65 : ) AKUPUNTUR NEDİR....? AKAPUNTUR TARİHÇESİ...? / 05-12-2013

 

 

AKUPUNTUR 

TARİHÇESİ .....?

 

Akupunktur;Dünyada hemen hemen uygulanan en eski tıp bilimlerinden birisidir. Günümüzden 5000 yıl öncesine dayanan bu tıp bilimi gün geçtikçe tüm dünyada da saygın yerini alarak ilerlemektedir. Günümüzden tam 4700 yıl önce Çin'in Sarı krallık döneminde yazılan "Huang Di Nei Jing =Klasik Dâhiliye Kitabında" ki günümüzdeki tıp alanında yazılmış en eski kitap olarak bilinir. Bu kitabın Akupunktur ve Moksa ile ilgili (ısı ile yapılan bir tedavi ) Çin Tıbbının babası olarak bilinen Shen Nung'dan bile daha önce yazılmış olduğu söylenir.

 

 

Shen Nung'a göre vücutta bir enerjinin var olduğu; bunun da vücudun her yerinde dolaştığı söylenir. Çin'de bu enerjiye Qi=Çi adı verilir. Çi, vücudun ruhsal, emosyonel=tavır, davranış, mental=akıl ve de fiziksel aktivitesi olarak kabul edilir. Çin deki bu inanışa göre; Çi=enerji; YİN=negatif ve YANG = pozitif anlamında evrensel güçlerin etkisi altındadır. Çindeki bu inanışa göre vücut enerjisinin (Çi) herhangi bir azlığı, denge bozukluğu veya kesintiye uğraması Yin ile Yang'ın arasındaki dengenin de bozulmasına neden olur ,bu da kişilerin hasta olmasına yol açar.

Çin tababetine göre Çi=Enerji; vücutta bazı özel meridyenler ve kanallar ile taşınır ve dolaşır. Bu meridyenlerin 12 adeti vücudun her iki tarafında olmak üzere çifttir. Ayrıca vücudun ön ve arka kısmından giden 2 ekstra meridyen vardır. Bu meridyenler vücudun dikeysel olarak deri altından bir yukarı bir aşağı dolanır. Bu meridyenler üzerinde de akupunktur noktaları bulunmaktadır. Meridyen boyunca enerji akımındaki herhangi bir tıkanıklık, eksiklik veya denge bozukluğu Yin ve Yang arasındaki dengeyi de bozacağından hastalıklar meydana çıkar. İşte Akupunktur bu dengeyi sağlamak için meridyen üzerindeki özel akupunktur noktalarına iğne batırmak suretiyle yapılır. Böylece hastalığı yenmek için belirli aralıklarla seanslar (15–45 dakika) şeklinde uygulanır.

 

Yin ve Yang akupunktur tedavisindeki tartışmalarda kullanılan en önemli bir teori (Tao filozofisi) haline gelmiştir.

TAO filozofisi:

YİN=negatif, kadın, gece, karanlık, pasif, soğuk, nem, elektron, baz

YANG =pozitif, erkek, gündüz, aydınlık, aktif, sıcak, kuruluk, proton ve asit i temsil eder. Dikkat edilirse bu her iki öğe:

1-Birbirine zıt,(negatif- pozitif)

2-Birbirlerini takip eden (gece bitince gündüzün gelmesi gibi )

3-Birbirlerini çeken bir güç olması(negatifin pozitifi çekmesi gibi )

4-Her bir öğenin az da olsa birbirlerini kendi içinde barındırması veya birbirine dönüşebilmesi.

5-Birbirlerini doğurması neslini devam ettirmesi(Her kadının (Yin) veya erkeğin (Yang)bir annesi(Yin) bir de babası (Yang) vardır.

Çin'deki bu inanışa göre bu öğeler sağlıklı vücutlarda hep bir denge içindedir. Yin meridyenler vücudun daha çok korumaya muhtaç olan iç kısımlarında (kol ve bacakların medial=iç kısmında) bulunurken, Yang vücudun ve uzuvların (bacak ve kol )dış ve arka kısmında yer alır. Burada da görüldüğü gibi iç kısımlar (kıllardan az olan bölgelerdir) korunmaya muhtaç Yin=kadınsıdır. Bacak ve kolların ön ve dış ce arka kısımları (kıllı olan kısım) darbelere daha dayanıklı olan Yang=erkektir.

Akupunktur tedavisinde kullanılan en eski tedavi amaçlı iğneler İsa'dan 550 yıl önce BİAN adı verilen sert taşlardan yapılmıştır. İlk bulunan

Gene eski Mısır'a baktığımızda (günümüzden 2500 sene önce ) Hiyelografik yazılarında Mısırlılar akupunktur iğnesi ile kulağın belirli bölgesini dağlayarak siyatik tedavisinde kullanıyorlardı.

1911 yılındaki Çin'deki krallık dönemi bittikten sonra Çin kapalı bir kutu dönemini kapattıktan sonra Akupunktur daha fazla yayılmaya başlamıştır. Bu yayılma özellikle 1944 den sonraki Başkan Mao Zedong' un bu konuya önem vermesi ile de hız kazanmıştır. Akupunktur 1945 yılında Çin'de ilk defa enternasyonal bir hastane de uygulanmaya başlanmıştır.1948 yılından itibaren de resmi olarak eğitim verilmeye başlamıştır.

1970 yılından itibaren WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından onaylanmış ve desteklenmiştir.

1998 yılında ise Amerika'nın NIH (National Institute of Health=Ulusal Sağlık Örgütü) tarafından da akupunkturun birçok hastalığın tedavisinde çok etkin olduğunu açıklamıştır.

İlk defa 1972 yılında Amerikan başkanı Çin'i ziyaret etmiştir. Hatta o dönemde Amerikalı gazetecilerden biri apandisit ameliyatını akupunktur anestezisi altında hiçbir genel anestezi yapılmadan ağrısız bir şekilde uygulanmasını müteakip Amerikalı bilim adamları bu tarihten itibaren akupunkturla çok yakından ilgilenerek eğitim almaya başlamışlardır.

Avrupa ülkelerine baktığımızda akupunkturla ilk ilgilenen ülke 2. Dünya Savaşı sıralarında (1945) Fransa olmuştur.

.Önceleri alternatif tıp olarak tanımlanan akupunktur artık tamamlayıcı tıp olarak tanımlanmaktadır.
Almanya , Fransa, İsviçre,A.B.D ve İngiltere gibi ülkelerde akupunktur yöntemleri uygulanmakta olup, bu yöntemleri uygulayan tedavi merkezleri üniversiteler ve vakıflar tarafından desteklenmekte ve teşvik edilmektedir. Amerika,İsviçre ve Almanya'da Sağlık Sigorta şirketleri, akupunktur tedavisinde sigorta kapsamı içine almış bulunmaktadırlar. Ülkemizde de artık üniversitelerde akupunktur poliklinikleri açılmaya başlanmıştır.

Bugün Türkiye'de bulunan Tıp Fakültelerinin uygulamalı hastanelerinin hemen hemen yarısında Akupunktur uygulanmaktadır. Ayrıca Bakanlık 17 Eylül 2002 yılında Akupunktur yönetmenliğini geliştirerek son haline getirmiştir.

30 yıldır dünyadaki hemen her tıp fakültesi ve üniversitelerinde yaygın bir şekilde uygulanmaktadır. Akupunktur Türkiye'de 29 Mayıs 1991'de Sağlık Bakanlığı tarafından resmi olarak alternatif değil, bilimsel bir tedavi metodu olarak kabul edildi.

Sağlık Bakanlığı son olarak 2002 yılında Akupunktur (17.09.2002 tarih 24879 Resmi Gazete) tedavisi uygulanan özel sağlık kuruluşları ile bu tedavinin uygulanması hakkında yönetmeliği çıkarıp geliştirerek son haline getirmiştir. Sağlık kuruluşlarında ''Akupunktur Tedavisi Uygulama Sertifikası'' olmayan hekimler akupunktur tedavisi uygulaması yapamayacaklardır

 

 

Çin tarihin yazılı döneminden çok eskilere dayandığı öne sürülmektedir. İğnelerin kullanımından çok önce bian denilen keskin kenarlı taşların kullanılmakta olduğu Han Hanedanlığı döneminde (M.Ö.206-M.S.220) kaleme alınmış olan Shuo Wen Jie Za adlı kitapta ifade edilmektedir. Zamanla bian taşlarının yerine kemik veya bambudan yapılan iğneler kullanılmaya başlanmıştır. Shang Hanedanlığı (M.Ö. 16.yüzyıldan 11.yüzyıla kadar) döneminde bronz döküm tekniği geliştirildiğinde bronz iğne kullanım imkânı ortaya çıkmış ve metal iğnelerin kullanımı önem kazanmıştır. Akupunkturun uygulanışı hakkındaki en geniş ilk bilgi Çin'de Savaşan Eyaletler Döneminde (M.Ö. 475-221) yazılan Huangdi Nei Jing adlı tıbbi risalede verilmektedir. Eserde hem dönemde uygulanan teknikler hem de kadim dönemden aktarılan bilgiler yer almaktadır.

 

 

Doğu ve Batı Tsin Hanedanlıkları döneminden (M.S.265-420) Güney ve Kuzey Hanedanlıkları (M.S.420-589) dönemine değin akupunktur uygulanımı yaygınlaşarak gelişmiş ve bu dönemde kaleme alınan Zhen Jiu Jia Yi Jing adlı kitapta akupunkturda kullanılan meridyen noktalarının tam yeri ve isimleri belirlenmiştir. Kitapta ayrıca her bir noktanın özellikleri ve diğer noktalarla ilişkisi ile manipülasyon metodları da anlatılmıştır.

Sung, Kin ve Yuan hanedanlıkları (960-1368) döneminde akupunktur alanına en önemli katkı Wang Wei-yi tarafından yazılan Tong Jen Shu Xue Zhen Jiu Tu Jing adlı kitaptır. Bu kitapta akupunktur noktaları hakkında ayrıntılı açıklamalar yapılmış ve insan bedenindeki 657 nokta tam olarak gösterilmiştir. Wang Wei-yi aynı zamanda eğitim alanında da kullanılması için gerçek insan bedeni büyüklüğünde ve üzerinde akupunktur noktaları gösteren bronz heykellerin de yapılmasını sağlamıştır.

Tang Hanedanlığı döneminde kraliyet tıp akademisinde akupunktur öğrencilere öğretilmeye başlanmış ve akupunkturun gelişmesinde önemli rol oynayan doktorlar eğitilmiştir.

Akupunktur ilk olarak Dabry (1853) ve Morant (1927) tarafından Batı'ya tanıtıldı.

Akupunktur tedavisi, bedende derinin hemen altından geçen on dört ayrı enerji kanalı ve bu kanallar üzerinde bulunan direnç noktalarının ilintili bulunduğu organlar arasındaki ilişkileri temel alır. Çözümlemeye dayanan modern bilimlerden farklı bir geleneğe bağlı olarak hareket eden akupunktur tedavisinin nasıl iş gördüğü net değildir. Günümüzde Dünya Sağlık Örgütü'nce (WHO) de kabul edilmiş  yüzellinin üzerinde rahatsızlığın tedavisinde ve bazen ameliyatlarda da yan etkisi olmadığı için anestezi[ olarak uygulanmaktadır.

 

Geleneksel Çin Tıbbı (GÇT), bilimsel batı tıbbından farklı bir bilgi üzerine kuruludur: Doğu bilimleri, batıda olduğu gibi bilimi, analitik neden sonuç ilişkisi içinde ele almaz. Her şeyin birbiriyle bir enerji bağı taşıdığı şeklindeki anlayışa dayanan doğu bilimlerinde hareket, Yin ve Yang ilkeleriyle açıklanır. İnsan da doğa gibi bu enerjinin bir parçası olarak içinde bulunduğumuz soğuk, sıcak, nemli veya kuru vbg. iklimsel veya başka türlü enerjilerden doğrudan etkilenmektedir. Bu dıştan maruz kalınan enerjilerle, kendisi de enerjiler bütünü olan bedenimiz bu etkileşim süreciyle bir uyum yakalar. Her bireyin, farklı enerjisel ortamlara maruz kalması yüzünden, yakaladığı uyumlar da farklılık gösterecektir. Doğu bilimleri, enerjileri yin ve yang ilkeleriyle olduğu kadar Beş Dönüşüm (simgesel adları: ateş, toprak, metal, su ve odun) kuramıyla da açıklar. Akupunkturda da yin ve yang ilkeleri, 5 Dönüşüm kuramınin yanı sıra, enerji boylamları; dolu ve boş organlar kuramları tedavi için kullanılmaktadır. Doğu bilimlerinin parça ve bütünün birbirinden bağımsız açıklanamayacağı yaklaşımı doğrultusunda doğu tıbbı, psikolojiyi ve bedeni ayrı ayrı incelemez. Herhangi bir organsal rahatsızlık, belirli bir psikolojik rahatsızlığı tetikleyeceği gibi; herhangi bir psikolojik rahatsızlık ta organsal bir rahatsızlığın göstergesi olur. Rahatsızlık ise organsal iç enerjiyle (Çi), dış enerjilerin uyumunun bozulması durumudur. Bu durum, enerji boylamlarında akan Çi'nin direnç noktalarında tıkanmasına yol açar. Noktalardaki tıkanıklıklar yine doğuya özgü iğneli uyarım gibi değişik yöntemler kullanılarak açılır ve rahatsızlık giderilir.

 

 

 

Orta Doğu'nun zengin kültürü hiç bir zaman gözden düşürülememiştir. Yalnızca yabancı kuvvetlerin baskısı ve iç çatışmalarının etkisi altında uzun bir süre durgunluk ve atalet göstermiştir. Çin devriminin Mao TseTung ile başarı kazanmasından sonra, ilaç sanayinde adeta bir Rönasans yapılmış ve ileriye yönelik büyük bir atılım gerçektirilmiştir. Böylece içeriğini tamamiyle muhafaza eden ve de başarılı olan eski tedavi yöntemleri yeniden keşfedilmiştir.

Mao Tse-Tunç, Akupunktur için: "Bu halk ilacı büyük bir hazinedir' demiştir.
Akupunktur, ince bir iğneyi vücudun belirli derinliklerine batırmak biçiminde uygulanan eski bir Çin tedavi yöntemidir. Akupunktur öğreniminde gerçekten önemli olan tek şey, tedavisi yapılacak hastalığa göre vücudun hangi noktada [ve ne derinlikte] saplama yapılacağını bilmektir.

