 
O muhterem zatın türbesinin ziyareti ile etkinlik programımıza başladık, lokmamızı dağıttık.
 
Nasreddin Hoca Türbesi ziyareti ve panelimizle programımıza devam ediyoruz.
 
1200’lü yılların başlarında yaşayan Seyid Mahmut Hayrani,
 
Horasan’dan Anadoluya yerleşmiş ve o dönemin Alevi inancı önderlerindendir.
 
Hacı Bektaşi Veli, Mevlana, Nasreddin Hoca gibi Anadolu’yu aydınlatan önemli ışıklardan biridir.
 
Menkibeleri bir yana bırakarak Seyid Mahmut Hayrani’nin Hacı Bektaşi Veli, Mevlana,
 
Nasreddin Hoca ile aynı çağda yaşadığı birbirlerini gördükleri ve birbirlerinden ilham aldıkları kesindir.
 
Hatta Nasreddin Hoca’nın doğduğu yeri bırakarak Akşehir’e Seyid Mahmut Hayrani’nin yanına yerleştiği ona hizmet ettiği ve ölümünden sonra
 
15 yıl türbesine hizmet etmeye devam ettiği ve bu türbenin yanında bulunan mescitte ilim ve irfan öğrettiği bilinmektedir.
 
1268 yılında burada vefat etmiş olan Seyid Mahmut Hayrani ziyaretini gerçekleştirdiğimiz türbesinde defnedilmiştir.
 
Akşehirliler Seyidlerine yakışır bir ebedi istirahat gah yapmışlardır. Seyid Mahmut Hayrani bizim atamızdır,
 
bu değerli zatın türbesine yaptığımız ziyaretleri etkinlik çerçevesinde geleneksel hale getirmek istiyoruz
 
bu anlamda her yıl haziran ayının üçüncü haftası burada olacağız. Bu güne kadar her gelişimizde
 
Akşehir halkı ve türbenin bulunduğu mahalle sakinleri bizi o ilim ve irfanın sahiplerine
 
Mevlana’ya
 
Hacı Bektaşi Veli’ye
 
pirimiz Seyid Mahmut Hayrani’ye
 
yakışır şekilde davrandılar.
 
Bize konukseverliklerini gösterdiler buradan Akşehir halkına teşekkür ediyorum” dedi.
 
Akşehir Kaymakamı Ahmet Katırcı alevi konuklara sıcak mesajlar verdi. Katırcı,
 
“Sizleri dünyanın ortasında insanı gülen, insanlara gülen
 
Akşehir’de Nasreddin Hocaların,
 
Seyid Mahmut Hayranilerin,
 
Nimetullah Nahçivanilerin
 
Anadolu erenlerinin mekanında ağırlamaktan büyük bir onur ve gurur duyuyoruz hepiniz hoş geldiniz.
 
Bizler aynı ağacın dalları ve kökleriyiz bundan hiç kimsenin şüphesi yok,
 
hepimiz kardeşiz,
 
hepimiz insanız,
 
hepimiz Aleviyiz,
 
hepimiz Müslümanız,
 
hepimiz Türküz
 
hiç kimsenin bundan ayrısı gayrisi yok bu konuda da hiç kimsenin tereddüdü yok.
 
Bu açıdan biz sizleri burada sadece Alevi Vakıfları
 
Federasyonu yada HAKEV Vakfı müdavimleri olarak kabul etmiyoruz siz bizim kardeşlerimizsiniz canımızsınız.
 
Akşehir tarihin her döneminde çeşitli kültürlere beşiklik etmiş bir memleket milattan öncesine dayanan bir tarihi var.
 
Özelliklede Selçuklunun kültür merkezlerinden bir tanesi bu gün Akşehir’in neresine giderseniz gidin
 
Selçukludan Osmanlıdan kalan onlarca eserle karşılaşırsınız.
 
Bu anlamda Anadolu’nun aydınlanmasında,
 
İslamlaşmasında Akşehir’in çok büyük katkısı var” şeklinde konuştu. Kureyşan Ocağı’nın en önemli temsilcilerinden
 
Seyyid Mahmud Hayrani’nin, bir süre Hz. Mevlana’nın yanında kaldığı, onun hizmetinde bulunduğu ve ondan feyz aldığı,
 
1268 tarihinde vefat ettiği; Sultan Dağı’nın eteklerinde adını taşıyan, Akşehir Sultan Mahallesi’ndeki türbesine defnedildiği belirtiliyor 
 
 
 
 

Nasreddin Hoca ve pek çok Türk-İslam Alimi’nin Hocası olan Seyyid Mahmud Hayrani’nin Türbesi’dir Türbe,

Sultan Dağı’nın eteğine ve şimdi yok olan Akşehir Kalesi’nin içine yapılmıştır. Seyyid Mahmud Hayrani’nin ölüm tarihi olan H.667 (M.1268) türbenin,

inşa tarihi olarak kabul edilmektedir. Sandukası Türk İslam Eserleri Müzesi’ndedir.

akşehir SEYDİ  MAHMUT  HAYRANİ ile ilgili görsel sonucu

 


akşehir SEYDİ  MAHMUT  HAYRANİ ile ilgili görsel sonucu

 

akşehir SEYDİ  MAHMUT  HAYRANİ ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

Eski  Kilise  ( ? )

Konya Akşehir ilçesinde bulunan Ermeni Kilisesi XIX. yüzyılda yapılmıştır. Kilise ile ilgili bir kitabe bulunmadığından yapım tarihi ve hangi azize adadığı kesinlik kazanamamıştır.


Kilise dikdörtgen planlı, yığma taş ve moloz taştan yapılmış üzeri çatı ile örtülmüştür.

Bazilika planındaki kilisenin naosu iki sıra sütunla üç nefe ayrılmıştır.

Duvarlarında iki sıra halinde pencere dizileri bulunmaktadır. Yuvarlak kemerli pencerelerin dışında yuvarlak kemerli büyük nişler bulunmakta olup,

pencereler bunların içerisine yerleştirilmiştir. Giriş kapısının ve üzerindeki yuvarlak kemerli pencerenin iki yanına da ikişer küçük pencere yerleştirilmiştir.

Apsid kısmı dışa çıkıntılı olup, üzeri tonozla örtülüdür. 

 

Akşehir Ilçesi’ne bağlı Çimenli Mahallesi Değirmen Sokak’ta (Kevser Caddesi) yer alan Aziz Meryem Ana Ermeni Kilisesi,

1870 yılı yapımı olan ve aynı bahçeyi paylaşan papaz evi (günümüzde Gazi Mustafa Kemal İlköğretim Okulu), Gavur (Ermeni) Hamamı cemaatinden mahrum olarak varlıklarını sürdürmektedirler. Kitabe bulunmadığından yapım tarihi ve hangi azize adadığı kesinlik kazanamamıştır.
Kilisenin arka kısmında iki şapel vardır : vaftiz odası ve papaz odası. 

Yapısı :

Konya Akşehir ilçesinde bulunan Ermeni Kilisesi XIX. yüzyılda yapılmıştır. Kilise ile ilgili bir kitabe bulunmadığından yapım tarihi ve hangi azize adadığı kesinlik kazanamamıştır. 

