ANASAYFA
HAKKIMIZDA
HİZMETLERİMİZ
UYGULAMALAR
REFERANSLARIMIZ
BİZDEN HABERLER
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ
İLGİNÇ BİLGİLER
İLGİNÇ RESİMLER
NASRETTİN HOCA FIKRALARI
İLETİŞİM
38 : ) SATRANCIN TARİHÇESİ KURALLARI VE OYNAMA ŞEKLİ NEDİR...? / 11-05-2012

 

 

SATRANÇ 'IN 

TARİHÇESİ

 

 

I. Anlatım

             Satrancın, zamanımızdan en az 4000 yıl önce Mısır'da oynandığına dair bulgular piramitlerdeki kabartmalarda bulunmaktadır. Yine Çin'de, Mezopotamya'da ve Anadolu'da oynanmaktaydı. Oyunun bugünkü adını alması, MS 3. - 4. yüzyıllarda Hindistan'da, oyuna ÇATURANGA denmesi ile başlar.

             Satranç ile ilgili ilk yazılı belgeler Hindistan'dan kalmadır. Daha sonra satranç İran'a, onlardan Araplara, Endülüslüler sayesinde de İspanya üzerinden Avrupa'ya yayılmıştır. Arap ve Avrupa el yazması kitaplardan sonra, İspanyol Lucena'nın ilk basılı satranç kitabında (1497) satrancın o zamanki yeni kuralları açıklandı. O zamandan bugüne kadar, satranç oyununun kuralları değişmeden gelmiştir.

              İspanya'dan sonra, İtalya, Fransa, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya'da satranç hızla yaygınlaştı. 15. yüzyılda İspanyol Lucena, 17. yüzyılda İspanyol El Greco, 18. yüzyılda Fransız Philidor'un satranç kitapları vardır. 19. yüzyıl sonlarında satrancın büyük yıldızları belirdi: Anderssen, Morphy, Rubinstein ve Steinitz. 1850'lerden başlayarak, güçlü oyuncuların katıldığı turnuvalar yapıldı.

              Sonunda, 1886'da o zamanın en kuvvetli iki satranç oyuncusu arasında, ilk dünya satranç şampiyonluk karşılaşması oynandı: Steinitz ve Zukertort. Steinitz bu maçı, 10 galibiyet, 5 beraberlik ve 5 yenilgi (+10 -5 =5) alarak kazandı.


 II. Anlatım


              Satranç, bakış açısına göre ya inanılmaz derecede eski ya da dikkate değer şekilde yenidir. Satranç kurallarının, 7. yüzyıldan günümüze kadar nasıl geliştiğinin hikayesi çok karışık ve şaşırtıcıdır:

             Satrancın atası MS 600'de oynanan Çaturanga isimli oyundur.

             Tarihçiler satrancın (daha doğrusu çaturanga'nın) din zulmünden kaçan budist rahipler yoluyla Çin'e götürüldüğünü düşünmektedirler. Çin satrancı 8. yüzyılın sonunda ortaya çıkmıştır ve onu Japon versiyonu Şogi takibetmiştir.

             Öteki yöne dönüldüğünde, satranç 625 yılları civarında Pers ülkesine ulaşmıştır (Bugünkü İran). Persler bu oyuna Çatrang ismini vermişlerdir. Araplar satranç hastalığına 25 yıl sonra yakalanmışlar ve Şatranc ismini vermişlerdir.

             Emeviler İspanya'yı 700 yılında işgal ettiklerinde, yanlarında satrancı da getirmişlerdir. Bizans İmpratorluğu ile de karşılaşma önemli bir dönüm noktasıdır.


            Yüzyıllarca satranç yavaş stratejik bir oyundu. 1400'lü yılların sonunda iki uzun menzilli taşın (Fil ve Vezir) icadıyla oyun hareketlendi. Oyun bu taşlarla beraber çok heyecanlı hale geldi ve bir süre sonra İspanya'dan tüm Avrupa'ya yayıldı.

            Rok kuralı çok daha yavaş kabul edildi. Başta Şah istisnasız en fazla bir kare ilerleyebilirdi. Ama Fil ve Vezirin oyuna dinamik bir şekilde katılımından sonra Şahın biraz yardıma ihtiyacı olduğu anlaşıldı.