Bedenin, çoğunlukla, hastalığın merkezinden çok uzakta bulunan bir bölgesinde uygulanan bir iğne batrnasırun, söz konusu rahatsızlığı iyileştirebileceği düşüncesi alışılagelmiş kanı­lara ters düşmektedir. Hala bir çok dektorun. kendi çabalarının sonuç vermediği vakalarda Akupunktur ile iyileştirilmiş bulunan bir ya da bir kaç hasta ile karşılaştıklarında bile, ortadaki sornın kanıtlara inanmayı reddettikleri görülmektedir.

Geçmişte ilk Akupunktur Kitapları

Ayrıntılı bilgiler içeren ilk Akupunktur kitabı M.Ö. 200 yıllarında yazılmış olan "Hungdi Neinging Suwen"dir. Çin'de herhangi bir konu üzerine yazılmış en eski bilimsel incelernelerden biri olan bu kitap, Profesör llza Veith tarafından "San İmparatorluğun Dahili Hastalıklar Üzerine Klasik Eseri" adı altında ingilizceye çevrilmiştir.

Akupunktur sadece Çinliler'in kullanmış olduğu bir tedavi yöntemi değildir. Örneğin, M.Ö. 1550'den kalma "Ebers papirü' eski Mısır'a ilişkin tıbbi incelemelerin en önemlisidir. Bu eserde 'Vessefler konusunda yazılmış bir kitaptan söz edilmektedir ki; bunlar Akupunktur'un 12 Meridyeni olabilir. Mısırlılar'ın bu 'Vessel' sözcüğüyle damarlara, atardamarları ya da insan bedeninin kol ve bacaklanna değinmiş olmaları kesinlikle olanaksızdır. .
Güney Afrika'daki Bantu'lar, bazı hastalıkların tedavisinde 'vücudun belirli yerlerini çizerler'.
Bazı Arap kabilelerinde Siyatik tedavisi için 'kulağın bir bölümünü madeni bir çubukla dağlama' yöntemi uygulanır. Yine bazı Eskimoların da 'keskin taşlarla' basit Akupunktur uygulaması yaptıkları saptanmıştır.

Brezilya'da tecrit edilmiş bir halde yaşayan yamyam bir kabilenin yerlileri, 'vücudun belirli bölgelerine ufacık oklar üflerler. Bu yerlilerin arasından geriye dönebilen tek gözlemci de, kabiledekilerin bariz bir şekilde Moğol ırkının özelliklerini taşıdıklarından ötürü, bunun Akupunktur ile bir ilişkisi belirtmiştir.

Ortaçağ Avrupası'nda uygulanmış olan 'dağlama yöntemi'nin de Akupunktur geleneğinden gelmiş olması mümkündür. Ancak bu, sadece iltihaplanmış ya da acı veren yerlere uygulandığından, Akupunktur'un en basit biçimi olan ve sadece 'Iocus dolenti' (ağrılı nokta)nın uyarıldığı bir yöntem şeklirde belirmektedir.

Çinliler'in ilkel ya da yukarıda sözü edilen yerel Akupunktur biçimlerine en büyük katkıları, kerdi içirde oldukça bütünleşmiş olan sistematik bir yöntem gelişlirmiş olmalarıdır. Ayrıntıları sistemleştiren ve konu üzerine yazılmış çeşitli kitaplarda tanımanan bu yöntem, üniversitelerde öğretilmekte ve 'deneysel şartlar altında istenildiği kadar tekrarlanabilmektedir'

Akupunktur'un Tarihi ve Bulucusu

Çin'de binlerce yıldır uyguana gelen geleneksel şifa metodlarından biri olan Akupunktur, tüm rahatsızlıkların insan bedeninde yer alan ve 'meridyen' denilen hatları izleyen enerji akımındaki dengesizliklerden dolayı meydana geldiği belirtilen teoriye dayanır. Akupunktur uygulayıcıları, meridyenler üzerinde yer alan belirli noktalara ince iğneler batırarak, bu enerji akımlarını yanştırırlar ya da uyarırlar.

Uzun yıllardan beri yapılan deney ve gözlemler ortaya koymuştur ki; Akupunktur ile gerçekleştirilen tedaviler geçici değildir. Çünkü doğuda; barutun, kağıdın, çiçek aşısının, porselenin, ipeğin ve pusulanın bulunmasından çok önce Çinliler, hastalıklarını Akupunktur ile tedavi etmekteydiler. Bu yöntem Çin'de 5000 yıldan beri kullanılmaktadır. Ne varki; Akupunktur'un kullanılmaya başlandığı kesin tarih bilinmemektedir. Fakat onun bulucusu olarak Huangti "Sarı İmparator'' zikredilmektedir.

Nesilden nesile aktarılan rivayetıere göre Sarı İmparator M.Ö. 2698 ile 2598 yılları arasında yaşamıştır. Yine rivayete göre, yaklaşık 5000 yıl önce Sarı imparator, doktorlarına, "Akupunktur dışındaki tüm şifa metodlarının yeseklenmesını arzu ediyorum. Bu metod ve bilginini kaydedilerek, gelecek nesillere aktarılmasını ve yasalarının kayda geçirilmesini emrediyorum ki, Akupunktur'u uygulamak kolay ve unutmak zor olsun." şeklinde bir buyruk vermiştir. Bu hükümdar yüz yıllık uzun yaşamı boyunca, Akupunktur dışında, tekerlekli arabayı ve parayı bulmuş, müziği belli bir sistem ve düzen içerisine koymuş ve ilk defa bilimsel olarak yıldızları gözlemlemiştir. Fakat şunu da belirtmekte yarar vardır ki; bu söylenenleri kesin olarak kanıtlayıcı bir belge de mevcut değildir. Ama 5000 yillık olduğu söylenen Akupunktur gerçektir ve bu gün de bütün muhteşemliği ve harikuladeliği ile ortadadır.

Son yıllarda arkeologlar taratından Çin'in sayısız bölgelerinde ilkel Akupunktur aletleri bulunmuştur. Bunların en eskiieri Akupunktur noktalarını gösteren heykellerdir ve ilk çağlara aittirler, yani Huangti'nin hükümdar olduğu zamanlara. En eski Akupunktur kitapları 2000 yıllıktır .. Bunlar Akupunktur tedavi yöntemini o denli başarılı yazmaktadırlar ki; bu gün bile bir çok tedavilerde kaynak olarak kullanılabilirler.

Akupunktur'un ana prensipleri binlerce yıldan beri değişmemiştir. Fakat az da olsa değişen teorik esas ve filozofik ayrıntılardır. Bunlar da şüphesiz tesir ve etki biçimlerini açıklayan kısımlardır. Bu gün büyük bir kısmı unutulmuştur. Fakat Akupunktur'un şaşırtıcı başarısı değişmemiştir. Tersine son 20 yıl içinde yapılan yoğun çalışmalar bu 'sanatın bir çok ince noktalarının açığa çıkmasına neden olmuştur. Akupunktur esrarlı filozofik ve teolojik nedenlere bağlı kalmadan bir çok hastalığı tedavi etmektedir. Çinliler Akupunktur'un tedavi yöntemleri hakkında doyurucu kanıtlar getirmektedirler.

Beş Esas Yapılı Spekülatif Öğretiler

Çinliler doğada 5 ana element kabul ederler, bunlar .Toprak, ateş, odun, metal ve su dur.

5 mevsim kabul ederler, bunlar: İlkbahar, yaz, yaz sonrası, sonbahar ve kıştır.

5 yön kabul ederler, bunlar: Kuzey, güney, doğu; batı ve orta'dır.

5 planet kabul ederler, bunlar: Merih, Venüs, Merkür, Jüpiter ve Satürn'dür.

5 atmosfer olayı kabul ederler, bunlar: Rüzgar, kuruluk, sıcaklik, nem ve soğuktur,

5 renk kabul ederler, bunlar: Sarı, kırmızı, mavi, beyaz ve siyah'tır.

Bu spekülatif teoriler pek geçerli ve mantıki görülmemektedir. Bilimsel bulgular bunları kesinlikle reddetmektedir. Örneğin, planetIerin sayısı, renkler, yönler v.b. çağdaş bilimsel realitelerin dışında kalmaktadır. Aynı düşünce, eski bir Çin görüşü olan 'Mikrokozmos yani insan vücudu için de geçerlidir. Bu düşünüşün esası şudur: insan vücudu, evrenin bir yansımasıdır. Burada beş duyu organı vardır: Göz, ağız, dil, burun ve kulak. Beş yapı elementi sinir sistemi, kan damarları, adaleler, kemikler, tüyler. Beş ruhsal halet; öfke, sevinç, üzüntü, endişe, korku ve sen olarak insanın yaşamındaki beş merhale; doğum, çocukluk, ergenlik, olgunluk ve ölüm. Çağdaş Akupunktur, eski filozofik spekülasyonları, bu günkü biyolojik bulguların ışığı altırda, terketrnştir. Fakat bu hususlar, bu şaşırtıca tedavi yönteminin başarılarına gölge düşürmemişTIr. Aksira Akupunktur'un başarılı sonucu, konuya ilişkin olarak insan vücudu ve evren ile ilgili mistik düşünceler inceleme alanına sokulmuştur.

Yin ve Yang Enerjileri

Çin'in bir çok kentierinde, örneğin Pekin ve Şanghay'da 20 yıldan beri, Akupunktur ve Akupressör (parmak masajı ile tedavi) yöntemleri üzerirde çalışmalar yapan araştırma enstitüleri çalışmalarını aralıksız sürdürmektedirler. Ilk iş olarak 'Akupunkturun nasıl etkide bulunduğunun açıklanması gelmektedir. Bu Çinli araştırmacılar tarafırdan ancak yüzde 50 çözületilmiş bir sorundur.

İnsanın organları, pasif olanlar, depo edici ve biriktirici olanlar, Yang-organlar, aktif olanlar, yenileyici olanlar, Yang-organları olarak belirtilmekte ise de, bu ifadeler [bazı] Çinli doktorlar tarafından da benimsenmemektedir.

Bu konuyu ilgili mistikler şu şekilde anlatmaktadıriar: Akupunktur'un bedeni etkileme esası beş sayısına dayanmaktadtr.

Beş adet Yin-organları vardır. bunlar akciğer, dalak, kalp, böbrek ve karaciğerdir.
Beş adet Yang-organları vardır; bunlar ise kalınbarsak, lncebarsak, miğde, mesane ve safra kesesidir.

Akupunktur'un Bazı Kullanım Alanları

Batı tıbbı ile değil de, Akupunktur ile tedavi edilebilen bir çok hastalık sayılamayacak çeşitten fizyolojik fonksiyon bozuklukları vardır. Bunun yanında, Akupunktürist tarafından denetlenmeyip de, ancak batı tıbbı sayesinde tedavi edilebilen hastalıklar da mevcuttur.
Bazı doktorlar ya da hastalar, pratiğinin dayandığı kuramların şüphe götürür cinsten olduğu tesir mekanizmasının tam olarak açıklanamadığı bir tıp biçiminin nasıl uygulanabildiğini hayretle karşılayabilirler. Aynen bir doktor, hastasının bedeninde yaratacağı etkiyi bildiğinden ötürü ona nasıl Aspirin veriyorsa, bir Akupunkturist de bedenin uygulama sonucu göstereceği tepkiyi bildiği için iğnesini belirli bir Akupunktur noktasına batıracaktır.

Karşı konulmaz bir gerçek olarak bir çok hastalıklar, ancak doktorların müdahaleleri, çağdaş araç, gereç ve ilaçlarla tedavi edilebilmekte veya kısmen iyileştirilmektedir. Buna kanserin bütün çeşitleri, ağır iç hastalıklar (ki bunlar organ değişikliklerini gerektirmektedirler) belirli bulaşıcı hastalıklar ve diğerleri girmektedir ve bunların tümü de cerrahi operasyonları gerektirmektedir.

 

Akupunktur'u, bir bilim olarak değil' de, karmaşık bir teknik olarak düşünebiliriz. Hastalık ve ağrının tedavisinde, genişleme potansiyeline sahip olan ve tıbbın tüm metodlarını tamamlayan bir dizi kullanım alanı açılmış bulunmaktadır. Akupunktur literatürünün bir hazine niteliğindeki klinik tecrübe dağarcığında yer alan ve geçerli olan her şeyi incelemeli ve kullanmalıyız.
Araba kazalarında başm öne ya da geriye atılmasından doğan ya da sportif faaliyetler sırasında oluşan yaralanmalar ile ayak bileğinin burkulması gibi had (akut) travmatik durumlarda, ağrının izalesini temin için ilk etapta Akupunktur'un kullanılması rasyonel bir yaklaşım olacaktır. Başlangıç safhasındaki eklem iltihabının (artrit) hastada oluşturacağı değişimlerin tedavisinde, hareketliliğin geliştirilmesine ve bedenin duruş vaziyetinin tekrar normale dönüştürülmesine yönelik fizik tedavi ile birlikte Akupunktur'un de kullanılması yararlı olacaktır. Kronik eklem iltihabı vakaları sözkonusu olduğunda ise, Akupunktur geçici bir rahatIıktan öteye bir şey sağlayamaz ve hastaya çok daha geniş kapsamlı bir yaklaşımla eğilmek gerekir.

Bacak ya da kolları kesilenlerin hissettikleri 'tantom uzuv ağrıları'na karşı Akupunktur tedavisi oldukça yararlıdır. Ayrıca, sinir tahriplerinden mütevellit ağrıların (causalgia) ve zona vakalarını izleyen sinir iltihabının (nevrit) tedavisinde de yardımcı olur. Çeşitli yüz nevraljileri, kaburga ararası nevraljiler ve müphem olan tüm sinir ağrıları, semptomatik olarak, Akupunktur ile tedavi edilebllirler. Ancak, bu rahatsızlıkları ortaya çıkaran asıl sebepler aranmalı ve eğer mümkünse ortadan kaldırılmalıdır.

Akupunktur, çoğu kez, safra kesesi taşları ile böbrek taşlarının sebep olduğu kolik ağrıların yanı sıra, hazım koliği ve ameliyat sonrası gerilme ağrılarını da izale edebilir. Kalp kasının her hangi bir beslenme yetersizliği sonucu olan kalp ağrısı (Angina pectoris) türünden kalp ağrılarının tedavisinde de yararlıdır. Bütün bu vakalarda, muhakkak ki ağrı verici semptomların temelinde yatan sistematik ve organik sorunların üstesinden gelebilmek de gerekir.
Cerrahide ve dişçilikte Akupunktur anestezisi kullanılabilir.

Ancak, hasta bilmelidir ki; basınç ve gerilim hisleri duyacak ve anestezi tam olmayacaktır. Buna anesteziden ziyade 'derin analizi' demek daha doğrudur. Bu sebepten, alışıla gelen anestezide görülen geçici kas felci meydana gelmeyeceği için, hastanın tamamen gevşemiş bulunması son derece önemlidir. Akupunkturun ameliyat sonrası kullanımı, ağrının ve sertliğin izalesi açısından çok yararlıdır.