Kilise dikdörtgen planlı, yığma taş ve moloz taştan yapılmış üzeri çatı ile örtülmüştür. Doğu cephede yarım kubbeli, kemerli apsisi vardır.

Bu apsise dik olarak üç sahınlı, altı mermer sütunun taşıdığı kubbe örtülü orta sahını mevcuttur.

Duvarlarında iki sıra halinde pencere dizileri bulunmaktadır. Yuvarlak kemerli pencerelerin dışında yuvarlak kemerli büyük nişler bulunmakta olup,

pencereler bunların içerisine yerleştirilmiştir. Giriş kapısının ve üzerindeki yuvarlak kemerli pencerenin iki yanına da ikişer küçük pencere yerleştirilmiştir. Apsid kısmı dışa çıkıntılı olup, üzeri tonozla örtülüdür.

Tarihi kilisenin yapısı; moloz kesme taş ve tuğla malzeme ile inşa edilmiştir. Batı yönündeki duvarın orta bölümünden, sade ahşap malzemeli, iki kanatlı, dikdörtgen formlu kapıdan, yapının içine girilmektedir.

Doğu cephede yarım kubbeli, kemerli apsisi vardır. Bu apsise dik olarak üç sahınlı, altı mermer sütunun taşıdığı kubbe örtülü orta sahını mevcuttur.

Giriş cephesi yönünde, giriş sahınında, asma kata çıkmayı sağlayan çift yönde, ahşap müştemilatları yer almaktadır.

Pencereleri, her iki katta da basık ve kemerli, farklı ebatlarda taş ve imitasyon taş görünümlü kabartma sıvalı, pencere sövelidir.

Taşınmazın ve müştemilatlarının üzeri, kiremit örtülü, kırma çatılıdır. Şu anki durum itibariyle, iç – dış duvarlarda sıvaların döküldüğü,

taş malzemeler arasındaki derzlerin bozulduğu, bazı tuğlaların eridiği, duvar içlerindeki sıva dökülmelerinin çeşitli dönemlerde üst üste yapılması nedeniyle, en alt bölümdeki orijinal renkli fresklerin kapatıldığı görülüyor. 

Tarihi kilise,yıllar içinde uzun süre gübre deposu olarak kullanıldı, belediyenin jeneratörüne ev sahipliği yaptı.

Yakın geçmişte içerisinde tiyatro bile oynatıldı. Kilisenin bahçesinde bulunan Gazi M. Kemal Ilkokulu ile iç içedir. 1870 yılı yapımı tarihi bina, okula çevrilmeden önce kilisede görevli Papaz’ın evi olarak kullanılıyordu.

AKŞEHİR  ESKİ  KİLİSE ile ilgili görsel sonucu

 

 

İlgili resim

 

 

AKŞEHİR  ESKİ  KİLİSE ile ilgili görsel sonucu

 

GAZİ  

MUSTAFA  KEMAL  

OKULU

 

İlgili resim

 

 

Gavur  Hamamı :

Gavur Hamamı. 1883'te yapılmıştır. Klasik Osmanlı mimarisi ürünüdür.

Selçuklu ve Osmanlı hamamlarında yer alan soyunma yeri, aralık, ılıklık, sıcaklık ve soğuk  bölümleri vardır.

Kubbeleri yıpranmış olmasına rağmen duvarlarının ve taşıyıcılarının sağlam olması sayesinde bu güne kadar ayakta kalabilen hamam,

acımasız doğa şartlarının yanı sıra yağmalanmaya, kendisini hayvan barınağı gibi kullanılmasına karşın yinede tarih olmamak için direniyor.

Yetkililer görmezse direnme de sonuç vermeyecek gibi gözüküyor

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Meydan (Şifa ) Hamamı 1329 -1330 :

               Konya'nın Akşehir ilçesinde 'gelin hamamı' geleneği modernleşme, şehir hayatı ve ekonomik kriz gibi faktörler nedeniyle yok olmaya yüz tuttu. 

               Anadolu kültürünün ayrılmaz parçası hamamlar; Akşehir'de tiryakilerine hizmet vermeye devam ediyor.

Geçmişten günümüze ulaşan bu gelenek artık ekonomik krize de bağlı olarak yok olma yolunda ilerliyor.

               Gelinin kınasını hamamda yakıp geline güzel bir evlilik için son kez akrabalarıyla bir arada eğlenme imkanının sunulduğu gelin hamamı geleneğinin

Akşehir'de artık eskisi kadar ilgi görmediği öğrenildi.

               Hicri takvime göre tarihi 1329 yılına dayanan Akşehir Batı Cephesi Karargah Müzesi arkasında bulunan Şifa Hamamı işletmecisi Ahmet Özcan,

Akşehir'de gelin hamamı geleneğinin yok olmaya yüz tuttuğunu söyledi.

Yaz aylarında ayda en fazla bir kere gelin hamamı için gelindiğini belirten Ahmet Özcan;

"Bundan 5-6 yıl önceye kadar günde en 4 az tane gelin hamamı için gelen olurdu.

Şimdi ise ayda bir kez ancak gelin hamamı için gelen oluyor.

Gelin hamamı geleneği ekonomik krize bağlı olarak Akşehir'de azaldı." dedi.


               Eskiden Akşehir halkının çeşitli fırsatları kollayarak

gelin,

güvey,

adak,

kırk,

sünnet hamamı;

hamamda kız beğenme

gibi nedenlerle hamama geldiğini ifade eden Ahmet Özcan;

"Hamamlar eskiden zevk ve eğlencenin her çeşidinin yaşandığı mekânlarmış. Şimdi hâlâ hamam tiryakileri var.

Ama eskisi kadar hamamlara ilgi yok ve ilgi giderek azalıyor." diye konuştu.

              Türk kültürünün önemli bir parçası olan hamam sefasını yaşamak isteyenler için

Akşehir'de tarihe tanıklık etmiş Şifa ve Orta Hamam olmak üzere iki adet hamam halka hizmet veriyor.

              Günümüzde pek tercih edilmeyen hamamların insan sağlığı açısından öneminin büyük olduğunu vurgulayan Ahmet Özcan,

"Hamamın insan sağlığına yararı çoktur. Uzun süre kalmamak kaydıyla, sıcak su ve sabunla yapılacak temizlik için en uygun yer olan hamamda, terleyen vücudun,

lif ya da keseyle ovularak yıkanması, kan dolaşımını hızlandırdığı için rahatlık hissi verir." ifadesini kullandı.

               Hamam kültürünün devamının sağlanmasını, hem de tarihi eserlerin korunarak gelecek nesillere aktarılmasını hedeflediklerini aktaran

Ahmet Özcan, "Şifa hamamı tarihi dokusundan hiçbir şey kaybetmeden Akşehir halkına hizmet vermeye devam ediyor.

Halkımıza hamam kültürünü yaşatmak için en iyi imkanları sunmaya çalışıyoruz." şeklinde konuştu.

              Vatandaşların hamamlardaki nostaljik ve mistik havayı görmesini, bu geleneği yaşatmasını istediklerini kaydeden Özcan,

yaz aylarında hamama gelenlerin sayısında az da olsa artış olduğunu, bunda düğünlerin ve yurtdışından Akşehir'e gelenlerin etkisini olduğunu söyledi 

 

 

 

 

 

Kızılca Mescidi 1476- 1477 :

 

             Konya Akşehir ilçesinde bulunan Kızılca Mescidi’nin kitabesi bulunmadığından yapım tarihi ve banisi kesinlik kazanamamıştır.
 