            Orta çağlarda bir süre rok hareketi iki hamlede gerçekleştirildi. Ama 1600'lerin başında artık bir hamlede rok hareketi kural haline gelmişti.

            Şah ve Kalenin rok hareketiyle tam olarak nereye yerleştirileceği ancak 17.yüzyılda belirlendi ve İtalyanlar kendilerine özgü rok hareketine 1900'lere kadar sahip çıktılar.


            İlk resmi uluslararası satranç turnuvası 1851'de İngiltere, Londra'da düzenlendi. Bu turnuvada İngiltere şampiyonu Howard Staunton herkes için geçerli olması gereken Satranç Kuralları'nın (rok, geçerken alma berabere kuralları,dokunulan taşı oynama kuralı vb.) onaylanma gerekliliğini tartışmaya açtı.

            Ne var ki bu hayalin gerçekleşmesi ancak bugün FIDE (Federation Internationale des Echecs) ismi altında bilinen uluslararası bir satranç federasyonunun kurulmasıyla mümkün oldu.

            FIDE tarafından, internet üzerinden satranç, bilgisayar, satranç programları gibi gelişmeler doğrultusunda "Satranç Kuralları" nın yeni düzenlemeleri yapılmaya devam edilmektedir.

Kaynak: Ankara Satranç İl Spor Temsilciliği


III. Anlatım


            Yaygın bir inanışa göre, Brahman Sissa (Dogu kaynaklarında Dehroğlu Safa) adında bir bilge, boş zamanlarını tavla oynamakla geçiren hükümdarı Balhait’i hem eğitmek hem de eğlendirmek için bir savaş oyunu buldu (M.S.5.yy). Bu oyunun yapısını aynen Hind ordusundan aldı. O zamanki Hind ordusu 4 kısımdan oluşuyordu:

           1-Filler

            2-Atlılar

            3-Savaş arabaları

            4-Yayalar

           Brahman Sissa, sankrit dilinde “4” demek olan (çatur) sözcüğüyle “kısım” anlamına gelen (anga) sözcüğünü birleştirerek yeni bulduğu savaş oyununun adını koydu:

           Çaturanga


           Sissa, hükümdarına oyunun kurallarını öğreti. Taşlar aşağı yukarı şimdiki satranç taşlarına benziyorlardı. En kuvvetli taş ordunun komutanı olan Şah yani Kral’dı. Vezir’de Şah’ın yanından ayrılmayan danışmanıydı, yalnızca çapraz birer kare oynayabiliyordu.

            Hükümdar bu yeni oyunu o kadar sevdi ki; başka oyuna bakmaz oldu ve Sissa’yı ödüllendirmek istedi.
Sissa iki defa hükümdarın sağlığından başka bir dileği olmadığını söyledi.

            Hükümdar’ın ısrarı üzerine “satranç tahtasının karelerini buğday ile doldurun, yeter” dedi. Yalnız bir şartı vardı. “Birinci kareye bir, ikinci kareye iki, üçüncü kareye dört, dördüncü kareye sekiz, beşinci kareye on altı… ta ki 64 kare bitinceye kadar bir öncekinin iki katı buğday konulsun!”

            Hükümdar Balhait, bu kadar basit görünen arzunun derhal yerine getirilmesini emretti. Hemen bir tabak buğday getirdiler. Daha 13. karede iken 4096 buğday tanesi gerekince, akılları başlarına geldi. Oturup bir bir hesap edince gördüler ki; bütün Hindistan’ın buğdayları bile Sissa’nın isteğini karşılayamaz.
264-1 = 18 446 744 073 709 551 615

           Dehroğlu Safa (Sissa) öyle bir istekte bulunmuştu ki değil Hindistan’ın bütün dünyanın buğdayı bile bu sayıyı karşılayamıyordu. Böyle akıllıca bir istek o zamana kadar ne görülmüş ne de işitilmişti. Bu yüzden hükümdar, Dehroğlu Safa’yı daha çok takdir etti ve bulduğu savaş oyunu çaturangayı destekleyerek yayılmasına yardımcı oldu.