Tüm ağrı verici durumlarda, bir ilk yardım önlemi olarak Akupunktur'un denenmesinde yarar vardır. Tüm genel pratisyen doktrolar, osteopati uzmanları, masalla tedavi uygulayıcıları, fizikoterapi uzmanları, dişçiler, hemşireler ve hastabakıcılar, Akupunktur'un, en azından potansiyeli ve kuralları üzerinde pratik bilgi sahibi olmalıdırlar.

İlaçlarda hiç bir mucize yoktur. Her iyileşmenin biyolojik sebepleri vardır. Akupunktur yöntemi de bu konuda bir ayrıcalık taşımaz. Akupunktur yöntemini uygulayan Çinli doktorlar ne şarlatandır, ne de büyücü. Fakat gerçek olan şudur ki; onların teknikleri mucizeler yaratmaktadır.

Bu gün Çin'de arzu eden her tıp öğrencisi, dünyanın hemen hemen her yanında olduğu gibi Batılı anlamda tıp uygulamasi öğrenimi için bir üniversiteye girebilir. Bunun yanı sira, bu öğrenci, aynı üniversitenin bir başka bölümünde geleneksel Çin tıbbını öğrenmeyi de tercih edebilir.

Çin'de bazı hastanelerde her iki tıp öğreniminden gelen doktorlar birlikte çalışmaktadırlar. Operatör ameiiyat yaparken, Akupunktürist de, ameliyat sonrası (post-operative) idrar tutulmasını tedavi eder. Böylelikle, sonda kullanmaya gerek kalmadığı gibi, ameliyat sonrası Akciğer iltihabını (pneumonia) önlemek üzere ciğerler de uyarıimış olmaktadır.

Temel Kurallar ve Başarı Koşulları

Geleneksel Akupunktur iğnesi, ince çelikten yapılır ve gövdesi çevresine sarılan bakır bir tel de, iğnenin sapını oluşturur. Bazan, uyarma ya da yatıştırma amacıyla kullanılmak üzere altın ya da gümüş iğneler tercih edilir. Iğne, tarif edilen derinliğe inecek kadar, uygun görülen'" Akupunktur noktasına batırılır. Uygulayıcı, iğneyi eliyle idare eder ya da öylece bırakır, ta ki süjenin bedeni, hafif bir çekişle birlikte iğneyi kolayca atana kadar. Çin'de, koldaki belirli bir noktaya batırılan bir iğne, anestezi halinin oluşturulması amacıyla kullanılır. Anestezinin oluşturulması için, muhakkak ki, iğnenin son derece maharetle idare edilmesi gerekmektedir. Bu metod, öylesine etkilidir ki; hastalar, tamamen şuurlu bir haldeyken büyük ameliyatlar geçirebilir ve bildiğimiz anestezi metodlarının yarattığı ameliyat sorırası etkilerine maruz kalmazlar.

İlk önce doğru bir teşhisin konulmasının gerekliliği aşikardır. Ağrıyı izole etmeye çalışmamız için geçerli sebeplerin mevcut olması da aynı derecede önemlidir. Vakaların çoğunda bu, bir amaç olarak değil de, hastanın sorunlarının çözümü için izlenen geniş kapsamlı bir yaklaşımın bir parçası olarak mütalaa edilir.

Hasta, Akupunktur uygulayıcısına yardımcı olmalı ve mümkün olduğunca gevşemiş bulunmalıdır. H.C. Elliot, "Sinir Siste­mi Anatomisi Ders Kitabi" (Textbook of Neuroanatomy, Black­well Scientific Publications, 1969) adlı kitabında, vesvesenin; ağrı verici durumların görünürdeki ciddiyetini arttırabildiğini, buna karşılık, basit bir zihni dayanıklılığın, ağır bir travmanın dahi algılanmasını önleyebildiğini belirtir. Bu görüş, tecrübeli Akupunktur uygulayıcıları ile Akupunktur anestezisi alanında faal olan kişiler tarafından desteklenmektedir.

İğne mi, basınç mı, elektriki uyarılma mı, yoksa dağlama (moxibustion) mı kullanılacağına ilişkin karar tecrübeye dayanılarak verilmelidir. İğnelerin gereğince korunması ve asepsi (mikropsuzluk) derecesi önemlidir. Uygulamaya maruz kalacak noktaların yeri dikkatlice tayin edilmeli ve her bir noktadaki iğne batırma 'derinlik ve 'açısı' eldeki talimatlara uygun olmalıdır. Kasların kasılması sonucunda batırma işlemi zorlaşirsa, kasılma nahiyesinin periferisinde (dış kenar) uygulanacak hafif bir basınçla gevşeme temin edilecektir. Batırma işleminin hastanın aşırı derecede canını acıtması halinde, iğne derhal geriye çekilmeli ve bir başka nokta seçilmelidir. Bir damarı deldiğimiz taktirde, gene aynı önlemi almak gerekir. Uyanlma süresinin uzunluğu, belirli bir dereceye kadar, hastanın tepkisine göre ayarlanır. Ancak, çoğunlukla, onbeş ile otuz dakika arasındaki bir süre yeterli olmaktadır. lğnelerin çıkarılması yavaşça ye hafifçe olmalıdır. Batırma alanındaki kaslar, iğnenin elle idare edilmesinden sonra iğneyi sıkıca kavrayacaktır ki; çıkarma işlemi sırasında daha başka iritasyonun (hafif tahriklerin karşısında aşırı duyarlık) oluşmaması için bu kavrayışın gevşemesine izin vermek gerekir.

Basınç tedavisinde, duyulan acı; hastanın kolayca tahammül edebileceğinden öteye geçmemelidir. Kol ve bacaklar ile yüzdeki noktalar, öteki noktalara nazaran daha hassas oldukları için, bu noktalar sözkonusu olduğunda, her zamankinden daha fazla dikkat etmek gerekecektir. Uygulayıcı, iğnelerin hassas noktalara batırılması sırasında hastanın dikkatini başka bir yere çekmelidir. Hastanın tedavi sırasında bayılması halinde, iğneler derhal çıkarılmalı ve hastanın ayıımasına yardımcı olmalıdır.

Gözler, kalp, akciğer, karaciğer, dalak, omurilik, göğüs ya da karın yakınındaki iğne batırma işlemleri sırasında, son derece dikkatli olmalıdır. Batırma işleminden sonra iğnenin kırılması halinde cerrahi müdahale gerekebilir ve bu durumda gecikmek doğru olmaz.
Hamile hanımlara, sakrum ya da karın nahiyesi üzerinde herhangi bir noktada iğne Akupunktürü uygulamamak gerekir.

Tecrübesiz uygulayıcılar, iğne betırme ya da dağlama işlemlerinin hangi noktalar için yasaklandığını ciddi bir şekilde dikkate almalıdırlar. Gelenekselolarak yasaklanmış bulunan noktaların çoğu, bu gün artık, iğnelerin gelişen esnekliği ve yeni dağlama teknikleri sayesinde tecrübeli uygulayıcılar tarafından kullanılır hale gelmiştir. Fakat, Akupunktur alanında henüz yeni olanlar, tecrübelerini arttırmadan bu noktaları kullanmaktan kaçınmalıdırlar.
Bazı Avrupalılar'ın uğradıkları başarısızlıklar, onların uzmanlarca yetiştirilmemiş, dolayısıyla belirli noktaların yerlerini iyi saptayamamış olmalarından ileri gelmektedir. Noktaların gerçek yerlerini ve onların hangi hastalığın tedavisinde kullanılacağını bilen herkes Akupunktur ve Akupressör teknikleri ile hem kendini hem de diğer insanları tedavi edebilir.

Şu noktayı önemle belirtmek isteriz ki; bu türlü bir tedavinin gerçekleşmesinde başarı yüzdesinin artması, hasta ile doktorun gerçekten karşılıklı anlayış, güven ve çabaları ile mümkündür. Oncelikle teşhis çok önemlidir. Gerçek teşhis tedavi için atılmış olan en önemli adımlardan biridir.

Bu iş sadece uzman doktorlarca değil, biraz dikkat ve samimiyet gösteren herkes tarafındankolayca başartlmaktadır. Akupunktur'dan yararlanılmak isteniyorsa, birinci prensip olarak sabır ve dikkat seçilmelidir. Bu tedavi yönteminin uygulamasında hiç bir tehlike söz konusu değildir. Çünkü bu metod, her gün milyonlarca insan tarafından kullanılmaktadır ve bir o kadar insanda başanya ulaşmıştır. Başarı kesindir, yeter ki hata yapılmasın. Akupunktur metodunun temeli 'akım noktaları' ve 'meridyenlere dayanmaktadır. Dikkat edilmesi gereken husus 'tesir edici noktaların bulunmasıdır.

Araştırmalar göstermiştir ki; Akupurıktur yöntemi, ilk bakışta karışık görülmemektedir. Akupunktur'un kurallarına uyulduğu, akım noktalannın ve meridyenlerin yerleri iyi saptandığı ve işin ilk bakışta görüldüğü kadar kolayolmadığı benimsenir ve uygulanırsa herkes için geçerli bir tedavi yöntemi olduğu görülecektir.

Akupunktur'da Tedavi Şeklinin Tespiti

Geleneksel Akupuntürde tedavi şekli çoğu kez 'nabız teşhisi' ile tespit adilirdi. Ayrıca geleneksel Akupunktur uygulayıcısı, hastayı gözlemler, sorular sorar ve muayene ederdi. Ancak, nabız teşhisi, Çin'de tedavi şeklinin tespiti için kullanılan başlıca metoddu. Radyal nabızları. hem yüzeyselolarak, hem de daha derin basınç uygulayarak, üç değişik pozisyonda yoklamak suretiyle çeşitli meridyenlerdeki 'Chi' (enerji) seviyeleri ölçülüyordu. Çeşitli Chi seviyelerini karşılaştırmak suretiyle de bir teşhise varılıyordu. Oniki nabız noktası; gerilim, hız, ritim, hacim, şiddet, nitelik, vs. açısından değerlendiriliyordu. Bu bulgular da; yaş, cinsiyet ve mizaç gibi hususlarla bağlantılı olarak mütalaa ediliyor ve daha sonra, günün hangi vakti ve yılın hangi mevsimi olduğu hususuyla da bir bağlantı kuruluyordu. Böylece, son derece karmaşık bir prosedür izlenmiş oluyordu.

Bu metod, modern Akupunktur uygulayıcılarının çoğu tarafından artık bir kenara bırakılmış olmasının yanı sıra, Akupunktur'un ve teorik temelinin geçerliliği üzerinde en yoğun araştırmaların sürdürüldüğü modern Çin'deki bu konuyla ilgili literatürde dahi nabız teşhisi'nden hiç bahsedilmemektedir.

Hastanın açısından önemli olan, uygulayıcının, hangi ekoie dahilolursa olsun, hastanın durumunun açıkça anlaşılabilmesi için, elde mevcut olan tüm metodları kullanmasıdır. Hassas ellerin, sezgi yoluyla hastanın bedenindeki karmaşık sorunları sezebilmesi pekala mümkündür. Ancak, bu duyarlık, fizyolojik ve patolojik süreçler hakkında edinilecek sağlam bilgilerle tamamlanmalıdır. Geleneksel Akupunktur uygulayıcısı, o zamanlar Çin'deki tüm düşünce yaşamına hakim olan 'Teoist Felsefe'yi benimsediği için, tıbbi mütalaanın da aynı düşünce silsilesini izleyerek gelişmiş olması doğaldı. Akupunktur'un geçerliliğinin klinik kanıtlarını, klinik sonuçlarını açıklamak için geliştirilmiş bulunan ve belirli felsefi öğretiye uyması gereken teorilerden de etmeliyiz.

Nabız teşhisine olan inanç, denilebilir ki; insan bedeninin yapısı ve fonksiyonu ile ilgili olarak, günümüzde mevcut olan bilgiyi dikkate almamaktadır. Geçmişte bu tür bilginin Çin tıbbı tarafından bilinmemesi, daha ziyade, günümüze kadar Çin'de davra teşrihinin (disseksivon) tümüyle yasaklanmış olmasına bağlanabil çünkü, Çin tradisyonlan, ölenlerinin cesetlerine teşrih ya da cerrahi aletleri ile dokunulmamasını emrederler.

Akupunktur, normal teşhis sonucunda, hasta için en iyi metod olduğunun tespiti halinde kullanılmalıdır. Ağrının izalesi alanında pratisyen doktorlar için son derece önemli imkanlar sağlaması bakımından, Akupunktur'un özellikle bu açıdan incelenmesinde yarar vardır.

Akupunktur ve Anestezi'de Kullanımı

Yeni gelişmeler, ancak eski dar görüşlerin aşılması ile mümkündür. Buna en güzel örnek; cerrahi operasyonlarda 'Akupunktür anestezisinin kullanılmasıdır. Artık günümüzde bir çok ameliyatlarda örneğin; miğde, akciğer, satra kesesi, kanserli tümör ve hatta açık kalp ameliyatlarına değin uygulanan Akupunktur anestezisi ve bunda sağlanan başarı, Akupunktur hakkındaki tüm kuşkuları ortadan kaldırmıştır.

Hastayı bayıltmadan, ağrısız ve acısız olarak gerçekleştirilen cerrahi operasyonlarda S'ağlanan anestezik halin temelini, kulağın ve elin belirli bölgelerine batırılan çok ince ve küçük Akupunktur iğneleri oluşturmaktadırlar.

Bu fenomeni 'akupunktür eneijezist diye tanımlamak daha olacaktır. Grekçe 'anaisthasia' kelimesi, 'his yokluğu' anlamına gelir. Akupunktur anestezisinde, kaybolan tek his ağrı hissidir. 'Anesjesi' kelimesi ise; doğrudan çevrildiğinde 'şuur kaybı olmaksızın, ağrı hissetmeyiş' anlamına gelir. Ancak, önemli olan, bu fenomenin öğretisi' (sernantics) değil de mevcut olan muazzam potansiyelidir.

Bu anestezi tekniği emniyetlidir. Ameliyat sırasında hastanın tamamen şuurlu olarak kalmasını sağlar. Hastanın fizyolojik fonksiyonları ameliyat boyunca nispeten sabit kalır ve ameliyat sonrası iyileşme devresi hızlanır. Bu anestezi metodunun kullanımının, ciddi bir rahatsızlığı olan ya da kuvvetten düşmüş bulunan hastalar için uygun olduğu aşikardır. Orneğin; beyin cerrahisinde, ameliyat süresi boyunca kendisine yöneltilen talimatlara ya da sorulara yanıt verebilen bir hastanın mevcudiyeti operatör için bir avantaj olmaktadır.