Yapı üslubundan XIII.yüzyılda Selçuklular döneminde yapıldığı anlaşılmaktadır.

             Mescit kare planlı olup, moloz ve devşirme taşlardan yapılmıştır. İbadet mekânının üzerini balıksırtı biçiminde örülmüş tuğla bir kubbe örtmektedir.
 
Doğudaki girişin ahşap kapısı üzerinde sülüs yazılı kitabeler ve geometrik motifler ile daireler bulunmaktadır.
 
             Mescidin güneydoğu köşesindeki minare ise geç devirde yapılmış olup mescidin bütünü ile bağlantı sağlayamamıştır
 

 

 

 

 

 

Kileci  Mescidi  13.Y:Y :

 

 

 

 

 

 

 

 

Ferruhşah  Mescidi 1224 :


Moloz taştan yapılan mescit dikdörtgen planlıdır 

              Konya İli, Akşehir İlçesi, Anıt Mahallesinde Seyit Mahmut Hayrani Türbesi ile aynı bahçe içerisindedir

.621 H. 1224 M.yılında büyük sultan Alâeddin Keykubad zamanında, Ferruh Şah tarafından yapımı tamamlanmıştır.

Giriş (batı) ve kıble cepheleri altta Roma dönemine ait devşirme blok taşlarla, üstte ise tuğla ile; diğer iki cephesi de moloz taşlarla yapılmıştır.

                Moloz taşla örülmüş iki cephesi sağırdır. Giriş cephesinde bir, kıble cephesinde iki penceresi vardır.

Ayrıca bu pencerelerin ve kapının üzerinde kemerli küçük pencereler yer almaktadır.Dıştan dışa 6,60x6,36 mt. ölçülerinde yaklaşık kare planlı bir yapıdır.

            Konya Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından 2006 yılında yaptırılan restorasyon kapsamında;

çevresinde yapılan kazı ile mahzen katının girişi ortaya çıkarılmış, buradaki dolgu temizlenerek horasan harcı ile sıvanmış, zemini traverten kaplanmış,

traverten kaplamalı merdiveni yapılmış ve demir kapak ile yağmur ve karın olumsuz etkilerine karşı korumaya alınmıştır.

           Duvarların yükseltilmesi suretiyle kubbe üzerine yapılan çatı sökülerek kubbe ortaya çıkarılmış, ilave edilen duvarlar yıkılmış,

üzerine taş korniş konulmuş, tuğla kubbede gerekli onarımlar yapıldıktan sonra horasan harcı ile sıvanmış ve kurşun kaplama yapılmıştır. Dış duvarlardaki sıvalar sökülmüş, derzler açılmış ve horasan harcı ile derz yapılmıştır.

           Kapı ve pencere doğramaları yenilenmiş, kapı üzerine ahşap saçak yapılmış, pencere üzerindeki nişlerde izleri bulunan çiniler onarılarak eksik bölümleri boyama tekniği ile tamamlanmıştır.

            İçeride muhdes mahfel kaldırılmış, kubbe ve duvarlardaki çimento sıvalar sökülerek kubbedeki çatlaklara dikiş yapıldıktan sonra kubbenin derzi ile duvarların sıvası horasan harcı ile yapılmıştır.

Zeminin ahşap döşemesi yapılmış, silim, cila, boya, badana işleri ile mescit çevresinin traverten kaplaması da tamamlanarak ibadete açılmak üzere teslim edilmiştir. 

ferruh şah mescidi(timurun yıldırım bayazıtı hapsettği mescit) 

 

 

 

Güdük  Minare 1227:

Konya Akşehir ilçesi, Ahi Celal Mahallesi’nde bulunan bu mescidin kapısı üzerindeki kitabesine göre Abdullah Muhtesib oğlu Emüniddin Hacı Hasan tarafından 1227 yılında yaptırılmıştır.

Mimarı Mesut oğlu Ahmet’tir. Mescidin minaresinin şerefeden yukarı kısmı uzun yıllar yıkık kaldığı için Güdük Minare ismi ile tanınmıştır. Bu minare 1889 yılında tamamlanmıştır.

Mescit 80 m2’lik bir alanda kare planlı, küçük bir yapı olup duvarlarının yarısı taş, yarısı da tuğladandır.

Mescidin kuzey ve güney cephelerinde devşirme taşlar kullanılmış bu yüzden de duvar örgüsü düzensiz bir görünümdedir.

Mescidin son cemaat yeri bulunmamaktadır. Ancak kuzey duvarındaki bazı izler burada bir son cemaat yeri olduğunu göstermektedir.

Mescide doğu cephesindeki sivri kemerli bir kapıdan girilmektedir. Bu kapının üzerinde dikdörtgen bir pano içerisine alınmış firuze renkli,

sekiz köşeli yıldız ve lacivert renkli haçvari çinilerden oluşan bir bezeme görülmektedir. Bu panonun üzerinde de

Selçuklu sülüsü ile yazılmış yedi satırlık kitabesi bulunmaktadır. Kapının iki yanında lahit parçalarının üzerine oturtulmuş iki sütun kapıya daha gösterişli bir görünüm vermiştir.

Kare planlı mescidin üzeri tromplu, tuğladan bir kubbe ile örtülmüştür. Buradaki trompların iki yanına at nalı şeklinde nişler yerleştirilmiştir.

İç mekân kuzey ve batıdaki pencerelerle aydınlatılmıştır. Mihrap nişi dört dizi mukarnaslı olup,

bazı kaynaklarda burasının çinilerle süslü olduğu belirtilmişse de günümüze hiçbir iz gelememiştir. Girişin hemen yanındaki merdivenle çıkılan mahfil son onarımlar sırasında yapılmıştır.

Mescidin güneydoğu köşesinde bulunan minare kare taşlardan yapılmış kaide üzerinde, sekizgen tuğladan silindirik gövdelidir.

Minare kürsüsündeki yatay ve dikey firuze renkli sırlı tuğlaların yanında nişler halinde lacivert ve firuze çini levhalar yerleştirilmiştir.

Bu çiniler de giriş kapısındaki bezemede olduğu gibi dökülmüştür. Minarenin en ilginç yanı kürsünün doğu cephesindeki sırlı tuğlalar arasına yerleştirilmiş niş içerisindeki kuş figürlü iki çini levhadır.

Bu çinilerin bir Selçuklu sarayı veya köşkünden buraya getirildiği sanılmaktadır. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

Hacı  İbrahim  Veli  Türbesi  1370 :

Şeyh Hacı İbrahim Veli, Şeyh Hasan Paşa'nın oğludur. Şecereye göre ilk bilinen ataları İbrahim'dir. 13. asrın başlarında Orta Asya'dan gelerek Maruf (Alanyurt) köyüne yerleşmişlerdir.

Dedeleri, Hoca Ahmet Yesevi'nin Anadolu'yu aydınlatmak için görevlendirdiklerindendir.

Yaşadığı devir Anadolu Selçukluları'nın çöküş dönemidir. Anadolu'nun büyük merkezlerinde kurulan tekkeler,

dağılan toplumu toparlamış, düzene koymuştur.