           Başta ordu komutanları bu oyunu benimsediler. Savaşta uygulamayı düşündükleri strateji ve taktiği, satranç tahtası üzerinde prova etmekten zevk almaya başladılar ve çözülmesi zor problemler düzenlediler. İran’lı büyük şair Firdevsi ünlü”Şahname” adlı eserinde, komşu Hind hükümdarının İran şahına kıymetli bir satranç takımı hediye ettiğini ve çözülmesi zor bir satranç problemi sorduğunu İranlı bilginlerin bu problemi kısa bir sürede başarı ile çözdüklerini överek anlatır (M.S.6.yy).

          Çaturanga İran’a girerken adını değiştirmiştir: Çatrang


       Daha sonra Araplar İran’ı fethettiler. Bu arada satrancı da öğrendiler. Böylelikle oyunun adı Şatranç oldu. Bizde de bir süre Şatranç olarak kullanılmıştır.
          Arapların satranca önem vermesiyle, bir çok büyük satranç ustası yetişti. Bunlar develerin üzerinde tahtayı görmeden (körleme) satranç bile oynayabiliyorlardı. Arabistan dünya satrancının merkezi haline gelmişti. El Stamma’nın “boğmaca matı” o zamandan kalmadır.

          Musa bin Nazır ve Tarık bin Ziyad’ın cesur askerleriyle İspanya’ya geçen satranç oyunu, kısa bir sürede bütün Avrupa’ya yayıldı. Krallar, komutanlar, din adamları, şövalyeler, soylular bu oyuna büyük ilgi gösterdiler. Örneğin 1062 yılında yazılmış bir belgede, şövalyelerde şu özelliklerin arandığı görülmektedir. Ata binmek, yüzmek, ok atmak, kılıç kullanmak, avlanmak, şiir yazmak ve satranç oynamak.

         Daha sonra Avrupa’da satranç en yaygın ve uluslararası şeklini bulmuş ve kuralları son ve kesin biçimini almıştır.  

 

         Bu oyun satranç tahtası denilen 8×8′lik kare bir alan üzerinde satranç taşlarıyla oynanır. Toplam 64 karenin yarısı siyah, yarısı beyaz renklerden oluşur. Taraflar beyaz ve siyah renkli taşları alırlar, her oyuncunun bir seferde bir hamle yapmasıyla oyun gelişir. Oyuna ilk hamleyi beyaz taş yapar

         Satrancın belirli bir oyun süresi yoktur (süresiz) Oyunun başında beyaz ve siyahların 16 taşı bulunur. Bunlar bir şah, bir vezir, iki kale, iki fil, iki at ve sekiz piyondan oluşur.

 

            SATRANÇ  TAHTASINI  VE  TAŞLARI  TANIYALIM

 

 

 

             Sırasıyla satranç taşlarına söyle baktığımızda en solda şah, yanında vezir, fil, sağında kale ve yanında piyon şeklinde söyleyebiliriz. Satranç taşarının dizilimine baktığımızda ise

satranc2

            Köşelerde Kaleler yanlarında at ve fil ortada ise vezir ve şah bulunmaktadır. Ön sıralarda ise piyonlar yer almaktadır.

           Sayısal puanlarına baktığımızda

  • PİYON : 1 puan
  • AT : 3 puan
  • FİL : 3 puan
  • KALE : 5 puan
  • VEZİR : 9 puan
  • ŞAH : Sonsuz .. kaybedilirse oyun biter

 

 Satrancı kim buldu?

          Pek çok ülke satrancı kendisinin bulduğunu iddia etmekteyse de, Hindistan’da keşfedildiğine inanılmaktadır. Çünkü İran’lılar shatranj derler ve bu sözcük Sanskritçe’de yani eski Hint dilindeki chaturanga’ dan türemiştir.
Daha sonra satranç Avrupa’ya da geçmiştir. 19. asırda ilk satranç turnuvaları düzenlenmiştir.
Ortaçağlarda satranç asillerin hatta kralların oyunu sayılırdı.
 
         Satrancın mucidiyle ilgili hikaye: HER KAREYE BİR ÖNCEKİNİN 2 KATI PİRİNÇ KONURSA NE OLUR?