Hastanın bu anestezi biçimi için zihnen hazırlanmış olması gerekmektedir, sakin ve gevşemiş olmalı ve telaşa kapılmamak için de cerrahi presedurün her etabı kendisine açıklanmalıdır. Orneğin; karın cerrahisinde meydana gelen gerilme hisleri, hastanın belirli bir derecede dayanıklı olmasını gerektirir.

Akupunktur anestezisi, ilgili teknik tamamiyle mükemmelleştirilene kadar, karın cerrahisi için pek uygun olmayabilir. Şurası muhakkak ki; iç organları çekme (viseeral traction) uygulamasının belirgin olacağı durumlarda, diğer anestezi teknikleri tercih edilecektir. Aneljezi, göğüs, boyun ve baş cerrahisinde daha başanndır. Ancak, hastanın sinirli, şüpheci ya da endişeli olması halinde, Akupunktur anestezisinde ısrar etmek hiç bir yarar görülmeyebilir. Her vakada, ameliyattan önce bir iğne batırma testi yapılmalıdır. Bunun amacı, hastanın Akupunktur'a karşı duyarlılığını ve tahammülünü tespit etmektir. Bu sırada, hastayı hazırlamak ve sıkıntılarını yatıştırmak için, ameliyatta izlenecek prosedürü tarif etmek gerekir.

Akupunktur noktaları çeşitli şekillerde seçilebilir. Bazı vakalarda, ameliyat nahiyesini kateden ya da ilgili uzuvla doğrudan ilişkili olan meridyenler üzerindeki noktalar seçilir. Bu metod, beden ve kulak noktalarına ait klinik tecrübeyle birlikte, ilgili tekniğin giderek mükemmelleşmesine yol açmıştır. Bir zamanlar, anestezi amacıyla hastanın bir çok noktası uyarthyordu. Ancak, ilgili tekniklerin geliştirilmesi sonucunda, tek bir noktanın uyarılması ile çok cerrahi prosedıırün izlenmesi imkan dahiline girmiştir.

Akupunktur anestezisi tekniği, normal beden ya da kulak Akupunktürüne benzer. iğne batırma derinliği hastanın beden tipine göre değişmesine rağmen, çoğunlukla 1 cm. civarındadır.
Batırma işlemi seri olmalı ve bunu, iğnenin kaldırılması ve itilmesiyle birlikte döndürülrnesi izlemelidir. Döndürme açısı, 90' ile 360° arasında değişir. Iğnenin kaldırılma ve itilme menzili 0,5'den 1 cm.ye kadar uzanır. Kaldırma ve itme işlemi işaret parmağı ve orta parmakla, döndürme işlemi ise, başparmak ile gerçekleştirilir .Hareket hızı, dakikada 100-200 uygulama arasında değişir. iğne batırma anından ilk ensizyona (yarma) kadarki süreyi kapsayan endüksiyon (analjezik halin oluşturulması) zamanı onbeş yirmi dakika alır. Bu teknik iğnenin akıcı bir şekilde ve uygulama düzeni değişmeksizin kullanılmasını gerektirir. İğne batırma açısı, Akupunktur prosedürünün başından sonuna kadar aynı kalmatıdır. Uyanlma derecesi her zaman, bir acıma, gerilme ve ağırlık hissi tarif edebilmesi gereken hastanın tahammül edebileceği kadar olmalıdır. İğneyi elektrikli bir empülsiyon uyarıcısına bağlayabiliriz.

Çin'de yaygın olarak kullanılan çıkışlar 'çift fazlı sivri dalgalar', 'çift tezlı kare dalgalar' ya da 'sinuzoidal dalgalar' halindedir. Frekans, dakikada yirmiden. saniyede bir kaç yüze kadar uzanabilir. Düşük bir frekanstan başlanır, hasta bir uyuşukluk ve gerilme hissinden söz edene kadar şiddet tedricen arttırılır. Lokal kas teşekkülatı (musculature) azıcık titremeli ve hasta, belirli derecede bir lokal iritasyondan söz etmelidir. Kısa bir süre sonra bu hisler azalabileceği için, sübjektif hislerin ve kas titremesinin devamını sağlamak amacıyla 'elektrikfe uyan/ma' arttırılmalıdır.

İğne batırma noktasının kanaması ya da yukarıda bahsedilen histerin duyulmaması halinde, iğne o noktadançıkarılmalı ve yeni bir nokta seçilmelidir. Iğne, kırılabileceği gözönüne alınarak, hiç bir zaman sonuna kadar batırılmamalıdır.

Çin'de fevkalade durumlarda, bazı ameliyat öncesi ve sonrası tedavi etkinliğini arttırıcı (adjuvant) ilaçlar kullanılmaktadır. Çin'li operatörler bu tür önlemlere, örneğin; kemik dışzarı'nı (periost) ayırma ya da iç organları çekme işlemi sırasında ve ayrıca, hastanın tedirgin olması yada endişelenmesi halinde başvururlar. Ancak, son yıllarda Çin'de Akupunktur anestezisi kullanılarak gerçekleştirilen yüzbinlerce cerrahi prosedürün büyük bir çoğunluğu, ek olarak ilaçla tedaviye ihtiyaç göstermemiştir.

Bazı ameliyatlardaki etkinlik derecesi şöyledir:
Akupunktur anestezisi altında ağrının tamamen kesilmediğıni ve bazı hastaların çeşitli derecelerde ağrılar hissettikleri belirtilmektedir. Diğer bir klinik sorun da; adale gevşemesinin, özellikle karın cerrahisinde, tam anlamıyla yeterli olmamasıdır. Göğüs cerrahisinde ise; karın solunumunu nasıl uygulayacaklarına dair hastalara talimat verilmesine rağmen, hastalar yine de bazı hoş olmayan hislerle karşılaşacaklarını önceden bilmelidirler.

Ancak, avantajlar; nispeten az miktarda olan, fakat henüz çözülmemiş bulunan sorunları kat kat geçerler. Örneğin; Akupunktur anestezisi altında gerçekleştirilen bir dizi -100 kadar­mitral ameliyatı esnasında hastaların tansiyonu baştan sona kadar tamamiyle sabit bir halde kalmıştır.
Akupunktur anestezisi altında ameliyat olan hastaların çoğu, hızlı ve komplikasyonsuz iyileşme devrelerini geçirmişlerdir.

Ameiiyat sonrası enfeksiyonlar, karın gerilmeleri ya da idrar tu­tulmaları çok az görülmüştür.
Sonuç olarak, yapılan çalışmalar ve elde edilen başarılar, Akupunktur'un kesin ve çok yönlü bir tedavi yöntemi olduğunu kanıtlamıştır. Fakat Çin'de bile bu gün dahi konuşulan ve henüz bir açıklığa kavuşmamış olan bir konu vardır: Bu Akupunktur'un ne türlü bir mekanizma ile tedavi veya anesteziyi oluşturduğudur. Çinli doktorlarca gerçekleştirilen çok yoğun araştırma ve çabalar sonucu dahi, bu güne değin, Akupunktur'un işleyiş mekanizmasının hangi biyolojik nedenlere dayandığı bir türlü saptanamamıştır.

Bunun ne olduğu hakkında Çinli doktorlara yöneltilen sorulara genelolarak şu cevaplar alınmıştır:

"Bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, Akupunktur'un gerçekten işe yaradığıdır. "

Spekülatif açıklamalar ve görüşler, Akupunktur'un tesir mekanizmasına ilişkin [yeterli] bir açıklık getirememektedir. Buna karşılık olarak, biyolojik ve bilimsel veriler de bu konuya bir açıklık getirememektedir. Bu adeta bir -akademik- eksiklik, mesele ve sorunudur. Metod kesinlikle esrarengizlik taşımamaktadır. Tedavi için vücudun bazı bölgeleri kullanılmaktadır ki; bu noktalar da bilinmemektedir. Bu metod sayesinde günde milyonlarca deney ve uygulama yapılabilmektedir. Akupunktur, sadece büyük ameliyatlarda, anestezinin sağlanması için kullanılmamaktadır. O daha bir çok hastalıklarda (basit, alışılmış hastalıklar) ağrı ve acıyı dindirmektedir. Kronik rahatsızlıklarda hafifletici, azaltıcı ve tedavi edicidir. Nöbetli hastalıklarda, nöbet süresini kısaltmakta ve organların normal fonksiyonlarına dönmelerini sağlamaktadır.

Çinli doktorların geçtiğimiz yıllarda yaptıkları bir çok tedavilerde başarılı sonuçlar almaları, Avrupalı ve Amerikalı doktorların tepkileri ile karşılanmış ve buna ilişkin olarak tarihte hiç bir vaka kaydedilmediği öne sürülmüştür.

Oysa bu türlü operasyonlarda sadece narkoz kullanan Av­rupalılar, bu yeni yöntem karşısında şaşkına dönmüşlerdir. Fakat Çin halkı için, doktorların kullandığı bu yöntem, katiyen esrarlı bir bilmece değildir. Akupunktur yöntemi, onlar tarafından çok iyi bilinmekte ve tanınmaktadır. Akupunktur Çin'de binlerce yıldan beri bilinen ve uygulanan bir halk llacı, bir tedavi yöntemidir. Ve son 25 yıl içerisinde, tüm dünyada ancak popüler olmaya başlamıştır.
Çinli doktorlara göre Akupunktur, yan tesiri olmaması, masrafsız olması ve kullanılma sahasının genişliği nedeniyle büyük yararlar sağlamaktadır.

Akupunktür'le bu güne kadar 90 çeşit hastalık üzerinde 100.000 civarında ameliyatlar yapılmıştır. Ameliyatın çeşidine göre; hastatarın.vücudunun çeşitli yerlerine batrrılan iğne!er acı duymayı önlemektedir. Bayıltmadan ameliyat yapma olanağı sağlayan bu metodun büyük yararlar sağladığını söyleyen Çinli doktorlar: 'İlaçla yapılan anestezilerde, ameliyat sonrası görülen baş ağrısı, mide bulantısı, iştahsızlık, Akupunktur'da görülmemektedir." demektedirler. Ayrıca Akupunktür'le yapılan anestezide hasta bilincini kaybetmediğinden, ameliyat sırasında yanlışlıkla sinira dokunmalar olursa, hasta doktora bunu söylediğinden, olumsuz durumiar önlenmekte ve ameliyatın daha başarılı geçmesi sağlanmaktadır.

Çin'de Akupunktur, Doktorlar
ve Gözlemler

Bilim Araştırma Grubu



Çin'de bütün doktrolar, Akupunktür'le tedavi metodunu biliyor. Masrafsız olduğu ve iyi sonuçlar alındığı için rağbet gördüğü belirtiliyor. Çin'de tıp bilgisi olanlara, 3 ayda Akupunktür'le tedavi metodu öğreten uluslararası kurslar da açılmıştır.

Yalın-ayaklı Doktorlar ve Akupunktur

Çin'de devlet yönetimi değişikliğinden sonra, alınan kararla, Akupunktur hakkında billrtenterin tümünün Çinlilerce tanınmasına, diğer bir deyişle; onun genelleştirilmesine karar verildi. Böylece kültürlü bazı Çin doktorları tarafından 1949 yılından itibaren geniş kitleler Akupunktur ve Akupressör yöntemleri hakkında aydınlatılmaya başlanmıştır. Bu şartlar aitında başlayan çalışmalar giderek yoğunlaşmış ve bu gün bu konuya ilişkin olarak bir senteze ulaşılmıştır. Ayrıca Çin'in devlet rejimi değişikliğin .. den önce Amerika ve Avrupa'da tahsil görmüş olan doktorlar da, bu gün Akupunktur yöntemlerini kullanmaktadırlar. Böylece bu gün Akupunktur anestezisinin tüm ameliyatlarda kullanılması alışılagelmiş bir yöntem halini almıştır. Ayrıca Akupunktur yöntemini öğrenen milyonlarca kişi bunları uygulamaktadır ki; bunlara "yalmayakli doktorlar" denilmektedir. Bunlar bu gün, Çin'deki tsdavilerin esas elemanlarını teşkil etmektedirler. "Yalın ayaklı doktorlar'ın arasında her meslekten vatandaşlar bulunmaktadır. Bunlar mecburi olan koruyucu aşıları olduktan sonra, küçük yaralanmaları ve günlük her türlü hastalıklan başari ile tedavi edebilmektedirler. Fakat her şeyden önce bunlar, Akupunktur'un kullanım alanının genişlemesini ve onun geniş kitlelere benimsenmesini sağlamaktadır.

Çünkü her ''yalmayakli doktor" bu ünvanı almadan evvel belli bir kurs dönemi geçirmektedir. Bu kurslarda Akupunktur noktaları ve iğnelerin ne şekilde batırılacağı kendilerine kursörler tarafından öğretiImektedir. Bu kurslardan amaç, hangi meslekten olursa olsun, samimi ve istekli olan kimselere belli bir seviye kazandırmaktır ki; bu seviye de onların yukarıda bahsedilen hastalıkları tedavi etmelerine yetmektedir. Yoksa bu kurslar Akupunktur ve Akupressör hakkında uzmanlar yetiştirmemektedir. Basit ve küçük günlük hastalıkların tedavisi amaçlanmıştır. Böylece çiftçiler, askerler ve ev hanımlarina kadar isteyen herkes, bir kaç hatta içerisinde bu yöntemi öğrenip, uygulamaya geçebilmektedir. Iş bu kadarla da bitmemektedir. Her Çinli tarafından, hastalıkların teşhis ve tedavisinde önemli roloynayan vücudun belirli yerlerindeki Akupunktur ve Akupressör noktaları bilinmektedir. Çin'de bu bilgiler okullarda öğretilmektediL Akupunktur'un temel ilkeleri okulların ders programına dahil edilmiştir. Bu öğreti okul çağlarında bile Çinliler için teorik alanda kalmamaktadır. Çünkü isteyenlere pra­tik yapma olanakları da sağlanmaktadır.

Öğrencilere vücuttaki Akupunktur noktalarının yerlerini, hangi noktaların, hangi hastalıkların tedavisinde kullanacağı, iğne saplama yöntemleri ve ağrılardan kurtulmak için Akupressör yöntemleri öğretilmektedir.

Edgar Snow ve Çin'de Akupunktur Gözlemleri

Ben devrimden önce Çin'deyken, Akupunktur'un ve Moksibasyon'un (dağlama) ne olduğunu anlamak için ciddi bir çaba göstermemiştim. çoğu yabancılar gibi ben de, ampirik Çin ilaçlarını bir şarlatanlık olarak görüyordum.1960'da Çin'e ilk geri dönüşümde, bunun daha dikkatle incelenmeye değer bir konu olduğunu tarkettim. 19S8'den bu yana, bütün Batı eğitimi görmüş doktorlardan, en az altı aylannı, 2200 yıllık bir yazılı tarihi olan ve binlerce ciltlik yazıları, reçeteleri, ayrıntılı hastalık ve tedavi tarifelerini kapsayan geleneksel tıbbi incelemeye ayırmalarının istenildiğini öğrendim.