Akşehir'de Seyit Mahmut Hayrani, Marufta da Şeyh Hasan Paşa ve Şeyh Hacı İbrahim Sultan Veli başlıcalarıdır.

Şeyh Hasan Paşa'nın 14. asrın sonlarında ölümü üzerine tekkenin şeyhliği Şeyh Hacı İbrahim Sultan Veli'ye geçer...

Hacı İbrahim Sultan kısa zamanda tekkeyi geliştirdi. Bütün müştemilatıyla tekkeyi külliye haline getirir.

Tekkenin vakfını kurar ve tevliyeti kendisine bırakarak ilk mütevellisi olur. H.770/ M.1368 tarihli vakfıyenamesinde; vakfın çalışması ve malları genişçe belirtilmiştir. 

Akşehir’e bağlı Alanyurt (Maruf) köyündeki Şeyh Hacı İbrahim Veli'nin türbesinde bulunan ve ceviz ağacının gövdesinden oyma tekniğiyle yapılmış işlemeli sanduka, 

1905 yılında çalınarak Almanya'ya götürülmüştü.

Ahşap işleme sanatının nadide örneklerinden Şeyh Hacı İbrahim Veli Sandukası, 1905 yılından beri, çalınarak götürüldüğü Almanya'da.

Berlin'de Doğu Asya İslam Sanatları Müzesi'nde (Museum für Ostasiatische Kunst) sergilenen sandukanın ana vatanına dönmesi için

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı birlikte mücadele veriyor. Bakanlık görevlilerinin yanında,

sandukanın ait olduğu topraklara dönmesi için tam 50 yıldır mücadele eden biri daha var. Mülhak Şeyh Hacı İbrahim Veli Vakfı mütevellisi 74 yaşındaki Erkök Avcıoğlu.

Sandukanın gündeme gelmesi için panel düzenleyen Avcıoğlu, 2006 yılında Akşehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tespit davası açarak sandukanın

Hacı İbrahim Veli Türbesi'ne ait olduğunu tespit ettirdi. Boğazköy Sfenksi ve Kanatlı Deniz Atı Broşu'nun Almanya'dan getirilmesi Avcıoğlu'nun ümitlerini arttırmış.

Hoca Ahmet Yesevi'nin Anadolu'yu aydınlatmak için gönderdiği şeyhlerin torunlarından olan 

Şeyh Hacı İbrahim Veli,Akşehir ilçesinin manevi mimarlarından biri.

Babası Şeyh Hasan Paşa'dan tekkeyi geliştiren

Hacı İbrahim Veli, bütün tekkeyi külliye haline getirmiş.

Hacı İbrahim Vakfı, yaşayan en eski mülhak (idaresi babadan evlada geçen) vakıf. Vakfın kurucusu

Anadolu erenlerinden Şeyh Hacı İbrahim Veli'nin türbesi Konya'nın Akşehir ilçesine bağlı Alanyurt (Maruf) köyünde bulunuyor.

Türbede bulunan ve ceviz ağacının gövdesinden oyma tekniğiyle yapılmış işlemeli sanduka, geçen yüzyılın başında çalınarak,

Almanya'ya götürülmüş. İddialara göre, Konya'da Almanya ticari konsolosluğu görevini yürüten bir arkeolog,

sandukanın parçalar halinde türbeden kaçırılmasını sağlamış. O dönemden beri sanduka Berlin'de

Doğu Asya İslam Sanatları Müzesi'nde sergileniyor. 

Avcıoğlu, 1990’lı yılların ortalarında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvurarak, sandukanın Almanya’dan istenmesi için girişimde bulunduğunu belirtiyor.

Bakanlığın defalarca sandukayı istediğini ifade eden Erkök Avcıoğlu, “Alman müze yetkilileri ‘Sanduka bize hayırsever biri tarafından bağışlandı.’ diyor.

AKŞEHİR  HACI  İBRAHİM  VELİ  TÜRBESİ ile ilgili görsel sonucu

 

AKŞEHİR  HACI  İBRAHİM  VELİ  TÜRBESİ ile ilgili görsel sonucu

 

AKŞEHİR  HACI  İBRAHİM  VELİ  TÜRBESİ ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

 

 

Nimetullah  Nahçivani  Türbesi - Akşehir  Kent  Ormanı :

BABA NÎMETULLAH NAHÇIVÂNÎ

Osmanlılar zamânında yetişen İslâm âlimlerinden ve Nakşibendiyye yolunun büyük velîlerinden.

Âzerbaycan'ın Nahçıvân şehrinde doğdu. Asıl ismi Nîmetullah bin Mahmûd Şeyh Alvan'dır.

Doğum târihi bilinmemektedir. 1514 (H.920) senesinde Konya'ya bağlı Akşehir kasabasında vefât etti. Daha önce vefât ettiği de rivâyet edilir.

Küçük yaştan îtibâren doğum yeri olan Nahçıvân'da bulunan kıymetli âlimlerden dersler almaya başladı.

Fen ve din ilimlerini tahsîlden sonra tasavvufa yöneldi.

Böylece her yönüyle yetiştikten sonra aldığı mânevî işâret üzerine memleketinden ayrılıp Osmanlı ülkesine gelen

Nahçıvânî, Nasreddîn Hoca'nın memleketi olan, Konya'ya bağlı Akşehir beldesinde yerleşti.

Burada gerek yaşayış ve gerekse verdiği yazılı eserleriyle herkese ahlâk, fazîlet, ilim ve irfân nümûnesi oldu.

Zâhirî ve bâtınî ilimlerde çok yüksek idi. Mânevî ilimlerdeki engin bilgisi ile tasavvufta, ilâhî sırlar denizinin dalgıcı olmuştu.

Yâni bu yolda derecesi çok yüksek idi. Bununla berâber, kendi hâlini gizler, tevâzu gösterirdi. Gâyet sâde yaşamayı sever, fakîrliği zenginliğe tercih ederdi.

Naklî ilimlerden, bilhassa tefsîr ilminde mütehassıs idi.

Fevâtih-ul-İlâhiyye vel-Mefâtih-ul-Gaybiyye isimli tefsîri ve Beydâvî Tefsîrine yazdığı hâşiyesi çok kıymetlidir.

Ayrıca Muhyiddîn-i Arabî'nin Füsûs-ül-Hikem isimli eserine ve Gülşen-i Râz isimli manzûm esere hâşiyeleri vardır.

Bunlardan başka, Hidâyet-ül-İhvân ve Risâlet-ül-Vücûd isminde tasavvufla ilgili iki risâlesi bulunmaktadır.

Fevâtih-ul-İlâhiyye isimli tefsîrinin, bizzât kendi el yazısıyla olan nüshası, Topkapı Sarayı Üçüncü Ahmed Han Kütüphânesinde mevcuddur.

1908 (H.1326)de, Matbaa-i Osmâniyyede iki cild hâlinde basılmıştır. Nahçıvânî bu eserini, 1498 senesinde, Ramazân-ı şerîf ayının ortalarında tamamlamıştır.

Târihte ve günümüzde, bilhassa Akşehirliler arasında; Şeyh Alvân, Nîmetullah Nahçıvânî, Baba Nîmetullah,

Baba Nîmet ve Nîmetullah Sultan gibi isimlerle anılan bu büyük

Türk-İslâm âlim ve velîsi, zamânındaki âlim ve velîlerin en üstünlerinden idi.