         Hindistan racası, satranç oyununu çok sevmiş ve mucidine 'dile benden ne dilersen?' demiş. Adam mücevherler, paha biçilmez hediyeler, kumaşlar yerine, demiş ki, satranç tahtasının bir köşesinden başlayarak, bir kareye 1 pirinç, ikinc kareye iki katı yani 2 pirinç, olmak üzere, tüm karelere pirinç konularak kendisine hediye edilmesini istemiş. Raja önce şaka yapıyor sanmış, halbuki bu şekilde son kareye gelindiğinde hesaplanamayacak kadar büyük bir rakam ortaya çıkıyormuş!Hindistan'daki tüm pirinci bile verse, yetmeyecek bir sayı! Böylece satrancı bulan kişi dahiliğini tekrar kanıtlamış!..

 
         Dünyanın ilk satranç şampiyonu kimdir? Wilhelm Steinitz.


        2006 Dünya satranç şampiyonu kimdir? : Veselin Topalov.,Ünlü satranç şampiyonları arasında Bobby Fischer, Anatoly Karpov, Garry Kasparov, Nigel Short, Vladimir Kramnik ve Veselin Topalov’u sayabiliriz.

 
BİLGİSAYARA KARŞI YAPILAN SATRANÇ MAÇLARI!..
        Bilgisayarların gelişmesiyle satranç oynayan bilgisayar programları da yapılmıştır.
        1997 yılında ünlü satranç şampiyonu Garry Kasparov, IBM Deep Blue isimli bilgisayarla satranç oynamış ve maçı Deep Blue kazanmıştır.
        2006 Dünya Şampiyonu Vladimir Kramnik – Deep Fritz bilgisayarıyla maç yaptı ve bilgisayar kazandı.
        2003’te Garry Kasparov – X3D : Maç berabere bitti.(Kasparov ucuz kurtulmuş)
        2005 yılında bilgisayarlardan oluşan takım (Hydra, Deep Junior ve Fritz), çok güçlü satranççılardan oluşan (VeselinT
opalov, Ruslan Ponomariov, Sergey Karjakin) takımla maç yaptı ve maçı bilgisayarlar kazandı!


       Satrancın değişik tipleri de çıkmıştır. Örneğin Glinnski’nin hexagonal satrancı gibi.
 
       Uzay Yolu dizisinde Kaptan Kirk ve Mr. Spock üç boyutlu satranç oynardı.

      Kadınlar arası ilk satranç şampiyonası ne zaman düzenlendi? 1927 ve Çekoslovakya’lı oyuncu Vera Menchik kazandı.

 
      2006’dan bu yana Dünya kadın satranç şampiyonu Çin Halk Cumhuriyeti’nden Xu Yuhua’dır.
 
      Ünlü kadın satranç şampiyonlarından bazıları: Xu Yuhua, Antoeneta Stefano, Zhu Chen, Xie Jun, Susan Polgar..kadın satranç şampiyonlarında Rus ve Çin’liler önde gelmektedirler 

 

   SATRANÇ  TAHTASI TAŞLARIN YERLEŞTİRİLME  ŞEKİLLERİ

 

Bu bir satranç tahtasıdır.

Üzerinde 8'er kareden oluşan 8 yatay ve 8 dikey vardır.

Hepsi toplam 64 karedir.
Karelerin yarısı bu tahtada gridir.

Tahtada daha açık renkte olan karelere BEYAZ KARELER denir.

Karelerin diğer yarısı bu tahtada yeşildir.

Tahtada daha koyu renkte olan karelere SİYAH KARELER denir.
Bu tahta doğru biçimde yerleştirilmiştir.

Sağ alt köşede beyaz kare vardır.
Bir satranç oyuncusu bir ordunun komutanı gibidir.

Herkesin 16 askeri vardır.

Bir oyuncu
Beyaz taşların komutanıdır.

Diğer oyuncu da siyah taşların komutanıdır.

Satranç oyunu sırayla oynanan bir oyundur.

İLK HAMLEYİ HEP BEYAZLAR YAPAR.
Satranç takımındaki kısa boylu, şişman taşlara KALE ismi verilir.

Her oyuncunun İKİ KALESİ vardır.

Kalelerin oyuna başlangıç kareleri köşelerdir.
At başlarına benzeyen taşlar ise AT ismini alır.

Gene iki
beyaz ve iki siyah at vardır.

Oyuna Kalenin yanında başlarlar.
Sivri uçlu attan biraz uzun taşlar FİLLERDİR.

İki beyaz iki de siyah fil vardır.
Üzerinde artı işareti bulunan taşlar ŞAHTIR.