Çinli ve yabancı doktorlarla Akupuntür konusunda bir çok konuşma yapmıştım, ama gene de Akupunktür'le ilgili en özlü bilgiyi, ABD Kamu Sağlık Servisi baş cerrahlarından Dr. William Y.Cen'in 1961 'de hazırladığı bir raporunda buldum. Dr. Cen, Çin hakkındaki kişisel bilgilerine, son zamanlarda Çin'de bulunmuş yabancı doktorların verdiği bilgilerin incelenmesine ve Çin'deki tıbbi uzmanlık dergileri "en önemli yirmi beş tanesi'' taranarak yapılan bir tahlile dayanan inceleme yazısında, Akupunktur konusunda şunları söylüyordu:

"Geleneksel Çin tıbbı, 4000 yıllık pratik deneylere dayalı ampirik bir tedavi sanatıdır. Geleneksel Çin tıbbının basit sağlık ve hastalık anlayışı, bedenin Yin (olumsuz) Yang (olumlu) adı verifen iki güç eresıtıdeki işlevsel uyumluluğuna ya da uyumsuzluğuna aeyenır. Geleneksel Çin tıbbının anatomik vs fizyolojik bakımdan sunacak hemen hiç bir şeyi yoktur; ama otlar ve ilaçlar ve hastalık gözlemlerini tarif eden tıbbi yazılarla dolu geniş ciltlerin değeri büyüktür. Bu ilaçlarm ve Akupunktur, Akupressör, Moksibasyon ve solunum tedavisi gibi iyileştirme serıetlennın sonuçları hiç şüphesiz kendi pratik değerlerine sahiptirler. Akupunktur tedavi şekli;. iğnelerin belirli noktalardar. vücuda betırılmesınden ibarettir. Iğneler ince ya da kalın, ya da uzun (üç santimden, yirmidört santime kadar) olabilir. Iğneler, çeşitli derinliklerde farklı dokulara ya da organlara batırıtıp, onları uyardıktarında, fizyolojik reaksiyon/ara yol açar VE böylece iyileştirici sonuçlar sağlarlar.

Çin 'de bütün Akupunkturistler, hastanelere bağlıydı ve hemen bütün hastanelerin Akupunktur uzmanları vardı. Butılerıt. bir çoğu düşük voltajın elektrik yüklü iğneler kullanılıyordu. Tedavi bazen radyoterapiyle (ışın-tedavi) de birteştirliyordu.
Varsayım, iğnelerin batmldığı yerlerdeki uyarımların, çevresel sinirlerden beyin kabuğuna aktarıldığını ve hastal!ğm beyinde meydana getirdiği tahrişleri önledği yolundadır. Böyle bil açıklama Pavlov'un şartı refleks teorisiyle uyum halinde görünüyor.

Akupunktur, apandisit gibi cerrahi vakalardan şeker hastalığı gibi muzmin vakalara kadar hemen bütün hastaltk çeşitlerinde geniş bir şekilde kullanılmıştır. Akupunktur'un sinir sistemiyle ilgili ya da kökeni sinirsel olan hastalıklarda en iyi sonuçları verdiğine inanılır.

Yüz felci, eklem iltihabı ve ekzama tedavisinde iyi sonuçlar alındığı saptanmıştır. Bir Rus doktoru, kendisinde uzun zamandır varolan müzmin eklem iltihabının Akupunktur sayesinde bir hayli düzeldiğıni bildirmiştir. 1958'da Çln'e giden ve orada Akupunkturu inceleyen bir Hintli doktor, önceleri bu tedavi usulünün değerinden şüphe etmişti. Ama sonradan geleneksel tıpta, batı tıbbının kaynaştırılmasının deha o zamandan gözle görülür başanlar elde etmiş olduğu kenı sına vardı.

Aynca kendisinin had safhadaki sinüziti de Akupunktur'le başarılı bir şekilde tedavi edildi.
Ben de, Pekin'deki ve öteki şehirlerdeki hastanelerde, apandisi, ekzema, rometizma, sinuzit, tüberküloz, migren tipinde başağrısı, bronşit ve çeşitli nevrastenik hastalıkların (aşırı heyecanlar sonucu oluşan sinirsel zayıflık) geleneksel Çin usulleriyle tedavi edildiğine bizzat tanık oldum. Hankov'da bir hastaneye, batılı öğrenim görmüş cerrahIarın had safhada ependisi. teşhisi koydaklerı baygm bir hasta gelmişti. Ampirik tıp ve Akupunktur'!a tedavi edildikten sonra iyileşmiş olarak taburcu edildi.

Çinlilerin atlardan yapılan ileçlerıyle Akupunktur bir erede yürütülüyor ve genellikle atlardan yapılan ilaçların uzmanları aynı zamanda Akupunkturist de oluyorlar. Geleneksel Çin tu: terminolojisinin çevirisi güçtür, ama yin-yang denilen "çelişmeler kavram i "temeldir. Vücut, organik bir bütündür; hastalık, farkli organlar ya da onların uzantıları arasındaki dengesiztiklerin sonucudur; tedavi ise, dengenin ve uyumun yeniden sağlanmasınden meydana gelir. Bu da, şu sekiz temel gerilim çizgısi arasındaki"zıtlıklar" ın giderilmesiyle olur:

- Yın -yang (olumsuz-olumlu)
- Bieo -Ii (dış-iç)
- Leng - jej (sıcak-soğuk)
- Şu - şh (boş-dolu).

Geleneksel Akupunktur kılavuzlarında, vücut, bu ilkeler ve bunların arasındaki "hayat güçleri" dengesi açısından tôtümle re eyrılmıştır. Normal olarak, uzlaşabilir "çelişmeler" denge halinde olurlar. "Bütünlüğün bozulması" (hastalık) meydana geldiğinde, bir organ ya da bir fonksiyon dizisi gücünden fazla çalıştırılmış, aşırı uyarılmış, zedelenmiş ya da başka bir şekilde bozulmuş demektir. Doktorun görevi, bu zıttığın ya da kan hucumunun nedenini ortadan kaldırarak, dengeyi yeniden kurmaktır.

"Dr. Su Hung tu şöyle diyordu: "Hiç şüphesiz, beynin merkezi sinir sistemi fizyolojiyi etkiler, 'Ni-çu cing-guan' (kanın beyine sıçraması) dediğimiz durum, vücudun başka yerlerinde organik ağrılara ve zedelenmelere yol açabilir. Çeşitli ağnlardan şikayet eden bir hastaya batrlı öğrenim görmüş bir doktor yüksek tansiyon teşhisi koyabilir; buna karşılık, aynı hasta, Çinli bir doktor tarafından ilaç ve Akupunktur'un birleştirdiği bir yöntemle tedavi edilebilir.

"Batılı tarzda yetişmiş bir doktor, hastaya genellikle sadece hastalığın belirtilerini ve geçmişini sorar. Çinli doktor ise; hastayı, hem dış, hem de iç gerilimlere tabi bir bütün olarak ele alır.Hastanın ailesi, anası ve babasıyla ilişkilerini, eşini sevip sevmediği, işinin nasıl gittiği, kişisel sorunlarının neler olduğu, hayatındaki uyumsuzluğun nerede bulunduğu, oturduğu şehrin yeriisi olup olmadığı, güneyli mi, yoksa kuzeyli mi olduğu gibi konularda bilgi edinmek ister. Teşhiste bulunurken, bunların hepsini hesaba katar."

''Akupunktur'a en çok inananlardan biri olan ingiliz romancısı Aldous Huxley, daha 1957'de, artık uluslararası Akupunktur kongrelerinin toplandığını ve yüzlerce Avrupalı doktorun batı da bilim ve sanatı ile eski Çin Akupunktur bilim ve sanatım birleştirmeye çalıştığını söylüyor ve şöyle devam ediyordu:

"Dizin hemen altından bacağın dış yüzeyine batırılan bir iğnenin (iğne başka yerlerden daha derine de girebilir; ustaca sokulursa, hiç kan çıkarmaz) karaciğerin çalışmasını etkileyebilmesi hiç şüphesiz muazzam bir şey. Normal olarak sağlıklı bir organizmada (Çinliler'in ileri sürdüğüne göre) sürekli bir enerji dolaşımı vardır. Akupunktur, enerji akışını yeniden yönlendirir ve normal hale getirir."

"Çinli Akupunkturistler, kol ve bacakların, gövde ve başı, vucudun çeşitli organlanyla şu ya da bu şekilde bağıntılı olan gözle görülmez "dikey çizgiler"le bölgelere ayırıyorlar. Huxley bunu "bir ampirik olgu meselesi olarak" kabul ediyor ve şöyle diyor:

"Bu dikey çizgilerin üzerine aşırı duyarlı noktalar işaretlenmiştir. Bu noktalardan birine batırılan bir iğne noktanın üzerinde bulunduğu çizgiyle bağıntılı olan orqanın işleyişini etkiler. Usta bir Akupunkturist, iğneyi isabetli noktalara batırarak, normal enerji dolaşımını yeniden kurar ve hastalığı ortadan kaldırır."

"Burada gene omuzumuzu silkebilir ve bunun seçmesepet bir şeyolduğunu söyleyebiliriz. Ama en son Akupunktur Kongresi tutanaklarına bir göz atarsak, deneycilerin son derece hassas elektrik ölçme araçları kullanarak bu Çin dikey çizgilerin izleyebildiklerini ve iğneyi stratejik bir noktaya beiırdıklerırıde, oldukça büyük ölçüde elektrik değişimlerinin kaydedildiğini öğreniriz.

"Huxley, eski Çin yöntemlerinin başarıyla uygulandığı' patolojik belirtiler arasmda çeşitli ruhsal bozuktukların da (örneğin, bazı ruhsal çöküntü ve bunalım türleri) bulunduğunu, muhtemelen organik bozukluklara bağlı olan bu hastalıkların, vücudun normal enerji dolaşımı yeniden sağlanır sağlanmaz, ortadan kalktığını psikanalistin koltuğunda yıllarca elde edilemeyen, sonuçların, bazı vakalarda, gümüş bir iğnenin iki üç betırılışıyla elde edildiğini, anlatıyor.

"Sağlık hizmetlerini Çin 'in köylük bölgelerinin ta içlerine kadar ulaştırma meselesi üzerinde önemle duran Kültür Devrimi, batı eğitimi görmüş tıp edemterını derinden etkilemesinin yanı­sıra, yapılan çalışmalarnı kitlelere danışılması şeklinde daha alçakgönüllü bir anlayışı. da beraberinde getirdi. Akupunktur'un etkinliği ve uygulanışında geliştirilen, yeni teknikler, Akupunktur 'un 1910'lerde, daha yaygmlaşmasmı ve daha büyük sonuç lar elde etmesini sağladı.

"Kendisiyle büyüklerın urlarının alınmasında, göğüs cerrahisinde ve hatta açık kalp ameliyatlarında anestezi yönteminin yeni uyqulamalarını tartıştığımız sırada, Dr. Un Çiacitı, 'Akupunktur'u açıklamak için henüz genel bir anatemi teorisi yok' dedi. Ve 'binlerce bilim adamımız bu mesele üzerinde çalışıyor, yakında şeytanin bacağını kıracağımızı sanıyoruz' diye sözlerini tamamladı.

"1968 Kasım'ınde, eskiden batılilarca Mançurya diye adlandırılan Liaoning eyaletinin başkenti Şenyang'daki sağır ve dilsiz çocuklar için kurulmuş bir okula, sağlik işlerini ve Akupunktur eğitimini yönetmek üzere yollandık. Okul personelini işin tekniğini öğrettik ve onların desteğini sağladık. Kısa bir süre içinde bir çok öğrenci, duyma ve konuşma yeteneklerini yeniden kazandılar .. Söylemeyi öğrendikleri ilk şey; 'Yaşasın Başkan Mao' oluyor. Iki yıl içinde 582 öğrenciye bu tedaviyi uyguladık ve bunların % 98'inden fazlası, yeniden işitmeye başladılar, % 80' ise; kısa cümleler halinde konuşabilmekteydiler. Kökli bir değişiklik meydana geldi. Artık işaret diliyle konuşmaya çalışanlar yok; onların yerini okuma ve şarkı sesleri eldi.

"Günlük Akupunktur tedavilerini izliyoruz: Iğneler tertemiz yıkanmış kulakların gerisine, derine benziyor. 'Zorluklardan ve ölümden yılma' diye bağırıyor bir delikanlı, neredeyse yaşararak.

"Şimdi bu gibi okullar; diğer, Çin şehir ve kasabalarında da açılmış bulunuyor. Pekin'de evvetce karşılaşmış olduğum Hollandalı bır doktora ve eşine, bu hususteki görüşlerini sordum. Her ikisi de Amsterdam'daki bir sağırlar okulunda, ileri Avrupa tekniklerini kullanarak yıllarca çalışmışlardı. Başlarını sallayarak mucize' dediler; 'iman tedavisi'.
''Akupunktur, Anatomi Teorisi'nce hala izah edilmemiş olabilir. Ancak, seyılerı gittikçe artan batılı Akupunktur uzmanlarının da doğrulayacağı gibi, artık bir mucize olmanın çok ötesine geçmiştir".

 

Akupunktur Meridyenleri
ve Akım Noktaları

Bilim Araştırma Grubu

Akupunktur'u Çin'de ilk defa öğrenen Avrupalı, Hollandalı doktor Ten Rhyne'dir. Rhyne, geri döndüğünde bu şaşırtıcı tedavi yöntemi hakkında "pek bir şeyanlayamadım" diye yazmıştı. Bu yazı 1681'de yazılmıştı ve bu anlaşılmazlık hali, yüzlerce yıl sürdü. Fakat, artık günümüzde bu böyle değildir. Akupunktur bir sır olmaktan çıkmıştır. 'Akupunktur' sözcüğü, Avrupalı doktorlarca oluşturulmuştur. Latince de nokta anlamına gelen 'ecus' ile batırmak anlamına gelen 'punqere' sözcüklerinin birleştirilmesiyle elde edilmiştir. Çin de ise; bu tedavi yönteminin adı 'Tsctıen Techtu'cs», Anlam bakımından ikisi de aynıdır.

Akım Noktaları ve Meridyenler

İnsan vücudundaki bazı 'belirli noktalar' ile iç organların fonksiyonları arasında bir ilişki vardır. Bunlar, vücut üzerinde belirli bir hat üzerine dizilmiş 'Meridyenleridir. Meridyenler, simetrik olarak dizilmişlerdir. Yani vücudun her iki yarısında eşit sayıda Akupunktur noktaları vardır.