Akşehir'de uzun seneler ilme hizmet edip, çok talebe yetiştirdi. Türkçe ile birlikte, Arabî ve Fârisîyi de çok iyi bilirdi.

1514 (H.920) yılında vefât eden Baba Nîmetullah Nahçıvânî'nin türbesi Akşehir'de, Baştekke yolu üzerindedir.

Tekkeye giden yolun sağında ve Akşehir deresinin solunda olup, birkaç defâ tâmir görmüştür.

Türbenin önünde bir havuz vardır. O büyük zâtı sevenler, kabrini ziyâret ederek,

mübârek rûhâniyetinden istifâde etmekte, onu vesîle kılınca yaptıkları duâlar kabûl olmaktadır.

Baba Nîmet'in sandukasının dere tarafında, büyüklü küçüklü dört ayrı kitâbe taşı bulunmakta olup, ikinci taşın kitâbesinde şöyle yazmaktadır:

"Hû Dost. Kibâr-ı Ehlullahdan ve müfessirîn-i izâmdan Hâce Nîmetullah kuddise sirruh hazretlerinin merkâd-i münevvereleridir (mübârek, nûrlu kabirleridir)." 

 

İlgili resim

 

AKŞEHİR  NİMETULLAH  NAHÇİVANİ TÜRBESİ ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

AKŞEHİR KENT  ORMANINDA

HIDIRELLEZ GÖLLE  DAĞITIMI

6  MAYIS


  

 

 

 

İlgili resim

 

 

AKŞEHİR  NİMETULLAH  NAHÇİVANİ TÜRBESİ ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

 

 

AKŞEHİR 

 YAMAÇ PARAŞÜTÜ MESAFE YARIŞMASI YAPILDI

 

 
 


THK Akşehir Sportif Havacılık Kulübü,

Akşehir Belediyesi ve Türkiye Hava Sporları Federasyonu tarafından

''Akşehir XC OPEN Yamaç Paraşütü Mesafe Şampiyonası''

hafta sonu gerçekleştirildi.

 

İlk uçuşu deneyimli yamaç paraşütü öğretmeni Akşehir Huzurevi Müdürü Fahri Çavdar,

temsili Nasreddin Hoca kıyafeti ile gerçekleştirdi.

Çavdar uçuş öncesinde yarışmacılara yaptığı konuşmasında şunları söyledi.

"Gülmecenin Başkenti Dünyanın Ortası Akşehir’e hoş geldiniz. Sizler çok şanslısınız.

Dünyada çok az kişinin yaptığı şeyi gerçekleştiriyorsunuz. Uçuyorsunuz. Onun için ayrıcalıklısınız.

Çok güzel uçuşlar yapabilirsiniz. Bu yaptığınız uçuşlar sizin yerde yürüyüşünüzü değiştirmesin.

Ne kadar güzel uçuşlar yaparsanız yapın unutmayın ki kuşlar sizlerden daha güzel uçar.

Az sonra uçacağım zaman Akşehir’in semalarına sevgi, barış, kardeşlik mayasını çalacağım.

Bu uçuşumda Yüce Rabbim’den diliyorum ki Rabbim ülkemize birlik, beraberlik ve dirlik versin.

Bu birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok muhtacız.

Allah sizlerinde uçuşlarınıza da kaza, bela, kırım vermesin.

" Dünyaca ünlü ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinden

profesyonel yamaç paraşütü pilotlarının katıldığı etkinlikte pilotlar uçuşlarını başarıyla gerçekleştirdi.

Şampiyona için yaklaşık 200 kişi ilçemize geldi.

 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, gökyüzü, bulut, okyanus, açık hava ve doğa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

Görüntünün olası içeriği: dağ, gökyüzü, açık hava ve doğa

 

 

 

 

ESKİ  

AKŞEHİR  FOTOĞRAFLARI

 

Akşehir Gazi Mustafa Kemal İlkokulu Mehter Takımı. Sene 1961/1962 

Fotoğrafda tanıdığınız biri var mı?

EVET

ORTADAKİ  YUVARLAK  GÖZLÜKLÜ EFSANE  GAZİ  İLKOKULU  

MÜDÜRÜ

NAMI DEĞER  ARAP  MUALLİM

AHMET  DENER

DEDEMDİR

 

Görüntünün olası içeriği: 7 kişi

 

1910 senesinde Akşehir İdadisi (lise derecesindeki okul) olarak inşa edilmiş olup

1923-1928 yılları arasında Gazi İlkokulu olarak,

1928-1968 yılları arasında Akşehir Ortaokulu olarak,

1974-1986 yılları arasında Akşehir Ticaret Lisesi olarak eğitim ve öğretime hizmet vermiştir.

1986-1990 yılları arasında Akşehir Halk Eğitim Merkezi olarak faaliyet göstermiş,

1996llında dış görünüşü değiştirilmeden restorasyonu yapıldıktan sonra

28.12.1997 tarihinden itibaren Akşehir Zübeyde Hanım Anaokulu olarak hizmet vermeye başlamıştır.

 

Görüntünün olası içeriği: 42 kişi

 

 

 

117 yıl önce 1896 yılında

Akşehir´deki

Nasreddin Hoca Türbesi.

Büyük bir ihtimalle Friedrich Sarre tarafından çekilmiş olabilir.

Türbenin bu kadar net ve detay içeren tarihi bir fotoğrafını görmemiştim. 

 

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü ve açık hava

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Görüntünün olası içeriği: iç mekan

 

 

 

Görüntünün olası içeriği: ağaç, gökyüzü, bitki ve açık hava

 

 

Görüntünün olası içeriği: bitki, ağaç ve açık hava

 

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü ve açık hava

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

 

1922 yılında Yunak Piribeyli köyünden

Akşehir’in Azarı

köyüne (şimdiki adı Gözpınarı köyü) kadar dekovil hattı döşenmesi.

Büyük Taarruz Yunan Cephesi’ne güney istikametinden yapılacağı için yığınağını Akşehir tarafında yapmak zorundaydı.

Yani Büyük Taarruz’un lojistik ekseni

Konya – Akşehir – Afyon demiryolu

olacaktı.

Bu durumda Ankara’nın Akşehir’e demiryolu ile bağlanması önem kazanıyordu.

Dar imkanlar ve zamansızlık yüzünden tam bir bağlantı yapılamasa da, hiç olmazsa Akşehir’den kuzey istikametine,

Emirdağ ile Yunak arasındaki Piribeyli Köyü’ne kadar bir dekovil hattı döşenmesine karar verilir.

Ankara’dan gelecek olan nakliyat’ın Polatlı’ya kadar demiryoluyla, Polatlı’dan itibaren diğer vasıtalarla,

Piribeyli’den itibaren ise

Akşehir’in Azarıköy (şimdiki adı Gözpınarı köyü)

İstasyonu’na kadar dekovil ile taşınması sağlanır.

(Bu demiryolu hattı yok şimdi)

 

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ağaç ve açık hava

Akşehir Müze Meydanı´nından Nasreddin Caddesi´ne bakış.

Sol tarafda görünen bina şimdiki

"Şehir Oteli"

nin olduğu binadır.