Uzun boyludurlar.

Bir beyaz bir de siyah Şah vardır.

Beyaz Şah, Filin yanındaki SİYAH KAREDE oyuna başlar.

Siyah Şah Filin yanındaki BEYAZ KAREDE oyuna başlar.

 
Şah dışında uzun boylu iki taş daha vardır.

Tepelerinde taç benzeri bir şekil vardır.

Buna VEZİR denir.

Fil ile Şah arasına yerleştirilirler.

BEYAZ VEZİR oyuna BEYAZ KAREDE başlar.

SİYAH VEZİR oyuna SİYAH KAREDE başlar.

 
Geriye dizilmek üzere ufak taşlar kalmıştır.

Bunlara PİYON denir.

8 beyaz ve 8 siyah piyon vardır.

Piyonlar oyuna öteki taşların önünde dizili olarak başlarlar.

 

Şahların ve Vezirlerin uygun bir biçimde yerleştirildiğine çok dikkat ediniz.

BEYAZ VEZİR BEYAZ KAREDE, SİYAH VEZİR SİYAH KAREDE olmalıdır

 

 

TAŞLARIN HAREKETLERİ

Satranç oyununda 6 adet farklı taş (şah, vezir, kale, fil, at, piyon) vardır. Bu taşların hareket etme şekilleri birbirinden farklıdır.

Hiç bir taş "aynı renkte" başka bir taşın bulunduğu bir kareye gidemez. Bir taş "rakip taşın" olduğu kareye giderse, rakip taş alınmış olur ve tahta dışına çıkarılır.

Taşların Hareket Etme Şekilleri


Şahın iki türlü hareketi vardır.
1. Rakip taşlar tarafından tehdit edilmemesi şartıyla birer kare olmak üzere her yöne hareket edebilir. Yani sağa, sola, aşağı, yukarı, çapraz karelere gidebilir.

v Şah, bitişik karedeki rakip taşı alabilir.
v Şah, 8 yönde de hamle yapabilir. (Şekil 1/a)
v Şah, açılış pozisyonunda hareketsizdir. Çünkü kendi taşlarının üzerinden atlayamaz.
v İki şah asla yan yana gelemez.
v
Şah, Rakip taşların gidebileceği karelerde duramaz veya oraya gidemez.


2. "Rok" yaparak hareket eder. Rok, şahla aynı sırada bulunan aynı renkli kalelerden birinin ortak hareketidir. Bu iki taşın hareketi tek bir hamle sayılır; şah bulunduğu kareden kaleye doğru iki kare ilerler ve ardından kale şahın üstünden atlayarak bir kare yanına (komşu kareye) konarak yapılır. (Şekil 1/b)






 

Ç YUKARI





Şekil 1/a
 


Şekil 1/b

Vezir, bulunduğu karenin yatay, dikey ve çaprazlarında herhangi bir kareye gidebilir. Vezir hem Kale gibi (yukarı, aşağı, sağa ve sola); hem de Fil gibi (çapraz karelerde) hareket edebilir.

Vezir, tahtadaki en güçlü taştır. Tahtanın merkezindeyken 27 kareye hareket edebilir. (Şekil 2)

Vezirin önünde aynı renkten bir taş varsa o taşın üzerinden geçemez. Yani o yöne doğru hareket etmek isterse sadece o taşın olduğu yere kadar gidebilir. Rakip taşları ise hareket ettiği yönde alır ve aldığı taşın yerine oturur.

Vezir, açılış pozisyonunda hareketsizdir.Çünkü kendi taşlarının üzerinden atlayamaz.

ÇYUKARI


Şekil 2

Kale, bulunduğu karenin dikey ve yataylarında ileri, geri ,sağa ve sola istediği miktarda ilerleyerek herhangi bir kareye gidebilir.

Eğer yolu üzerinde karşı tarafın taşı varsa onu alabilir ve o taşın yerine oturur.

Kalenin yolu üzerinde kendi taşlarından biri varsa o taş kalenin yolunu keser ve üzerinden atlayamaz. Bu durumda en fazla yolunu kesen taşın bir önündeki kareye kadar ilerleyebilir. Rakip taşları ise hareket ettiği yönde alır ve aldığı taşın yerine oturur.