İnsan vücudunda toplam olarak: - 12 Merkez Meridyen - 12 Yan Meridyen - 8 Ozel Meridyen bulunmaktadır. Bu meridyenlerin tümü, aynı öneme haiz değildirler. Bunlar önemli, daha az önemli ve önemsiz olarak kendi aralarında ayrılırlar.

Böylece, bunlar değişik derecede önem taşıdığından, doktorlarca tümünün bilinmesi ve tedavilerde kullanılması da söz konusu.

Böyle olunca mütehassıslarca da tüm noktaların bilinmesi gereksiz olmaktadır. Sadece önemli ve pratikte sonuç alınmış olan noktaların iyi bilinmesi, tedavilerde yeterli olmaktadır.
Bu güne değin bilinen Akupunktur noktalarının sayısı 1054'ü bulmaktadır. Fakat bu sayı, onun maximum değeri değildir. Tüm bilimlerde olduğu gibi, gelişim süreci, Akupunktur için de geçerli olduğundan, bu sayının artması ve yeni yöntemlerin bulunması söz konusudur. Fakat bunlar, Akupunktur'un temel kurallarını değiştirmemekte, yalnızca uygulamada kolaylık, çabukluk ve rahatlık sağlamaktadır. Buna en iyi örnek, son yıllarda Akupunktur'un cerrahi operasyonlarda ağrı ve acı duymayı ön le yici olduğunun bulunması ve pratikte geniş olarak kullanılmaya başlanmasıdır. Yirmi yıldan beri kullanılan bu yöntemde de, gelişme olmuş, ağrı ve acıyı dindirmek için 30 kadar iğne kullanılırken, bu gün bu sayı 2-4'e kadar düşürülebilmiştir.

Yine eskiden, vücudun sayısız noktalarına ve meridyenlerine iğneler batınlırdı, oysa bu gün kulakta saptanan çok hassas ve etkin bölgeler (Akupunktur noktaları) sayesinde, bu saplama sayısı çok azalmıştır. Bu yol ile narkoz sistemi artık tarihe karışmış sayılmaktadır. Bu gün Akupunktur, tüm cerrahi operasyonlarda narkoz yerine kullanılmaktadır. Ve tüm yan etkilerden uzak olarak.

Yin ve Yang Enerjilerinin Yeni Yorumları

Vücut organları, sadece bir Akupunktur noktasından etki altına alınmamaktadır. Fakat yine bir çok Akupunktur noktası bir organı etki altına almak için kullanılmamaktadır. Karşılıklı tesir, meridyenler aracılığı ile tüm organ ,grupları üzerinde ortaya çıkmaktadır. Çalışmalar ve uygulamalar göstermiştir ki; organ grupları, belirli ortak özellikler göstermektedir. Bu ortak özellikler Eski Çin'de 'Yin've 'Yang' büyük enerjileri.olarak belirtilmiştir.

Bu düzenlemeden bu gün vazgeçilmiştir. Fakat bu teorinin, bu günkü bilimsel bulguların ışığı altında belli bir amaca yönelik bir şeyler anlatma durumunda olduğu da ortaya çıkmıştır.

Oniki Merkez Meridyen

Çağdaş tıp, insan vücudunda iki ana yönetim grubunu kabul etmektedir.

Her organ, vegetative sinir sistemi tarafından sevk ve idare edilmektedir. Bu sevk ve idare, aynı anda iki görevi de yüklenmiştir. Sempatik sinir sistemi, iç güdü, iş, enerji ve güç. İkinci olarak, sinir sistemi ile sakinlik, dinlenme ve uyku sağlanmaktadır.

Sinir sistemleri hakkında Akupunktur buluşlartnı incelemekle çok geniş bilgilere sahip olunacaktır. Oyle görünmektedir ki; meridyenler bu iki sevk ve idare edici sinir sistemi ile bu türlü ilişkidedir.

Merkez meridyenler iki büyük grupta toplanmıştır:
- Aktif olanlar: Yang Organları
- Pasif olanlar: Yin Organları

Aktif Meridyenlere ait olanlar:
- Kalınbağırsak Meridyeni.
- Miğde Meridyeni.
- İncebağırsak Meridyeni.
- Mesane Meridyeni.
- Safrakesesi Meridyeni.
- Üç Bölümlü lsıtıcı Meridyeni.

Pasif Meridyenlere ait olanlar:
- Akciğer Meridyeni.
- Dalak Meridyeni.
- Kalp Meridyeni.
- Böbrek Meridyeni.
- Karaciğer Meridyeni.
- Kalp Uzmanı Meridyeni.

Bu meridyenler, birbirleriyle karşılıklı ilişkidedirler ve bu ilişki, enerji alışverişi ile açıklanmaktadır.

Aktif organlara ait meridyenler, vücudun (uzuvlann) dış kısımlarında bulunmaktadır. Kollarda; İncebağırsak ve Üç Bölümlü Isıtıcı Meridyenleri, bacaklarda; Mesane, Safra ve Miğde Meridyenleri.

Pasif organlara ait meridyenler ise;" genellikle vücudun - (uzuvların) iç kısımlarında bulunmaktadır. Orneğin; kolun iç kısmında, Kalp, Akciğer ve Kalp Uzmanı Meridyenleri; bacakların iç kısımlarında da diğer üç pasif meridyen bulunmaktadır.

Bu sistemin bilinmesi ile tedavinin büyük bir bölümü kolaylaşmaktadır.

Meridyenler Üzerindeki Beş Temel Uyarı Noktası

Akupunktur tedavi yöntemini öğrenmeye geçmeden evvel, bu nokta çeşitleri hakkında yeterli bilgiye sahip olunmalıdır. Çünkü bunların her biri, değişik işlevlere sahiptir.
Bu noktalar beş bölümde toplanmaktadır:

1- Harmoni Noktası:
Bu nokta kısaitıimış olarak "H-N" şeklinde gösterilmiştir. Bu noktalar bir meridyenin başlangıç ve bitiş yerlerinde bulunurlar. Bu noktanın akımı, tüm organlar için bir harmoni, ahenk ve uyum sağlar. "H-N" hastalık teşhis edildikten sonra, çeşitli organların bozulan fonksiyonlarının yeniden normale dönmesinde kullanılır. Bu noktanın kullanımında en yüksek başarı çelik iğneler ve parmakla masajda (Akupressör) elde edilmiştir.

2- Uyarıcı Nokta:
Bu nokta kısaitılmış olarak "U-N" şeklinde gösterilmiştir. Her meridyende bu noktadan bir tane bulunur. Bu noktanın akımı, organların enerji ve aktivitesini arttırmaktadır. Bu yönden bazen karşıkoyma noktası olarak da adlandırılır. "U-N" organların fonksiyonlan'hı tam anlamıyla yapamadıklan, başka bir deyişle zayıfladıklan, kuvvetten düştükleri zamanlarda, onları güçlendirmek ve yeniden aktif düzeye çıkarmak için kullanılır. Bu noktanın kullanımında en yüksek başarı, altın Akupunktur iğneleri ile elde edilmektedir.

3- Sakinleştirici Nokta:
Bu nokta kısaltılmış olarak "S-N' şeklinde gösterilmiştir. Her meridyende bu noktalardan bir tane bulunur. Bu noktanın akımı, organlar için teskin edici ve dinlendiricidir. Bu açıdan 'rahatlatıcı-nokta' olarak da isimlendirilir. Organların aşırı çalışmalarında şarj edici, fazla çalışmalarında kuvvet verici, iş ve dinlenme konusunda dengeye qetinci olarak "SN"kullanılmaktadır. Bu noktanın kullanımında en yüksek başarı, gümüş Akupunktur iğneleri ile elde edilmiştir.

4- Alarm veya MU-Noktası:
Bu nokta kısaltıimış olarak "MU-N" şeklinde gösterilmiştir. Her organ sistemi en az bir Alarm noktasına sahiptir. "MU" noktaları çift fonksiyon göstermektedir.

Birincisi, "MU" noktalannın 'parmak ile masalda çok etkin olduğu saptanmıştır.

İkincisi, bu noktanın akımı vücudun her türlü ağrı ve sızısını dindirmektedir. "MU" noktalarının kullarumında en yüksek başarı 'parmak ile masaj'da elde edilmiştir.

5- Özel Nokta:
Bu nokta kısaltılmış olarak "O-N" şeklinde qösterilmiştir. Bu bölümde bir çok Akupunktur noktaları toplanmıştır. "O-N" bir çok Çinli ve Avrupalı Akupunkturistlerce de belirtilmiştir. Bu kitapta da bu noktaların önemlilerine değinilmiştir.

Merkez Meridyenlerin Akımları

Bu farklı etki çizgileri, şemalar üzerinde gösterilmiştir. Merkez meridyenleri simetriktirler. Yani vücudun her iki yarısında karşılıklı olarak bulunurlar.
Önemli Not: (Noktaların yerlerini kesin olarak saptamak için çizimleri dikkatlice inceleyiniz.)

1-) Kalp Meridyeni:

Bu meridyen 9 noktadan meydana gelmiştir. Göğüs adalesinin dış kısmından başlar, sonra üst ve ön kolun iç kısımları boyunca aşağı doğru iner ve baş parmağın ucunda sonlanır.(bkz. Şekil-1)

Önemli noktaları şunlardır:

Harmoni (H-N/ır Göğüs kafesinin üçüncü aralığında omuz hizasında. Ve ayrıca baş parmağın üzerinde, tunaöm yaklaşık 2 mm. yan tarafındadır. Bu noktadan başarılı sonuç, genellikle Akupressör'de elde edilmiştir.

Uyan (U-N/I): Meridyenin 7. noktasıdır. Elin iç kısmında bilek kemiğinin bittiği yerde yandadır.

Sakinlik (S-N/I): Kolun üst kısmının ortalarına tekabül eder. Alarm (MU-NU): Kalp meridyeninde üç MU noktası vardır.

Fakat bunların kalp meridyeni alarmı ile direkt ilişkileri yoktur. Birinci MU-N, burun kökünün üç parmak üstünde, alında ve ortadadır. ikincisi, elmacık kemiği ile göz arasında. Üçüncüsü göğüs kemiğin üç parmak altında lokalize olmuş durumdadır.

Özel (O-N/I): Kalp meridyeninde (O-Nil) yoktur.

2-) İncebağırsak Meridyeni:

Bu meridyenin 19 noktası vardır. (Vücudun her iki yarısında .38 nokta).
Meridyen, işaret parmağının uç kısmına yakın olarak başlar. Kolun dış kısmından yukarıya çıkarak, sırtı yanlamasına geçer ve yukarıya doğru dönerek, çeneye ulaşır ve kulak memesinin tam ortasında son bulur. (Bkz. Şekil-2)

Onemli noktaları şunlardır:

Harmoni (H-N/It): Işaret parmağının ucunda, dış kısmında ve 2 mm. yanda; ve kulak memesinin ortasında.

Sakinlik (S-N/lı):Uyan (U-N/Ii): işaret parmağının üzerinden yukarıya doğru çıkan hat üzerinde, bilek ile işaret parmağının bitim noktası arasında, ortadadır.

Uyan (U-N/Ii): Işaret parmağı hareket ettirildiği zaman, hareket eden mafsal üzerinde, bu mafsal el açılıp, kapatıldığı zaman da gözle görülebilecek biçimde hareket eder.

Alarm (MU-N/Ii): Kasık kemiğinin bir el genişliği kadar üstünde, vücudun ortasından geçen bir hat, orta çizgi üzerinde.

Özel (O-N/Ii:Ozel noktası yoktur.

3-) Mesane Meridyeni:

Mesane meridyeni en uzun meridyendir. Burnun yan kısmında, göz çukurunun kenanndan başlar, kafatası üzerinden qeçer, sırtta iki bölüm şeklindedir.
Içteki kısım, sırtın alt kısmında son bulur.
Dıştaki kısım ise; bacaktan aşağı iner, ayağın üst dış kısmına geçer ve ayak küçük parmağının tırnağının başladığı yerde sontanır. (Bkz. Şekil-3)

Her mesane meridyeninde 67 nokta vardır.

Önemli noktaları şunlardır:

Harmoni (H-N/III): Ayak küçük parmağı tımaötrun 2 mm. kadar yanındadır. Mesane meridyeninin başladığı yerdeki Harmoni noktasının fazla bir önemi ve geçerliliği yoktur.

Uyan (U-N/Iii): Harmoni noktasının (III) iki parmak arasında, topuk yönünde, ayağın dış kısmında bulunur.

Sakinlik (S-N/lif): Harmoni noktasının (III) bir el genişliği arkasında, ayağın dış kısmında.

A/arm (MU-N/III): Kasık kemiğinin bir parmak genişliğinde
üstünde, orta çizgi üzerinde.

Özel (O-N/III): Ozel noktası yoktur.

4-) Böbrek Meridyeni:

Bu meridyenin 27 (vücudun her iki yarısında 54) noktası vardır. Ve Harmoni noktası ile ayak tabanından başlar. Bacağın iç kısmından yukarı doğru çıkar, orta çizgiye paralelolarak yük­selir ve göğüs-köprücük kemiği ekleminde son bulur. (Bkz. Şekil 4)

Önemli noktaları şunlardır:

Harmoni (H-N/IV): Ayağın altında, ayak baş parmağına ait olan şişkinlik yanında, (Akupressör için) göğüs köprücük kemiğinin hemen altında. (Soldaki noktada sağdakinden daha etkilidir )

Uyan (U-N/IV): Baldır kemiğinin kenarında, kemiğin iç kısmında, üç parmak yukarısında. (Kemiğin direkt üzerinde değiL.) Sakinlik (S-N/IV): Ayağın iç kısmında, bir el genişliği yukarıda, meridyen boyunca (H-N/IV) ün arkasında.

Alarm (MU-N/IV): MU noktası 12. kaburganın serbest ucundadır.

Özel (Ö-N/IV): iç malleus'un bir parmak altında bulunur.

Aşk ve kanın kralı olarak tabir edilen bu nokta, uzun zamandan beri her türlü seksüel bozukluklarda başarı ile kullanılmaktadır. Bu noktada en fazla başarı, küçük altın Akupunktur iğneleri ile elde edilmiştir.

5-) Kalp Uzmam Meridyeni:

Bu meridyen, özellikle kan dolaşımı ve seksüaliteyi koordine eder.
Meridyen, meme başı ile koltuk altı kenan hizasında bu iki bölgenin arasından başlar, kolun iç kısmından aşağı doğru iner ve orta parmağın uç kısmında son bulur. (Bkz. Şekil-5)

Önemli noktaları şunlardır:
Harmoni (H-N/V): Orta parmak tırnağının yanında, memebaşı ve koltuk altı kenan arasında 4. kaburga boşluğunda. (Akupressör için)

Uyan (U-N/V): EI ile bilek kemiği eklemi arasında.