 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, gökyüzü ve açık hava

 

 
 
 
 
 
 

 

Osmanlı Bankası Akşehir Şubesi, 1930

 

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, masa ve açık hava

 

Şimdi ki Akşehir Askerlik Şubesi´nin bulungu yerde, eski den Akşehir Askeri Hastanesi bulunmaktaymış.

En azindan 1945 yılında bu böyleymis. 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Eski

"Akşehir Hayvan Pazarı",

eski sanayinin yanında bulunan şimdi ki "Perşembe Pazarı" nın bulundugu yerde bulunmaktaydı. 

Eskiden ziraî faaliyetleri yürütmede yardımcı olmak üzere hem de kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere çeşitli hayvanları Akşehir’de görmek mümkündü.
 
Burada at, manda, öküz, inek, koyun, adi keçi, tiftik keçisi ve hatta deve alım satımı yapılırdı. 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

Akşehir Vahap Gazi

Askeri deponun üst tarafında bulunan Vahap Gazi (Kesikbaş) mezarının bulunduğu mevki.

(Verimli tartışmalar sonucu yazı düzeltilmiştir, teşekkürler.)

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Akşehir Hıdırlık


"1940’lı yıllarda o zamanın Akşehir Belediye Başkanı olan Mustafa Şarlak, Hıdırlığı park haline getirmiştir.

Yıkık olan mescit kubbesini yaptırmıştır. Burada büyük çınarın dışında ağaç yokken mescit çevresi ağaçlandırıldı ve çeşitli süs havuzları yapıldı.

Ayrıca buraya rahat ulaşım için çeşitli yollar yapıldı.

Daha sonraki tarihlerde Hıdırlık pek çok bakım ve onarımdan geçilerek bugüne gelmiştir

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Akşehir Hıdırlık


"1940’lı yıllarda o zamanın Akşehir Belediye Başkanı olan Mustafa Şarlak, Hıdırlığı park haline getirmiştir.

Yıkık olan mescit kubbesini yaptırmıştır. Burada büyük çınarın dışında ağaç yokken mescit çevresi ağaçlandırıldı ve çeşitli süs havuzları yapıldı.

Ayrıca buraya rahat ulaşım için çeşitli yollar yapıldı.

Daha sonraki tarihlerde Hıdırlık pek çok bakım ve onarımdan geçilerek bugüne gelmiştir."

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Görüntünün olası içeriği: açık hava

 

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Akşehir Hasan Paşa İmaret Cami 1960 yıl civarı.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

Akşehir, sol taraf Arasta, orta kisim iplikci cami, eski Anit meydanina (simdi adi Cumhuriyet meydani) giden yol.

Sag tarafda ilerde, tasdan yapilmis eski belediye binasi (yıktırıldı) görülmekte. 

Dikkati ceken, yolda motorlu tasitlarin bulunmadigi ve bu yüzden cogu insanin kaldirimin yanisira yolda da yürüdügü.

Ayrica, iplikci caminin yanindaki boslukda bulunan simdiki o üc koca cinarin, fidanlik halleri.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Akşehir´de hiç kesilmeden akan İbre Çeşmesi´nin 40-50 sene önceki hali.

Akşehir’de Ramazan ayının başlamasıyla birlikte iftar vaktine yakın

Akşehir halkı hiç kesilmeden akan İbre Çeşmesi’ne hücum ederek,

su almak için ibrenin önünde uzun kuyruklar oluştururlar.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve at

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Atatürk 4 Nisan 1922 tarihinde, Akşehir tren istasyonunda İsmet İnönü,

Rus büyükelçilesi Aralof, Azerbaycan büyükelçilesi İbrahim Abilof ve diğer komutanlarla latin ve arap harfleriyle

"Akşehir"

yazılı istasyon tabelası önünde.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Görüntünün olası içeriği: ev, ağaç, gökyüzü ve açık hava

 

Akşehir Perşembe Pazarı´nın olduğu eski yer.

Burası şimdi Gülmece Parkı olmuştur.

Geride görülen Hasan Paşa imaret camisidir. Fotograf 1975 senesinden 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Şimdi ki Batı Cephesi Karargahı Müzesi olan binanın, 1965 yılındaki durumu.

O zamanlar binanın bir kısmında Akbank şubesi hizmet veriyormuş.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 
 
Şimdiki Akşehir Batı Cephesi Karargahı Müzesi binası,
1971 yılında çekilen bu fotografda da görüldügü gibi 1965 den sonra
Belediye´nin Cumhuriyet (Anıt) meydanındaki yıktırılan taş binaya taşındıktan sonra Atatürk Müzesi olarak faliyete geçmişti. 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Akşehir´in endüstriyelleşmesi için şimdiye kadar atılan adımları sayarsak:
- Gülal Un
- Hasgül Un
- Kaytan Un
- Üçel Bisküvit ve Helva
- Hasgül Bisküvit ve Helva 
- Ufuk Bisküvit ve Helva
- Şırvancı Kiremit ve Tuğla Fabrikası
- Istasyon Kiremit ve Tuğla Fabrikası
- Günaşık ve Haşhaş Yağ Fabrikaları
- Motorlu Araç Tamirciliği
- At Arabası Imalatı
- Halı Dokuma
- Akşehir Gazoz ve Kola Imalatı

 

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Sağ taraf Akşehir Lisesi, ortada eski garaj,

sol taraf cezaevinin olduğu yer.

 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, dağ, gökyüzü, açık hava ve doğa

 

Akşehir'in merkezi olan eski adıyla Anıt Meydanı yeni adıyla Cumhuriyet Meydanı´nin eski hali.
 
1965 yılında Belediye bu binaya (orta ve sağ taraf) taşındı.
 
O zaman Belediye binası olarak kullanılan binanın ikinci katı daha yapılmamiş ve Atatürk´ün heyheli daha dikilmemişdi.
 
Sol tarafda büyük kapı gibi görünen yer Saray Sinaması. Yıl 1948 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Akşehir'in merkezi olan eski adıyla Anıt Meydanı yeni adıyla Cumhuriyet Meydanı´nin eski hali.

1965 yılında Belediye bu binaya (orta ve sağ taraf) taşındı.

O zaman Belediye binası olarak kullanılan binanın ikinci katı daha yapılmamiş ve Atatürk´ün heyheli daha dikilmemişdi.

Sol tarafda büyük kapı gibi görünen yer Saray Sinaması. Yıl 1948

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Akşehir'in merkezi olan eski adıyla Anıt Meydanı yeni adıyla Cumhuriyet Meydanı.

Belediye binasının ikinci katının yapılmış ve Atatürk heykelinin dikilimiş hali. Hangi yıldan bu fotograf?

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Şimdiki Akşehir Zübeyde Hanım Anaokulu binası.

1910 senesinde Akşehir İdadisi (lise derecesindeki okul) olarak inşa edilmiş olup 1923-1928 yılları arasında Gazi İlkokulu olarak,

1928-1968 yılları arasında Akşehir Ortaokulu olarak (fotoğraf), 1974-1986 yılları arasında Akşehir Ticaret Lisesi olarak eğitim ve öğretime hizmet vermiştir.

1986-1990 yılları arasında Akşehir Halk Eğitim Merkezi olarak faaliyet göstermiş,

1996 yıllında dış görünüşü değiştirilmeden restorasyonu yapıldıktan sonra 28.12.1997 tarihinden itibaren Akşehir Zübeyde Hanım Anaokulu olarak hizmet vermeye başlamıştır.