Kale, tahtanın merkezinde 13 kareye hareket edebilir. (Şekil 3)

Kale, açılış pozisyonunda hareketsizdir. Çünkü kendi taşlarının üzerinden atlayamaz.


Ç YUKARI



Şekil 3

Fil, bulunduğu karenin çaprazlarında (diyagonal) hareket ederek herhangi bir kareye gidebilir.

Bir oyuncunun iki Fili vardır. Bunlardan biri sadece beyaz çapraz karelerde, diğeri ise sadece siyah çapraz karelerde hareket edebilir. Bu, oyun sonuna kadar böyle devam eder. Bir oyuncunun aynı renkli karelerde iki Fili varsa hata yapmıştır.

Filin önünde aynı renkten bir taş varsa fil o taşın üzerinden geçemez. Yani o yöne doğru hareket etmek isterse sadece o taşın olduğu yere kadar gidebilir. Rakip taşları ise hareket ettiği yönde alır ve aldığı taşın yerine oturur.

Fil, tahtanın merkezindeyse 13 kareye hareket edebilir.(Şekil 4)

Fil, açılış pozisyonunda hareketsizdir.


Ç YUKARI


Şekil 4

AT

At "L" harfine benzer şekilde hareket eder. Bu, iki kare yukarı veya aşağı, sonrada bir kare sağa veya sola; ya da iki kare sağa veya sola, sonrada bir kare yukarı veya aşağı hareketleriyle yapılır.

At, beyaz bir karedeyse siyah bir kareye, siyah bir karedeyse de beyaz bir kareye gitmelidir.

At, kendi ve rakip taşların üzerinden atlayabilen tek taştır.

At, tahtanın merkezindeyse 8 kareye hareket edebilir.(Şekil 5)

At, taş alırken sıçradığı karede bulunan rakip taşı alır ve o taşın yerine oturur.


Ç YUKARI


Şekil 5


Piyon, diğer taşlardan farklı olarak hareket eder ve taş alma şekli farklıdır.

Piyon, 4 türlü hareket edebilir:
1) Bulunduğu dikeyde önündeki boş kareye doğru bir kare ilerler, yada

2) İlk hareketinde, bulunduğu dikeyde önündeki iki karenin boş olması şartıyla iki kare ilerleyebilir, ya da

3) Yan dikeylerde bir önünde bulunan (ön çaprazda) rakip taşı alarak bu kareye gidebilir.

Bir piyon eğer daha önce hareket etmişse oyun sonuna kadar sadece birer kare ilerleyebilir.

Geri hareket edemeyen tek taş "piyon"dur.

Bazı oyuncular piyonun pek işe yaramadığını düşünebilir. Ama hiç de öyle değildir. Piyonun çok özel bir hareketi vardır. Eğer piyon tahtanın en uç noktasına kadar ilerlerse terfi ederek Vezir, Kale, Fil, At gibi taşlardan birine dönüşür. Bu durumda piyonu bulunduğu yerden kaldırarak yerine bu taşlardan istediğimiz birini koyabiliriz. 8 piyon da vezir yapılabilir.


4) Bir piyon ilk hareketinde iki kare ilerleyip rakip piyonla yan yana gelirse, rakip piyon bu piyonu sanki bir kare ilerlemiş gibi kabul ederek alabilir. Bu hak sadece ilk defasında yani iki kare çıkışı yapılır yapılmaz geçerlidir, bu harekete ‘geçerken alma’ (en passant) denir. (Şekil 6/b)

Yandaki şekilde koyu renkli piyon ilk hareketinde iki kare çıkmıştır. Beyaz piyon bu piyonu sanki bir kare ilerlemiş gibi kabul ederek alabilir ve (X) harfiyle gösterilen kareye yerleşir.


Bu hak ilk fırsatta kullanmazsa daha sonra kullanamaz.




 

 

"Geçerken Alma" kuralı şekil 6/c de film olarak gösterilmiştir.







 












 







Şekil 6/a

 

 

 

 



Şekil 6/b


 

 
 
Copyright © Ege Grup, Her Hakkı Saklıdır
Çetin Emeç Bulv. Oğuzlar Mah. 1373. Sok. No:1/A Balgat - Çankaya / ANKARA 06190
Telefon: 0312 286 06 36
Bugün: 170 Dün: 548 Toplam: 266220