Sakinlik (S-N/V): (U-N/V) noktasının iki parmak arkasında. A/arm (MU-N/V): Bu nokta, harmoni noktası ile üstüstedir;
4. kaburga kemiği boşluğunda. Bu noktanın kullanımında Akupressör yöntemi çok etkilidir. .
Ozet (O-N/V): Bu meridyenin özel noktası bulunamamıştır.

6-) Üç Bölümlü lsıtıcı Meridyeni:

Bu meridyenin Uç Bölümlü lsıtıcı adını alması; onun vücudun solunum, sindirim ve salgı sistemleri üzerinde etkin bir rol oynamasından ileri gelmektedir. Bu meridyen, harmoni noktası ile yüzük parmağı tırnağı yakınından başlar. 23 noktadan meydana gelmiştir. Kolun dış kısmından yukarı doğru çıkar, köprücük kemiğinden geçerek, omuz ve kulağa ulaşır. (Bkz. Şekil-6)

Önemli noktaları şunlardır:

Harmoni (H-N/Vı): Yüzük parmağının 2 mm. yanında, küçük parmak tarafında. BJ noktada özellikle çelik Akupunktur iğneleri başarılı olmuştur. Ikinci harmoni noktası, kulak üst kıvrım sonundaki bölgedir. (Akupressör için.)

Uyan (U-N/Vı): Elin üzerinde, 4, ve parmak arasından iki parmak arkada.

Alarm (fYlU-N/VI): Göbeğin iki parmak altında, orta çizgide. Ozel (O-N/VI): Dirsek kıvrımının hemen üzerindedir. Romatizrna ve adale ağrısı için çok etkili bir noktadır, (Akupressör).

7-) Safra Kesesi Meridyeni:

Bu meridyen, kafadan ayağa kadar iner. Toplam olarak 44 noktadan meydana gelmiştir. (H-N/VII) ile gözün dış kananndan başlar, bacağın dış yüzünden (kenarından) aşağı doğru iner ve 4. ayak parmağında sonlanır. (Bkz. Şekil-7)

Önemli noktaları şunlardır:

Harmoni (H-N/VII): Gözün dış kenarında yalnız Akupressör: ve 4. parmağın tırnaktan 2 mm. yanında küçük parmak tarafında.

Uyan (U-N/VII): 4. ayak parmağında tırnağa yakın ve yanda. (Küçük parmak tarafı nda)

Sakinlik (S-N/VII): Baldır kemiği üzerinde yanda.

Alarm (MU-N/VII): Bu msrldyende iki adet MU-N vardır.

Önemlisi; 5. kaburga kemiği boşluğunda, koltuk altı hizasında; ikincisi, hemen onun altında 6. kaburga kemiği bosluğunda.
Özel (Ö-N/VII): iki kaşın ortasından iki parmak üzerindedir.
Özellikle safra kesesi hastalıklarında kullanılır,

8-) Karaciğer Meridyeni:

Ayak baş parmağı tırnağı kenanndan başlar, bacağın iç kısmından yukarı doğru çıkar ve sonlanır. Toplam olarak 14 noktadan oluşur. (Bkz. Şekil-8)

Önemli noktaları şunlardır:

Harmoni (H-N/VIII): Iki harmoni noktası vardır. Ilki; ayak başparmağı tırnağı yanında, ikincisi; 7. kaburga kemiği boşluğunda, memebaşı hlzasında.

Uyan (U-N/VIII): Diz matsalt kıvnmı üzerinde, bükülen kemik üzerinde.

Sakinlik (S-N/VIII): Ayak başparmağı ile 4. parmak arasındaki bölge.

Alarm (MU-N/VIII): Eşit değerde iki MU-N vardır. Birincisi; kafatasının üst ortasında, ikincisi; iki kaşın arasındadır.

Özel (O-N/VIII): Bu güne kadar bulunamamıştır.

9-) Akciğer Meridyeni

Bu meridyen, 3. kaburga kemiği boşluğundan başlar ve kolun iç kısmından aşağı doğru inerek, serçe parmağında sonlanır

Önemli noktaları şunlardır:

Harmoni (H-N/IX): 3. kaburga kemiği boşluğunda ve serçe­parmak tırnağının 2 mm. iç yanında.

Uyan (U-N/IX): Serçe parmağı üzerinde (H-N/IX) ile aynıdır.

Sakinlik (S-N/IX): Serçe parmağından yukarı doğru çıkan hat üzerinde, bileğın hemen önünde.

Alarm (MU-N/IX): ilk MU-N, birinci (H-N/IX) ile üst üstedir. ikincisi iki kaşın arasında; üçüncüsü burun kökünün üç parmak üzerinde (MU-N/IX) noktası gibi.

Özel (Ö-N/IX): Bronşit (Sigara içenler) için çok kullanılan bir nokta. Göğüs kemiğinin üst bittiği yerde.

10-) Kalınbarsak Meridyeni:

Bu meridyen, serçeparmaçı tırnak kökünden başlar, kolun üst kısmından yukarı doğru çıkar, omuz üzerinden burun deliği kenan ile dudak arasında sonlanır. (Bkz. Şekil-1O)

Önemli noktaları şunlardır:

Harmoni (H-N/X): Serçe parmağının iç tarafından, yanda tırnak yakınında (çelik Akupunktur iğnesi) ve burun deliği kenan ile dudak arası (Akupressör).

Uyan (U-N/X): Serçeparmağından yukarıya doğru çıkan hat üzerinde, bilek ile serçeparmağı bitimi arasındaki mesafenin ortasında.

Sakinlik (S-N/X): Bükülmüş kolda, dirsek kısmı hizasında, dışta.

Özel (O-N/X): Omuz başı üzerinde. Bu nokta özellikle hemoroid ağrılarına karşı çok etkilidir.

11-) Miğde Meridyeni:

Başın üst kısmından ayağa kadar uzanan bu meridyen, 45 noktadan meydana gelmiştir. Alnın üst yanından, altçeneye; göz, boyun, göğüs, miğdeden; bacağın ön kısmından, ayak parmak tırnağına kadar iner. (Bkz. Şekil-11)

Önemli noktaları şunlardır:

Harmoni (H-N/X/): Alnın üst yan kısmında (Akupressör); ikinci ayak parmak tırnağının başparmak yönünde yanında. (Çelik Akupunktur iğnesi).

Uyan (U-N/XI): Baldır kemiğinin alt kısmında.

Sakinlik (S-N/XI): ikinci ayak parmağındaki (HeN/XI) ile üst üstedir.

Alarm (MU-N/XI): Göbeğin 5 parmak üzerinde, orta çizgi üzerinde.

Özel (Ö-N/X/): Şimdiye kadar bulunamamıştır.

12-) Dalak Meridyeni:

Ayak başparmağı tırnağı dibinden, göğüs kafesine kadar uzanan bu meridyen, 21 noktadan meydana gelmiştir.(Bkz. Şekil-1)

Önemli noktaları şunlardır:

Harmoni (H-N/XII): Ayak başparmağı tırnağının 2 mm. kadar yanında ve 6. kaburga kemiği boşuluğunda, omuzun ön sım hizasında.

Uyan (U-N/XII): Ayak başparmağı matsalı aralığında. 'Ta­Tou'.

Sakinlik (S-N/XII): Ayağın kubbeli üst kısmi ortasında, kenar kısmın en yüksek noktasıdır.

Alarm (MU-N/XII): 12 kaburganın iki parmak altında (sadece solda.)

Özel (Ö-N/XII): Şimdiye kadar bulunamamıştır.

12 merkez meridyen, yan ve özel meridyenlerle tamamlanır. Bu akım çizgileri, Akupunktur noktalarını birleştirir. Fakat bunların kullanımı çok karmaşık olduğundan, batı Akupunktur öğreticileri tarafından anlatılmamaktadır.

Burada 'Konsepsiyon' ve 'Yönetici' meridyenleri birer istisna teşkil ederler. Bu iki akım çizgisi üzerinde önemli noktalar bulunmaktadır ki, bunlarla bilinen yöntemlerle (Harmoni, Uyarı, Sakinlik, Alarm ilk yardım) uygulamalar yapılmaktadır.

Yönetici ve Konsepsiyon rneridyenlertnin özellikleri, iki de birden mevcut olrnayışlandır. Bunların ikisi de, vücudun orta çizgisi boyunca uzanırlar.

13-) Konsepsiyon Meridyeni:

Bu akım çizgisi Çin'de "Jen-mei" (gebeliğin koruyucusu) olarak tanımlanır. 24 noktadan oluşmuştur. Bu meridyen, vücudun ön ortasında bulunur. Kuyruk sokumu kemiğinden, çenenin sivri ucuna kadar çıkar ve sontanır. (Bkz. Şekil-13)

Harmoni (H-N/XIII): Harmoni noktası; alt çene kemiğinde, çenenin sivri ucunda, ortadadır.

Uyan (U-N/XIII): Göğüs köprücük kemiğinin iki parmak al­tında, orta çizgide.

Sakinlik (S-N/XII/): Göğüs kemiğinin alt uç noktasında. Alarm (MU-N/XIII): Bu meridyen bir çok MU noktalarını bünyesinde taşır. Bunlar da bir çok orqan sistemlerine dağılır. Orneğin kan dolaşımı, kalp, miğde, incebarsak, mesane gibi.

Bu MU-noktaları, sözü edilen meridyenlerde açıkça antatılmıştır.

Özel (O-N/XIII): Gebelik ve seksüaliteye ilişkin bir çok özel nokta vardır.

14-) Yönetici Meridyen:

Bu Çin'de "Tu-mei' olarak isimlendirilir. 28 noktadan oluşmuştur. Dudağın üst kısmından, ortadan başlar, kafanın üstünden geçer, omurga boyunca aşağı doğru iner ve kuyruk sokumunda sonlanır. (Bkz. Şekil-14)

Harmoni (H-N/XIV): Ust dudağın üst kısmında ortada oldukça önemli bir noktadır.

Uyan (U-N/XIV): Iki kaşın arasından 3 parmak yukarıda, orta çizgi üzerinde.

Sakinlik (S-N/XIV): Başın tepe noktasında. (Yalnız Akupressör için).

Alarm (MU-N/XIV): Köprücük kemiği hizasında, omurgu üzerinde ort? çizgide.

Özel (O-N/XIV): Bu (H-N/XIV) ile üst üstedir.

f - Meridyenler ve Üzerlerindeki Başa Ait Noktalar

Bu kitapta; meridyenlerin tüm önemli noktaları ve son yıllarda yapılan yoğun çalışmalar sonucu, geçerliliği saptanan yeni Akupunktur noktaları gösterilmiştir. Kafa Noktaları şeması, tüm bu meridyenlere ilişkin noktaların başta bulunanlartru, toplu bir biçimde göstermektedir. (Bkz. Şekil-1S).

g- Meridyenlerin Genel Fonskiyanları ve İlgili Organları

Bir meridyenin isim ve numarası ile Harmoni, Uyarı, Sakinlik, Alarm ve üzel noktalarını dikkatlice tespit etmek, onun kullanımındaki başarının temel esaslarını oluşturur.
Buradan yola çıkarak, akım çizgilerinin; belirli sağlık düzeni sağlamasırıda geniş spektrumlu roloynadığını ifade edebiliriz. Orneğin: Kalp meridyeninin fonksiyonu, sadece kalple sınırlı değildir. Onun çok daha ötelere uzanan etkinlikleri vardır. Bunlar, kalbi çeşitli yönlerden etkileyen, bilinen veya bilinmeyen sinir sistemi fonksiyonları ve her türlü ruhsal durumlardır.

Bu durum, diğer tüm merkez meridyenler için de geçerlidir.
Bu ana meridyenler, sayısız. vücut fonksiyonlarina çeşitli yönlerden etkide bulunurlar.
Genelolarak meridyenlerin temel fonksiyonları ve tekabül ettikleri organlar hakkında bilgi edinmek yeterli olacaktır:

Kalp Meridyeni (/): Kalp, psişe.

İncebağırsak Meridyeni (II): Mukoza ve düz (istemdışı) kasların kramplarının çözülmesinde.

Mesane Meridyeni (!I!):Vücudun hertürlü salgılannda.

Böbrek Meridyeni (IV): Böbrek, kan dolaşımı.

Kalp Uzmanı Meridyeni (V): Seksüalite, kan dolaşımı.

Üç Bölümlü ısıtıcı Meridyeni (VI): Solunum, sindirim, salgı sistemi.

Safra Kesesi Meridyeni (VII): Psişe, safra kesesi, kramp çözülmeleri.

Karaciğer Meridyeni (VIII): Karacığer, metabolizma, her türlü nekahat.

Akciğer Meridyeni (IX): Akciğer, bronşlar, ağız-boğaz.

Kalıbağırsak Meridyeni (X): Sindirim, şişmanlık, zayıflık. Miğde Meridyeni (XI): Her türlü psikolojik dengesizlik, miğde.

Dalak Meridyeni (XII): Dalak, pankreas, kan, katılgan doku.

Konsepsiyon Meridyeni (XIII): Alarm noktaları, seksüalite.

Yönetici Meridyen (XIV): Dişler, bunalımlar, ağrılar.

 

Akupunktur ve Bilimsel Etüdler
Bilim Araştırma Grubu

Akupunktur, Çin doktorları tarafından 5000 yıldır kullanılmakta olan bir tedavi şeklidir. Akupunktur, belli tanılara karşı, derinin belli noktalarına metal iğneler sokulmasından ibarettir.

Çin tıbbına göre bu iğneler, bir organdan diğerine, belirli bir yönde düzenli olarak akmakta olan bir enerjinin dolaşımını uyarmakta ve (-) ile (+) arasındaki kutuplaşma dengesini (yin-yang'ı) sağlamaktadır. Deri aracılığıyla iç organları etkileme amacı güden bu yöntemde, deri üzerinde uzunlamasına çizgiler şeklinde organ izdüşümlerinin bulunduğu ve bunların kendi aralarında helezona benzer şekilde eklemleştikleri varsayılmaktadır.

Belli bölgelerdeki nabızları yoklayarak, bunlarda belli hastalıklara karşı olan hafif değişmelerden kutuplaşma dengesizliğinin tanısını yapmak yönüne gidilmektedir. O halde denilebilir ki; Akupunktur, beş esrarlı olaya dayanmaktadır:

- Periyodik bir enerjinin dolaşımı.
- Organların deri üzerinde çizgi şeklinde izdüşümü.
- Genel kutuplaşma "Yin-Yang" (- veya ).
- Nabızları yoklayarak, kutuplaşma dengesizliğinin tanısı.
- Özel noktalara sokulmuş iğnelerin iyileştirici etkisi.

Enerjinin Dolaşımı ve Organların İşlevleri

Besin, uyku, ışık ve suya ihtiyaç duymamız hayatı sürdüren bir motora, çeşitli 'yakıt/ar sağlamak içindir. Sinirlerin uyarılmasında ve kalbin kasılmasında bir elektrik enerjisinin sözkonusu olduğu iyi bilinmektedir. Anlaşılmayan taraf, nasılolup da, bu enerjinin bir organdan diğerine, belli bir yönde aktığıdır.

Biyolojik çalışmaların gösterdiğine göre; kalbin çalışması gece yarısı minimumdur. (Çinliler'in tarif ettiği bir olay). Astım krizlerinin ve safra kesesi ağrısının gece tutması. dışkılamaların sabah oluşu, sabahları kahvaltı etmenin önemi, akciğer, safra kesesi, kalın bağırsak ve miğdenin en fazla bu saatlerde çalışmasından ileri gelmektedir.

Organların Deri Üzerinde Çizgisel İz Düşümü

Apandisit ağrısının karnın sağ alt kısmında 'Mac Burtıey Noktasında hissedildiğini herkes bilir. Kalbindeki koroner damarları daralmış hastalar, (Angine pectoris) kol boyunca küçük parmağa kadar uzanan çizgisel ağrıyı çok iyi tanırlar. Atların bazı hastalıklarında, deride mercimek şeklinde terleme bölgeleri görüldüğünü keşfeden veteriner Roger'ı da unutmamak gerekir.
Bu deri çizqilerln!n bilimsel şekilde yeniden incelenmesini, A.B.D. Syracuse Universitesi'nden profesör Becker'e borçluyuz. Deri aşıları (Gref'ler) üzerinde çalışan bu araştırmacı şunu bulmuştur: Bir semenderin kesilen beceğını yeniden yapabilmesi, bu hayvanın sinir yüzeyi ile deri yüzeyi arasındaki ilişkiyi en uygun tutmak hususunda çok büyük bir ayrıcalığa sahip oluşundandır.

Becker, 'Hall Olayı sayesinde, deri üzerinde uzunlamasına bir akımın bulunduğunu keşfetti. Hall olayı, bir mıknatısın iki kutbu arasına canlı bir hayvanın bacağını sokmaktan ibarettir. Bu yapıldığı zaman 'galvanometre bacak eksenine dik bir eksen üzerinde sapmakta ve bulduğum deride uzunlamasına akan bil elektrik bulunduğu' anlaşılmaktadır. Becker bu akımın devamlı olduğunu ve hücre potansiyelinden farklı olduğunu kanıtladı. Becker, semender üzerinde potansiyel farklarını ölçerek'orta dikey eksen üzerinde yükselen negatif bir kutup çizgisi ve arkada yükselen pozitif bir kutup çizgisi bulunduğunu' keşfetti; bu çizgiler Çin doktorlarının tanımladığı öndeki negatif 'yin' ve arkadaki pozitf 'yang' meridyenlerini hatırtatmaktadır.
Toulouse Fen Fakültesi profesörlerinden Mira ve Klotz ve Uzay Tıbbı Laboratuvarı'ndan Dr. General Cantoni, bu çalışmaları insan ve benzeri modeller üzerinde tekrarladılar. En iyi elektradlarla yapılan en dakik ölçmeler, bu gözlemlerin doğruluğu üzerinde hiç bir şüphe bırakmadı.

Genel Kutuplaşma ve "Yin-Yang" İlişkisi

Becker'in daha önce 'iki meridyen' üzerinde göstermiş olduğu bu kutuplaşma, doğadaki diğer bir çok 'sinüzoidal değişim olayları'nda da görülmektedir (uyku-uyanıklık, soğuk-sıcak, yüksek-alçak, yaz-kış, kuruluk-nemlilik, soluk alma-soluk verme, elektrokardiyografi, gözbebeğinin genişlemesi-daralması, çalışma-dinlenme, kasılma-gevşeme v.s.), Tekrarlayıcı bir biyolojik olaylar üzerindeki son çalışmalar 'yin-yang' kutuplaşma olayını daha da geliştirdi. Dünya manyetik alanındaki günlük değişmelerin, bazı hayvanlar üzerinde etkisi olduğu anlaşıldı; bununla ilgili olarak gözbebeği, kolestrol'ün periyodik değişimi, beyaz kan kürelerinin yapımı, hücre sodyum pompası v.s. ile ilgili negatil karşı-kontrol (feed-back) veya karşı-reaksiyon üzerinde çalışmalar yapıldı. Çinlilier'in yin-yang'ında sembolleştiği üzere yaşamla ilgili (fizyolojik) değişkenlerde, düzenli bir azalıp çoğalma (ossilasyon) sağlığa işarettir, Bu kutuplaşmaya dayanarak diyebiliriz ki; bazen 'biyolojik saat/erin ayannın düzeltilmesi'gerek­mektedir, bir kasılma için (+ fazlalığı), yatıştırıcı bir ilaç (-), kullanmak gibi.

Ayrıca, bu konuya ilişkin olarak 2300 yıl önce yazılmış olan bir Çin tıp kitabına göre, insan vücudunda 12 tane az çok dikey kanal veya 'meridyen' bulunmaktadır ve bunlar boyunca sıralanan 365 noktaya (modern'ler buna 200 nokta daha katmıştır) bir iğne batırılması, yaşamla ilgili (fizyolojik) bir etkiye neden olmaktadır. Bu noktalar, Batı'da tanınan anatomi (insan vücut yapısı bilimi) sistemlerinden hiçbirine uymazlar. Çinliler'e göre esrarlı nedeni Yin ve Yang kuvvetlerinin, 12 kanaldan akması ve bunların duyarlı bir dengede bulunması zorunluluğudur. Yin; fena, negatif, 'gölgeli' taraf, Yang ise; iyi, pozitif, 'güneşın araftır. Geleneksel akupunkturist, hastanın bir yerinde aşırı Yin buldu mu, bir başka noktaya Yang iğnesini saplar.

İğnelerin Yararlı Etkisi ve Sonuçları

Çok nazik bir konuya gelmiş bulunuyoruz. Bir karaciğer yetersizliğini sol bilek veya ayak atardamar nabzını yoklayarak tanımak veya bir miğde rahatsızlığını sağ bilek veya boyun atardamarından anlamak insana zararsız bir delilik gibi gelmektedir.

Buna karşın, hidrodinamiğin bir bölümü olan modern sıvı­bilim'den şunu öğreniyoruz: Bir sıvı, bir boru şebekesinde nabza neden olacak şekilde dolaşırken, şebekenin bir kısmı üzerinde etkifi bir dış baskı veya iç engel, bu ağ sisteminin uçlarında kaydedilen titreşimlerin değişmesine neden olmaktadır. Engelin, şebekenin şu veya bu noktasına konması, bu titreşim derecelerının yüksekliğini (amplitüd'ünü), yerini ve şeklini etkilemektedir. Goanda, enjeksiyon suretiyle şebekenin bir noktasında, parazit denebilecek bir basınç artması meydana getirmiş vebu çatallanma noktalarında sıvının kollardan birisini seçmelerine neden olmuştur.

5000 yıldır yapmış oldukları gözlemlere dayanarak, Çinliler'in bu yöntemin tüm inceliklerini kavradıklarını düşünmek yerinde olur.

Enerji Dengesizliğinin Nabızdan Tanınması

Akupunkturcu'lar, titizlikle seçtikleri bir noktaya iğne batırarak hastayı tedavi etmeye çalışırlar. Nasılolur da ele batınlan bir iğne, miğren baş ağrısını tedavi edebili Buna bir çok meslekdaşlarımız gülmektedir ve bazı tıp dergilerinde bunun en azından bir büyücülük olduğu yazılmaktadır. Fakat, geçen asırda da kesilip atılmış parmağının veya bacağının ağrıdığını söyleyenlere gülüyorlardı (l Deneysel sinir biyolojisi yardımıyla bu kişilerde kesik yerinde sinirsel bir ur (ampütasyon nevromu) geliştiği anlaşıldığından beridir ki, bu şüphecilik kayboldu.

Uzun zamandan beri beyin üzerinde organlara karşılık iz­düşüm alanları olduğu bilinmekteydi; Mont Pellier Tıp Fakültesi Profesörü Bossl'den öğreniyoruz ki; beyindeki bu izdüşümler 'içiçe geçmiştir: örneğin el alanı, yüz alanının bir kısmını kaplamaktadır. Dr. General Cantoni bu gözlemleri Çin yöntemine uyguladı ve bilekte Çinlilerce iyi bilinen bir noktaya iğne batırılması ağrı uyarısının beynin üç bölgesine birden gittiğini gösterdi:
- İğne batırıları bileğe ilişkin bölge
- Yüz bölgesi
- Karındaki iç organ sinir ağına (splanchnic plexus'a) karşılık olan bölgenin tam ortası.
Bunu öğrendikten sonra Çinliler'in bu noktayı migren baş ağrısını veya bağırsak ağrılarını geçirmek için kullanmalarına hayret etmemek gerekir. Profesör Arnassian 1962 Baltimore Kongresi'nde 'Merkez Sinir Sistemi Organizasyon Örnekleri' adı altında, beyinde organları simgeleyen alanların içiçe geçmeleri üzerinde etraflı bir çalışma rapor etti. Deriyi uyarmak yoluyla be­yinde bir çok organı birden simgeleyen bölgelerden birine 'düşmek' ve sinirsel tutukluk (inhibisbon) denen bir olay sayesinde bu bölgelerden birindeki ağrıyı ortadan kaldırmak mümkündür.

Amassian, önce hayvanların beynine elektrotlar yerleştirmiş ve sonra birbirlerinden uzak deri noktalarını iğneleyerek, bu sırada beyinde meydana gelen elektrik potansiyellerini kaydetmiştir. Diğer taraftan, beyin ameliyatları sırasında yükselen parietal kıvnrn'ın uyanlrnasr, hastalarca vücudun birbirinden uzak bir çok bölgelerinde aynı zamanda hissedilmiştir.

Uzun zamandır 'Çin noktaları'nın varlığını göstermek için çalışmalar yapılagelmiştir. Dr. General Cantoni daha önce 'statik elektrik deşarjlarının bu noktalara doğru toplandığını' işaret etmişti; Niboyet ise, ilk defa olarak 1963'deki doktora tezinde bu noktaların, görünüşe göre, 'elektrik akımına karşı büyük bir direnç gösterdiğini' ileri sürdü. Bu noktaların yerini yaklaşık olarak belirleyebilecek bir çok aletler yapılabildi. dirençli noktaları araştıran bu gibi yeni aletler, bir ter bezi veya kıl üzerinde de sinyal verdiğinden bunlarla elde edilen sonuçlar henüz kesin değildir.

Faraday Kafesi'nde, özel elektrotlarta potansiyel farkını ölçerek, farklı metallerden yapıimış iğnelerin milivoltmetre'yi farklı şekillerde etkilediği gösterilebiidi. Altın ve platin göstergeyi sağa saptırırken; bakır, gümüş, demir ve alüminyumu sola saptırdılar. Akupunktur'da farklı metallerden yapılmış iğneler kullanılmasının akla yatkınlığını göstermek üzere bu deneyler titizlikle ve defalarca tekrarlanmıştır. Şunu da söyleyelim ki; çelik bir iğnenin az veya çok derine batırılması, döndürülmesi ve sürtülmesi gibi olaylar da milivoltmetre göstergesini bir taraftan diğerine doğru oynatmaktadır ve da Akupunktur'da bu tekniği kullananları haklı çıkarmaktadır. Hastanın sol yarısındaki bir ağrıyı geçirmek için, onun sağ yansına iğne sokmak, bizim şu 'Bazı doktorları gülümsetecektir. Buna karşın burada da esrarı profesör Becker çözmektedir.

Profesör Becker daima semenderler üzerinde çalışarak şunu buldu: Bir bacağın ana siniri kesildiğinde, o bacağın ucundan kaydedilen potansiyel farkı şiddetle azalmaktadır. işin tu hafı, bu potansiyel farkı sağlam tarafta çok daha fazla azalıyordu, sanki iyonlar siniri kesilen bacağa yardım için onun tarafına akmışardı. Bu olayın, elektrik bilimince çok iyi tanınan 'konsantrasyon pili'nin bir benzeri olduğu anlaşıldı; profesör Roccart'a göre Akupunktur'un tüm etkisi bu fizik olaya bağlıdır. Becker sinirin kesilmesinden doğacak akımların potansiyel değişimlerini etkiIemesini önlemek için, tuzlu su em dirilmiş süngersi plastikten bir model yaptı ve sinir sistemini temsil etmek üzere bunu lehimlemiş bakır tellerle dorıettı. Bu tellerin çıplak uçlarındaki lehimlerden elektrik akımı ölçülürken bakI( telterder. biri kesildiğinde, semenderde görülen oleyıtı aynısı meyderıe geldi; böylece semenderde deneyden önce kesilen derinin sonuçların yanlış yorumlanmasına neden olmadığı kanıtlanmış oldu.

 

Akupunktur
Resimler, Şekiller

Created by Readiris, Copyright IRIS 2009  Created by Readiris, Copyright IRIS 2009

 

 

Created by Readiris, Copyright IRIS 2009  Created by Readiris, Copyright IRIS 2009 Created by Readiris, Copyright IRIS 2009  Created by Readiris, Copyright IRIS 2009 Created by Readiris, Copyright IRIS 2009  Created by Readiris, Copyright IRIS 2009

Böbrek Meridyeni

Akciğer Meridyeni

 

 

 

Created by Readiris, Copyright IRIS 2009  Created by Readiris, Copyright IRIS 2009 Created by Readiris, Copyright IRIS 2009  Created by Readiris, Copyright IRIS 2009 Created by Readiris, Copyright IRIS 2009  Created by Readiris, Copyright IRIS 2009 Created by Readiris, Copyright IRIS 2009  Created by Readiris, Copyright IRIS 2009

Safra Kesesi Meridyeni

Üç bölümlü ısıtıcı Meridyeni

Kalp Uzmanı Meridyeni

Karaciğer Meridyeni

 

 

 

 

 

Created by Readiris, Copyright IRIS 2009  Created by Readiris, Copyright IRIS 2009

Created by Readiris, Copyright IRIS 2009  Created by Readiris, Copyright IRIS 2009

 

Created by Readiris, Copyright IRIS 2009  Created by Readiris, Copyright IRIS 2009

Miğde Meridyeni

 

Konsepsiyon Meridyeni

Created by Readiris, Copyright IRIS 2009  Created by Readiris, Copyright IRIS 2009

Yönetici Meridyen............. / ................Kafa Noktaları