 

Görüntünün olası içeriği: ev ve açık hava

 

 

Şimdiki Akşehir Batı Cephesi Karargahı Müzesi binası,

1965 yılına kadar Belediye olarak kullanılıyordu.

Belediyenin önünde zamanın itfaiye aracı hazır duruyor ve meydanı ise güzel bir havuz süslüyordu. 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Bir zamanlar Akşehir Belediyesi´nin sahip olduğu motorlu araçlar

Cumhuriyet (Anıt) Meydanı'ndaki taşdan yapılmış eski belediye binasının önünde böyle sıralanıp, poz verirlerdi

 

Görüntünün olası içeriği: açık hava

,

1932 yılında Akşehir Taş Medrese. 

Fotoğraf Mustafa Ökesli tarafından, Rıfkı Melül Meriç´in oğlu ressam Mehmet Ali Meriç'in arşivinden alınmıştır.

Rıfkı Melül Meriç 1930ların başında Akşehir Orta Okulunda öğretmendi. Tarık Buğra'ya edebiyatı sevdiren kişidir. 

 

Görüntünün olası içeriği: açık hava

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Görüntünün olası içeriği: açık hava

 

Akşehir´de 1925 yılında eski buğday pazarından eski Osmanlı Bankası binasına bakış.

Binanin catisinda sapka gibi görünen cati yüksekligi simdi yok artik.

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

 

Akşehir Eski Buğday Pazarı.

Buğday Pazarı dört köşe bir meydan olup çevresinde tahıl ticareti yapanların ve manifaturacılarla hazır elbisecilerin dükkânları bulunurdu.

Çarşamba günleri, Buğday Pazarı’nın en çok çalıştığı günlerdi ve büyük pazar yeri tahıl yığınları ve çuvallar ile dolar taşardı.

Tahılını ve başkaca ürünlerini satan köylü Perşembe pazarından gerekli eşya ve malzemesini satın alır,alet ve vasıtalarını tamir ettirirdi. 

Daha sonra bu alana belediye tarafından tek katlı dükkanlar yaptırılarak, alan dolduruldu 

Bu albümümde iki resim geriye gittiginizde, eski Buğday Pazarının 1925 yılında ki halini de görebilirsiniz.

 

Görüntünün olası içeriği: kar, ağaç, gökyüzü ve açık hava

 

1955 yılında Akşehir´in kuşbakışı görünüşü.
Sağ alt köşede Nasreddin Hoca´nin Türbesi.
Ortada Hasan Paşa Imaret Cami.
Sağ üst köşede Adliye Parkı ve eski Hükümet Konağı.
Orta üstde Belediye binası (yıktıralan taş bina) ve arkasında Belediye Parkı.
 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Akşehir Bankası senet muhatab yazısı 1931

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

"Şarlak Suyu" nun

1934 yılında Akşehir´e getirilmesi için yapılan plan.

Halen Akşehir´in içecek suyunu sağlayan "Şarlak Suyu", planda 1 ile 7 arası numaralandıran su kaynaklarının olduğu yerlerden besleniyor.

Projenin finansmanı, Akşehir Belediyesi´nin Akşehir Bankası´na borçlanması ile gerçekleşmeştir.

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

 

Akşehir´de eski adı ile Anıt Meydanı´nda bir kutlamadan görüntü.

Arka planda ünlü Saray Sinaması. 

 

Görüntünün olası içeriği: 15 kişi, açık hava

 

Şimdiki Akşehir Batı Cephesi Karargahı Müzesi binası önünde (1904 den 1965 yılına kadar

Akşehir Belediye binası) yapılan bir milli bayram kutlaması töreninden Geçit  töreni

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve açık hava

 

Akşehir ' de bir Un Fabrikası, Mart 1956

Akşehir Bankası’nın desteğiyle Tekke Deresi’nden getirilen suyla santral kurulup 1935 yılında elektriğe kavuşmuştur.

Elektriğin gelmesiyle hızla sanayileşme başlamış

torna, tesviye, demir, döküm sonraları motor rektefiye,koparta işleri

o kadar ilerlemiş ki çevre il ve ilçelerden şehrimize gelirlerdi.

Sanayide imalatta yapılmaya başlanmış, emme basma tulumbanın en çok üretildiği yer Akşehir’dir. Soba sanayi,

Eskişehir ve Kayseri ile yarışır haldeydi. At arabası imalatçılığı, şeker, lokum, helva gibi bir çok çeşit ürün imalatı yapılmaktaydı.

Şu an marka olarak bilinen bisküvi fabrikaları yokken, Akşehir’de Üçel, Hasgül, Ufuk gibi fabrikalar vardı.

Yine Türkiye’nin ilklerinden Şirvancı Kiremit ve Tuğla Fabrikası, çeşitli un fabrikaları vardı.

Küçük aile şirketleri büyük sermaye gruplarıyla rekabet edemediklerinden olan mevcutlarını korumaya çalışmışlar veya kapanmak zorunda kalmışlardır.

1970’li yıllarda halk kooperatif veya şirketler kurup atılım yapmaya çalışmış, Akyem hariç hepsi başarısız olmuşlardır.

Bunlar: Akşehir Aliminyum Sanayi (AKAL SAN), Akşehir Döküm Sanayi (AKDÖ SAN), Akşehir Mermer sanayi (AKMER SAN),

Atsız kasabasında Altad Salça Fabrkası, Dereçine Kasabasındaki meyve suyu fabrikası gibi örnekler vardır.

 

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, ev ve açık hava

 

1904 yılında Akşehir´de açılan Osmanlı Bankası şubesinin 1962 yılında ki hali.

Bu bina halen mevcuttur.

 

Görüntünün olası içeriği: açık hava

 

Akşehir esnaflarından bisikletçi

Lütfi ERDEN´nin

1958 yılında yapmış olduğu jeep aracı ile 29 Ekim 1958 Cumhuriyet Bayramı resmi geçit töreninden geçerken.

Akşehir esnaflarından bisikletçi
Lütfi ERDEN´nin 1958 yılında yapmış olduğu kendi jeep aracı ile

29 Ekim 1958 Cumhuriyet Bayramı resmi geçit töreninden geçerken.

 

Görüntünün olası içeriği: yazı

Görüntünün olası içeriği: açık hava

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, açık hava

 

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, açık hava

 

Akşehir´de Tekke köyü civarlarında çekilen bu fotoğrafda

1940 lı yıllardaki Maltepe Askeri Lisesi subay ve eşlerinin olduğu tahmin ediliyo

 

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, dağ, açık hava ve doğa

 

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

 

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, ev ve açık hava

 

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü ve açık hava

 

Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, oturan insanlar

 

Akşehir´in merkezinde bulunan Cumhuriyet Meydanı´na Atatürk heykelinin o günkü sanat okulu öğretmenleri ve öğrencileri tarafından

"Koca Yusuf"

isimli vinç ile dikilişi.

1962 yılında Nasreddin Hoca Festivalinde Atatürk Anıtı´nın açılışı yapıldı.

"Akşehir´de Kaymakamlık görevine başlayan

Hasan Ali Özerin

çabaları ile Akşehir´de Atatürk Anıt´nın yapımına başlandı.

Atatürk Anıtı´nın yapılması için önce bir Anıt Yaptırma Derneği kuruldu ve dernek başkanlığına

Avukat Sadri Çakıroğlu getirildi.

Avukat Sadri Çakıroğlu,

yedek subaylıktan terhis olduktan sonra, ikinci cihan savaşında yeniden askere alınmış. Üç-dört yıl silah altında kalıp, yüzbaşı rütbesiyle terhis olmuş.

O yüzden lakabı, Yüzbaşım idi. Akşehir gölünün kıyısında dedesinden kalan çiftlikleri de vardı. Anıt Yaptırma Derneğinin çabaları ile anıt için gerekli mali katkı halktan sağlandı.

Anıtın yapılması için yüksek mimar Teoman Sarıkahya ile anlaşıldı. Anıtın üzerinde duracağı kaidesi için önce temelinin kazılması işlemi yapıldı.

Bu işlem Kaymakam Hasan Ali Özer ve Müdür Hayri Kahvecioğlu gözetiminde Öğretmen Lisesi, Akşehir Lisesi ve Akşehir Sanat Okulu öğrencileri tarafından imece usulüyle kazıldı.

Yapılan Heykelin kaidesine Atatürk´ün Büyük Taarruz planlarını Akşehir´de hazırladığına dair Nutuk´tan alınmış bir cümlesi hakkedilmişti.

Heykeli hazırlayan yüksek mimar

Teoman Sarıkahya

bir şairdi, dolayısıyla anıtın ruhuna bir şiir havası sinmişti."

 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi

 

 

 

AKŞEHİRDE  

YAPACAK  USTA  BULUNAMADIĞI  İÇİN  

TEKNOLOJİNİ  KURBANI  OLAN  

MESLEKLER

 

 

ARABA İMALATCISI

"Akşehir’de 60 yıldır, babadan kalma mesleğini sürdürmeye çalışan at arabası üreticisi Süleyman Çekiç usta. O da artık dekoratif amaçlı küçük at arabaları üretiyor.

Onlarca küfe üzüm taşıyan at arabaları yerine, üzerine üç saksıyı ancak sığdırabileceğiniz dekoratif, minik yaylı at arabaları.

Çocukluğunu, gençliğini, at arabası üreten babasının yanında çekiç sesleriyle yaşamış Süleyman ustanın soyadı da buradan geliyor belki.

Ben fotoğraflarını çekmeye çalışırken, Süleyman usta da altmış yılı anlatıyor; ilkokulu bitirdiği gün başlayan at arabalarıyla dolu altmış yılı.

El emeği ile ürettiği yüzlerce at arabasını, Akşehir’iFoto Maraton 2011 sergisidenn ve Konya’nın beyzadelerini taşıyan renkli faytonlarını, at arabası uğruna tezgahta bıraktığı parmaklarını.

Atölyesinin her köşesinde, farklı boylarda, renk renk at arabaları, boy boy hazırlanmış, kimi boyalı, kimi boyanmayı bekleyen, gemici dümeni değil de, simit büyüklüğünde minicik tekerler.

Para kazanabilmek için ürettiği ve süslü kaffelerde, otantik mekân olsun diye avize olarak kullanılan renkli tekerlekleri anlatıyor.

Gözlerinde fayton fenerlerinin ışıltısı hâlâ duruyor. At arabalarının toprak yollarda bıraktığı derin izler gibi derinleşmiş alnındaki çizgiler…

Akşehir’de kaybolmaya yüz tutmuş kültürel bir değeri yaşatabilmek için, hâlâ çekiç sallıyor atölyesinde pat patlara inat."

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi

 

KALAYCI'LIK

Bakır kapların üzerini kalayla kaplayanlara kalaycı denir.

Kalay, gelişimini bakır kaplara borçludur ya da tam tersi, bakır kaplar gelişimini kalaya borçludur.

Kalayın bulunması bakırın mutfakta geniş ölçüde kullanımına neden olmuştur.

Bakır kaplar tek başına kullanıldığında hava ile teması sonucu oksitlenmesi (kararması) ve yiyecek, içecekle teması sonucuyla da yüzeyde bakırsülfatın oluşması (yeşillenmesi)

sonucu –ki buna yaşlılarımız cenk derdi- zehirlenmelere ve ölümlere neden oluyordu. Kalayın bakırla işbirliği, kalaycılık denen bir mesleği ortaya çıkarmıştır.


Kalaylanacak kaplar önce örs ve çekiçle düzeltilir. Ezik ve kırık yerler düzeltilir, gerekirse yama veya kaynak yapılır.

Sonra kum ve kömür parçaları ile temizlenir. Oksitlenen, kararan veya kalay yapılacak yerler parlatılır, yıkanır ve kurutulur. Bu iş için genellikle el ve ayaklar kullanılır.

Kalaycılar elleriyle duvardaki veya en yakınındaki elle tutulacak şeylere tutunup, kalçalarını sağa ve sola çevirerek ayaklarının altındaki kapların temizliğini kum ve kömür tanecikleri yardımıyla yaparlar.

" Ne kıvırıyorsun ?"

sözünün buradan geldiği söylenmektedir.

Temizlenen kap, körükle harlanmış ateşin bulunduğu ocakta ısıtılır.

Kalayın tutması için kabın içine toz nişadır atılır. Sonra kalay parçası biraz ısınan kaba sürülür, bir parça erimesi sağlanır.

Büyük bir bez parçası yardımıyla eriyen kalay kabın kalaylanacak yüzeyine tamamen yayılır.

Kalaylanma işi tamamlanıncaya kadar bu işleme devam edilir.

Bakırdan yapılmış kazan, teşt, sini, kuşhana, lengeri, tas, saplı, sahan, kırpıklı sahan, tava, tunç kulplu tava, cezve, sıtıl (bakraç) gibi ev ve mutfak gereçleri kalaylanırdı.

Bazı meslekler gibi kalaycılık da artık tükenme noktasındadır.

Parlak zamanlarını bakırın mutfak eşyası olarak kullanılmasına borçlu olan kalaycılık, bakırın mutfaklardan çekilmesiyle meslek olarak sona yaklaşmıştır.

Günümüzde melamin kapların, plastik kapların, emaye kaplamalı kapların, alüminyum kapların, porselen kapların ve daha çok da kullanım kolaylığı ve çeşit zenginliği nedeniyle

paslanmaz çelik ve cam kapların geniş şekilde kullanılması bu mesleğe olan ihtiyacı ortadan kaldırdı.

Kalaycılık ekmek kapısı olmaktan çıktı diyebiliriz. Turistlere yönelik bakır eşya imalatı az da olsa kalaycılığı biraz da olsa devam ettirmektedir.

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor, yiyecek ve iç mekan

 

 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, iç mekan ve yiyecek

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, iç mekan

 

SARAÇ'LIK


Araba koşumları, binek veya çeki at takımları, eyer, semer gibi bütün takımların deri ve meşinden olan kısımlarını yapma ve tâmir etme işi, sanatı.

Meşin ve deriden çeşitli eşyâlar yapanlara saraç bu sanata ve işe saraçlık; bu şekildeki sanat sâhiplerinin (erbâbının) toplu hâlde bulundukları yerlere saraçhâne ismi verilmektedir.

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi